Kdz. Ereğli;  son kalıntıların da betonla kaplanması sonrasında bundan böyle "Demir ağlarla ördük ana yurdu diyemeyecek."

 

 

-Eyüp Bektaş-  (Haber-Yorum)

 

Alman papaz Martin Niemöller'e ait bir söz vardır hani herkesin bildiği. Bu sözü bir kez daha hatırlatmak istiyorum öncelikle:

 

"Önce komünistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü komünist değildim.
Sonra sosyalistleri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü sosyalist değildim. Sonra sendikacıları götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü sendikacı değildim.
Sonra Yahudileri götürdüler, sesimi çıkarmadım çünkü Yahudi değildim...
Sonra beni götürmeye geldiler, benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı."

 

Evet bu sözü hatırlatmaktaki maksadım demiryolları. 1829 yılında Kestaneci Köyü'nden (şimdi mahalle) Uzun Mehmet'in Köseağzı değirmeninde bulduğu siyah parçalarının taşkömürü olduğunun ortaya çıkmasıyla 1848'de başlayan madencilik sektörü ile kaderi değişen bölgemizin demiryollarının yok edilişini vurgulamak amacım. Kandilli'deki maden ocaklarından üretilen taşkömürünü Kdz. Ereğli limanından büyük gemilere yüklemek için projelendirildi Kandilli demiryolu. Sadece kömür taşımak değildi elbette amaç. Kömür ocaklarının gereksinimi olan malzemelerde bu demiryolu ağı aracılığıyla taşında Kandilli'ye. Kdz. Ereğli ve Alaplı köylerinden madenciler götürülüp getirildi Kandilli'den. Yıllar yılları taşıdıkça tarihe, kara taşımacılığının haksız rekabeti ile boğdular Kandilli demiryolu ağını.

Önce demiryollarının verimli olmadığını öne sürdüler ve kamyon taşımacılığının kârlılığını ortaya koydular. Demiryolları pes etti kamyonculuğa. Kdz. Ereğli-Kandilli arasında gidip gelen lokomotif ve vagonların yerini daracık yolda uçarak gidip gelen kamyonlar aldı. Kimse yollar yetersiz, can ve mal güvenliği tehlikede sözünü duymadı. Böyle kazandılar ilk raundu. Zaman kamyonculuğu verimli kılarken, demiryollarını "tu kaka" ilan ettiler. O günlerde başlayan derin suskunluk DDY'nin Kdz. Ereğli'den çekilme kararını tetikledi. Acımadan aldılar o kararı. Zamana yaydılar kararlarının uygulanmasını. Kontak anahtarları kapatılan lokomotifleri gara çektiler. Sonra vagonlar ile lokomotifleri götürdüler tırlarla. Lokomotiflerin kara araçlarına bindirilerek götürülmesi de uyandırmadı kimseyi. Suskunluk almıştı başını bir kere. Önce lokomotifler ve vagonlar derken ardından da çalışanlarını dağıttılar. Daha sonra da var olan demiryolunu sökmek emri verdiler kimseye duyurmadan.

Yetmedi!

Geride bıraktıkları tarihi lokomotifi de kesip parçalama kararını da insafsızca verdiler.

Sustuk!

Seyrettik olanları.

Belki de korktuk!

Geldiler, söktüler, parçaladılar ve Kdz. Ereğli'nin tarihini kamyonlara bindirerek MKE'ye taşıdılar "hurda malı" olarak.

Bilenler bilir bu süreci. Bilenler bilir de sessizliğin acısı düşer duyarlı yüreklere.

Bir elinde cımbız diğerinde de ayna olup dünyayı ve dolayısıyla Kdz. Ereğli'yi umursamayanların umurunda olmadı bu olay.

İzlenmedi bile.

İlgilenilmedi.

Zaman!

Zaman içinde bu olay da unutuldu gitti işte.

Derken, bu kez sahil yolundaki demiryollarının sökümüne başlandı. Son tarih kalıntıları yok ediliyordu göz göre göre.

Yine susuldu!

Susmak alışkanlık olmuştu çünkü.

Görmedim, duymadım, konuşmuyorum üçlemesiyle korku tünelinde seyahat etmeye devam edildi.

Ve final zamanı geldi.

Şimdi örtülüyor üstü Kdz. Ereğli demiryolunun.

Betonlanıyor raylar.

Bir daha hatırlanmaması, hatırlatılmaması amacıyla mı ne?

Üstü kauçuk kaplanacak. Yaya yolu yapılacak çünkü. Hoplayıp zıplayacağız üzerinde. Renk renk koşulacak. Kdz. Ereğli'nin tarihi üzerinde tepinecek gömeceğiz o rayların onurunu her yeni günde yüzlercemiz hep birlikte. 

 

 

Sökülüp giden o tren yolları
Canı yanan yarimizin kolları
Uğurlar olsun dedikçe ağlayan rayları
Tüketilen Ereğli tarihinin gönül bağları
 
Uzayıp giden o tren yolları
Açılıp sarmayan yarin kolları
 
Bir beyaz mendilin sallanışını
Unutmam o gece ağlayışlarını
Boğulmuşum silemem gözümün yaşını
 
Uzayıp giden o tren yolları
Açılıp sarmayan yarin kolları

Muhabir: Haber Merkezi