Nükleer santrale tepki için 68 gün önce Hopa’dan kayıkla yola çıkan Hüseayin Ürkmez, Kdz. Ereğli’ye geldi.

 

Sinop'ta kurulması planlanan nükleer enerji santralini protesto etmek için 68 gün önce kayıkla Hopa'dan yola çıkan Hüseyin Ürkmez Kdz. Ereğli limanına geldi. Ürkmez yaklaşık 1000 kilometre kürek çekerek geldiği Kdz. Ereğli’de yaptığı açıklamada, nükleer santrallerin insan ve çevre sağlığına zararlı olduğunu açıkladı.

 

Hüseyin Ürkmez’i Kdz. Ereğli Limanında Kdz. Ereğli Çevre Platformu gönüllüleri karşıladı.  Kozlu’nun Ilıksu mevkisinden yola çıkan Ürkmez,6 saat kürek çekerek geldiği Ereğli’de ikamet ettikten sonra, ertesi günü yaklaşık 10 gün olarak hesapladığı İstanbul’a ulaşmak üzere yeniden kayığı ile denize açılacak.

 

‘HALKIN KANDIRILMASI KOLAYLAŞTIRILMIŞTIR’

 

Hüseyin Ürkmez’i karşılayan Kdz. Ereğli Çevre Platformu gönüllülerinden Av. Seda Zehra Günal , Ülkemizde 1996 yılından beri nükleer santral kurma girişimlerinde bulunulduğunu, 13 Ocak 2010 tarihinde Ruslar’la Mersin’de, 3 Mayıs 2013 tarihinde de Japonlar’la Sinop’ta “Hükümetler arası İşbirliği Anlaşması” hükümetin 2023 yılına kadar 12 nükleer santralin kurulmasını planladığına dikkat çekerek “Hatırlanmalıdır ki, 28 yıl önce meydana gelen Çernobil nükleer santral faciasından sonra Karadeniz’in bu güzel ilçesi Ereğli de gözle görülemeyen düşman ; radyasyonun zulmüne uğramıştır , radyasyon bir hayalet gibi aramızda dolaşmıştır. Halkın elinde radyasyon ölçüm cihazının bulunmaması ve radyasyonun etkilerinin hemen değil 5-10 yıl sonra ortaya çıkması halkın kandırılmasını kolaylaştırmıştır” dedi.

Kaza sonrası Çernobil ve Çernobil çevresindeki Avrupa şehirlerinde insanlara iyot tabletleri dağıtıldığını, ülkemizde ise kazadan birinci derecede etkilenen Karadeniz halkına iyot tabletleri dağıtılmadığını,  bu coğrafyada yetişen çay ve fındıkların vatandaşlara tükettirildiğini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bölge, kaza sonrasını izleyen yıllarda lösemiyle, anormal doğumlarla, troid kanseriyle ve diğer kanser vakalarıyla, kalp hastalıklarıyla tanışmıştır.

 

 

Bugün benzer bir durumu Tokyo ve Fukushima’da Japon halkı yaşıyor.

 

Ne acıdır ki , 2011 yılının Mart ayında teknoloji ve bilim çağında dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında sayılabilecek Japonya’da 28 yıl önceki Çernobil kazasına eşdeğerde bir kaza sebebi ne olursa olsun tekrar tecrübe edilebilmiştir . Bilim insanları artık nükleer kazanın etkilediği bazı bölgelerde yaşamanın mümkün olmayacağını söylerken Japon hükümeti yetkilileri o bölgede yetişen sebze ve meyveleri pazarlarda promosyonlu olarak yarı fiyatına satmıştır , radyasyonlu gıdaların yarı fiyatına satıldığı dükkanların açılışlarını yapmıştır, yapmaktadır.
 

 

Karadeniz’de balık, ekmektir

 

Geçimini balık, çay, fındık gibi doğal kaynaklardan sağlayan Karadeniz insanı toprağının ve denizinin göze görünmeyen radyasyon tarafından kirletilmesiyle ekmeğinden olacağı kadar sağlığından da olacaktır. Japonya’daki nükleer kaza sonrası yayılan radyasyonun, sezyum maddesinin okyanus ötesine, Amerika’ya Kanada’ya ulaştığını düşünürsek dünyanın hiçbir yerinde artık nükleer santral kurulmamalıdır. Kaldı ki Akdeniz’de Akkuyu’da , Karadeniz’de Sinop’ta kurulacak nükleer santral üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde deniz canlılarını etkileyecek, bioçeşitliliği öldürecektir.

 

Buradan bizi yönetenlere ileteceğim mesaj şudur ki: başımızın üstünde yağan rahmetten , üzerine bastığımız topraktan ,soluduğumuz havadan korkmak ,kaçınmak istemiyoruz! Ben Hüseyin Ürkmez , ülkemizde nükleer santral kurulmasına insan gücüyle karşı çıkabileceğimiz düşüncesinin temsilcisi olarak 1500 km lik kürek yolculuğuma Hopa’dan başladım , sizler de karabasan gibi Karadeniz’in, Akdeniz’in üzerine çökmeye hazır radyasyon yüklü bulutları dağıtmak zorundasınız ! (Haber Merkezi)

Muhabir: Haber Merkezi