İSTANBUL (AA) - FURKAN GENÇOĞLU/MEHMET SELÇUK GÜÇLÜ - Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ Üst Yöneticisi (CEO) Ali Haydar Bozkurt, otomotiv sektörünün dinamiklerini değerlendirerek, dünya genelinde piyasaların karmaşık ve değişken bir süreçten geçtiğini söyledi.

Anadolu Ajansı İş Dünyası Haberleri Departmanı tarafından hayata geçirilen 'Yönetim Katı' programına konuk olan Bozkurt, jeopolitik risklerin tedarik zinciri üzerindeki doğrudan etkilerinden vergi politikalarına, tedarik zinciri kırılmalarından bankacılık sistemindeki kredilerin durumuna kadar otomotiv sektörüne dair değerlendirmelerde bulundu.

Sektördeki kredi daralmasının yeni bir olgu olmadığını ve yaklaşık 3 yıldır devam ettiğini belirten Bozkurt, buna rağmen iç pazarın geçmiş dönemlerde rekor kırarak büyüdüğünü ifade etti.

Bozkurt, şubatın sonlarından itibaren Orta Doğu ekseninde tırmanan hareketliliğin ve küresel gerilimlerin pazar seyrini değiştirmeye başladığına dikkati çekerek, petrol fiyatlarının hızla yükselmesinin tüm dünyada enflasyonist endişeleri yeniden tetiklediğini ve bu durumun yerel pazardaki maliyet dengelerini de baskılama riski taşıdığını vurguladı.

Yılın ilk çeyreğinde pazar hızında görece bir yavaşlama hissedildiğini dile getiren Bozkurt, binek otomobil pazarındaki düşüşün hafif ticari araç pazarındaki yükselişle dengelendiğini söyledi.

Normal şartlar altında yılın ilk çeyreğini inceleyerek, kalan ayların projeksiyonunu yüksek doğruluk payıyla yapabildiklerini anlatan Bozkurt, mevcut jeopolitik belirsizlikler nedeniyle küresel şirketlerin ve ekonomi yönetimlerinin artık alternatifli planları konuşmak durumunda kaldığını belirtti.

İç pazarda uzun süredir kararlılıkla uygulanan enflasyonla mücadele programının sürdürüldüğü bir dönemde küresel piyasalardan gelen bu sinyallerin yakından takip edildiğini dile getiren Bozkurt, özellikle uluslararası lojistik rotalardaki tıkanmaların ve ham madde fiyatlarındaki öngörülemez hareketlerin nihai ürün tedarikini zorlaştırma potansiyeline sahip olduğuna işaret etti.

- 'Bir tane parça gelemiyorsa tedarikçiden, o otomobili banttan indirme şansınız ortadan kalkıyor'

Bozkurt, şubat sonunda tırmanan küresel risklerin ardından yatırımcıların emtia piyasalarına yöneldiğini ancak altın ve gümüş fiyatlarında yaşanan beklenmedik sert düşüşlerin bu kitleyi bekleme pozisyonuna ittiğini söyleyerek, jeopolitik risklerin doğrudan uluslararası ticari koridorları vurduğunu ifade etti.

Hürmüz Boğazı ve bağlantılı rotalarda yaşanan güvensizlik ortamının lojistik sürelerini uzattığını ve maliyet yapılarını bozduğunu dile getiren Bozkurt, otomotiv sanayisindeki entegre üretim yapısının tek bir bileşene olan hassasiyetini ve bunun fiyatlama mekanizmalarına olası yansımalarını şöyle değerlendirdi:

'Diyelim ki, binlerce parçadan oluşan bir üründen bahsediyorsunuz. Tedarikçiden bir tane parça gelemiyorsa, o otomobili banttan indirme şansınız ortadan kalkıyor. Bu endişeler söz konusu. Bu iş böyle birkaç ay daha uzarsa önümüzdeki süreçte maliyetlere yansıması endişesi büyük. Çünkü maliyetlerin artması her zaman bizleri tedirgin eder. Çünkü pazar küçülür. Otomobile ulaşan insan sayısı azalacağı için bizim de o zaman satışlarımız mutlaka düşer. Henüz şu anda mart-nisan ayında bunun maliyetlere çok yüksek yansımasını yaşamadık. Çünkü genelde eldeki stoklarla yeni gelen üretimde bir paçal maliyet şeklinde yönetilir.

Ne kadar hızlı bir şekilde eldeki stoklar azalırsa, yeni gelen ürünler devreye girerse, onlar yüksek maliyetten gelirse eğer endişe ettiğimiz gibi, bu sefer ne olacak? Ortalama maliyetleriniz yükselmeye başlayacaktır. İşte o seviyeye gelmeden savaş durumu ortadan kalkarsa ne ala ama o seviyeleri görürsek önümüzdeki aylarda fiyatların yükselmesinden kaynaklı olarak maalesef ki, satış hızında düşmeler olabilir diye düşünüyorum.'

Bozkurt, bankacılık sektöründeki mevcut durum ve finansmana erişim koşulları çerçevesinde iç pazarda rahatlama sağlayacak bir gevşeme beklentisinin yakın vade için rasyonel olmadığını kaydederek, faiz oranlarının seviyesi ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından uygulanan kredi kısıtlamalarının pazarın ritmini belirleyen iki temel unsur olduğunu söyledi.

Mevcut piyasa hacminin aylık 100 bin adet seviyesinde tutunmayı başardığını, bu tempo sürdüğü müddetçe düzenleyici kurumların acil bir gevşeme adımına ihtiyaç duymayacağını tahmin ettiğini belirten Bozkurt, kısıtlamalar esnetilse dahi mevcut faiz maliyetleriyle kredinin geniş kitleler tarafından karşılanabilir olmasının zor olduğunu dile getirdi.

Bozkurt, sektörün ve bağlı ekosistemin gerçek bir canlılığa kavuşabilmesi için faizlerin kalıcı ve yönetilebilir bir şekilde düşmesi, mümkünse tek haneli seviyelere inmesi gerektiğinin altını çizerek, finansman maliyetlerinin düşmesinin sadece otomotiv değil, ekonomi genelinde lokomotif işlevi gören gayrimenkul gibi diğer stratejik sektörleri de doğrudan canlandıracağına dikkati çekti.

BTSO UR-GE projelerinde çifte ödül
BTSO UR-GE projelerinde çifte ödül
İçeriği Görüntüle

- Dinamik ve büyüyen nüfus yapısı, pazarın organik büyüme potansiyeli

Ekonomideki görece durgunluğa ve yüksek finansman maliyetlerine rağmen iç pazardaki otomobil talebinin canlı kalmasını yapısal faktörlerle açıklayan Bozkurt, otomobil sahipliğinin lüks tüketim pazarının bir parçası olarak görülmesinin yanlış olduğunu, taşıtların hem bireysel yaşamın sürdürülebilmesi hem de ticari faaliyetlerin yürütülebilmesi adına vazgeçilmez bir ihtiyaç teşkil ettiğini vurguladı.

Bozkurt, Türkiye'nin dinamik ve büyüyen nüfus yapısına, pazarın organik büyüme potansiyeline dikkati çekerek, ülkedeki mevcut araç parkının yaş ortalamasının yüksek olmasının da yenileme pazarını sürekli beslediğini belirtti.

Kredi kısıtlamaları ve yüksek faiz bariyerinin olmaması durumunda pazarın çok daha yüksek hacimlere rahatlıkla ulaşabileceğini söyleyen Bozkurt, Türkiye'nin sahip olduğu bu potansiyelin küresel üreticiler tarafından da yakından takip edildiğini bildirdi.

Bozkurt, Toyota'nın yakaladığı satış başarısına ve küresel merkezden araç temin etme sürecinde yaşanan rekabete değinerek, geçen yıl 92 bin adedin üzerine çıktıklarını kaydetti.

Potansiyellerinin Türkiye'de en az yüzde 10 olduğunu anlatan Bozkurt, konuşmasını şöyle sürdürdü:

'Globalde Toyota en çok araç satan marka, yıllardır değişmiyor. Her yıl da bütün ülkeler Toyota ile 'Kaç adet araç vereceksin bana?' pazarlığı yapar. Biz de yıllarca 'Bize daha çok verin, biz daha çok satabiliriz.' diye anlatırdık ama tabii alabildiğiniz aracı satabiliyorsunuz. Bugüne kadar hep öyle oldu. Geçen yıl biz çok rahatlıkla 130 bin, 135 bin adet araç satabilirdik o istediğimiz modellerdeki araçları alabilseydik. Ama alabildiğimiz 92 bin küsurdu. Zaten yılbaşında tüm bayilerimizde Türkiye genelinde bir tek masa-sandalye kalmıştı, öyle kapatmıştık. Çünkü bizim genelde yılbaşında hep yaşadığımız senaryo olur.'

İç pazarda ithal araçlara yönelik uygulanan ek mali yükümlülükler ve vergi politikalarına da değinen Bozkurt, ekonomi yönetiminin cari açıkla mücadele kapsamında ithalat-ihracat dengesini korumak adına kontrollü bir politika izlemesini anlaşılır bulduğunu ifade etti.

Bozkurt, ideal senaryonun tüketicilerin yüksek ÖTV yükü olmadan sadece KDV ödeyerek araca ulaşabilmesi olduğunu dile getirerek, mevcut bütçe gelirleri ve ekonomik gerçekler doğrultusunda kısa vadede vergi oranlarında ya da hurda teşviki gibi mekanizmalarda radikal bir düzenleme beklemediğini belirtti.

Türkiye'nin coğrafi konumu, yüksek kaliteli mavi ve beyaz yaka insan kaynağı ile Avrupa pazarına gümrüksüz erişim imkanlarıyla doğrudan yabancı yatırımlar için her zaman en doğru ve stratejik destinasyonlardan biri olduğunu dile getiren Bozkurt, küresel krizlerin fabrikaların coğrafi konumundan bağımsız olarak tüm tedarik zincirini etkilediğini ancak Türkiye'nin üretim kalitesiyle dünyadan ayrıştığını kaydetti.

Bozkurt, Toyota'nın dünya genelinde tek bir teknolojiye bağımlı kalmak yerine 'multi-pathway (çoklu teknolojik yol haritası)' benimsediğine işaret ederek, farklı pazarların ve tüketici alışkanlıklarının değişkenlik gösterdiğini, bu süreçte tam hibrit teknolojisinin hem konvansiyonel motorların sunduğu hareket özgürlüğünü koruduğunu hem de şehir içi kullanımlarda yüzde 50'ye varan ciddi bir yakıt tasarrufu sağladığını söyledi.

Türkiye'de elektrikli araç pazarında da önemli bir ivmelenme olduğunu ifade eden Bozkurt, tüketicilerin yaşam tarzlarına ve şarj altyapısına erişim imkanlarına göre karar verdiklerini, şarj etme zorunluluğu bulunmayan tam hibrit modellerinin altyapı gelişim sürecinde kullanıcılar için güvenli ve konforlu bir geçiş istasyonu olmaya devam edeceğini belirtti.

-'Çip çok stratejik bir ürün, üretimin durma noktasına gelmesinden endişe ediyoruz'

Bozkurt, 'çip krizi'nden dolayı teknolojik ürünlerin fiyatlarının artacağına yönelik endişelere katıldığını dile getirdi.

Çip krizinin otomotiv sektörü için taşıdığı kritik önemin altını çizen Bozkurt, sözlerini şöyle tamamladı:

'Özellikle savaşla bağlantılı olarak çip üretiminin olumsuz etkilenme ihtimali konuşuluyor. Bu bir endişe. Biz bunu pandemi (Kovid-19 salgını) döneminde yaşadık. Bir tek çip sebebiyle sadece otomotivde değil, aklınıza gelecek her türlü emtiada ürün bulamadık. 1,5 sene bilgisayar aradık, laptop almak istedik bulamadık. Bazı cep telefonlarını bulamadık. Evinizin otoparkındaki iner-kalkar kapının çipini bulamadılar. Otomotivde de çok fazla çip kullanılıyor biliyorsunuz. Bu bahsettiğimiz risk çok konuşuluyor. Bu aşamaya gelinirse işte o zaman tekrar o pandemideki dönem olup 'Üretimin durma noktasına gelmesinden endişe ediyor muyuz?' Ediyoruz. Bu nedenle hep diyoruz, bu savaş sürecinin çok uzun sürmemesi lazım. Hem petrol fiyatlarının yüksek seyri çok endişe verici, bu mutlaka birçok şeyin fiyatının artması anlamına geliyor.'

Kaynak: AA