Yarın yılın son günü, sonrası yepyeni bir yıl. 2011 yılı hatasıyla sevabıyla geride kalacak, umutlar 2012"e taşınacak. Yeni yıla girmek sizi heyecanlandırıyor mu bilmiyorum, yılbaşı gecesine özel anlam yüklemiyorum ben, içim kıpır kıpır değil.

 Benim için yeni yıl Ocağın ilk gününü aralığın son gününden ayıran sadece bir rakam... Yeni olan sadece takvim, değişen hayatımız değil.

Bunu çocukluğumda anladım. 1960 lı yıllarda yani ben 5–6 yaşında iken rahmetli annem, babam yeni yıldan bahsederlerdi. Çok merak ederdim yeni yılın nasıl olacağını. Sanki yılın ilk gününde uyandığımda etrafımdaki her şeyin değişeceğini hayal ederdim. Ağaçları, evleri, yolları bir başka düşünürdüm.

Yılın ilk sabahının olmasını sabırsızlıkla beklerdim. Sabah olunca ilk işim camdan dışarı bakmak olurdu. Dışarıya baktığımda hayal kırıklığı yaşardım. Evler, sokaklar, ağaçlar, insanlar hep aynı. Hiçbir şey değişmemiş. Sadece o yıllarda kar biraz daha bastırmış yolları kapatmış, evin saçaklarından odun gibi buzlar sarkmış olurdu. 

Yani Eski ile yeni yıl arasındaki fark öyle sanıldığı gibi keskin değil.

2011 "de başlayan nice olay, sonuçlanmadan aynen yeni yıla sarkıyor. Eski defterler kapanmıyor. Âdettir, yılın son günlerinde, geride kalan senenin uzun boylu değerlendirmesi yapılır. Olaylar fotoğraflarla, rakamlarla anlatılır. Yılın olayı, yılın adamı, yılın felaketleri siyasetten spora kadar geniş yelpazede tekrar hatırlanır. Sadece yurtta değil, dünyanın dört bir yanında gelişen olaylardan söz edilir. Unutulmaz anlar, renkli görüntüler tarihin arşivine kaydedilir. Arşive kaydedilenlerde arşivlerin tozlu raflarında bekler durur.

Adettendir Yeni yıla girerken güzel şeyler dilenir,
Hani 'Mutluluk günaşırı sizinle olsun' ya da 'Her şeyin başı sağlık ben onu der, onu söylerim' misali

O zaman hiçbir beklentim olmadığı, beklentim olsa da değişmeyeceğini bildiğim yeni yıldan ne dileyebilirim ki sağlık ve mutluluktan başka.