MERSİN (AA) - Anadolu Ajansı (AA) Çevre ve Tarım Haberleri Müdürlüğü Yeşilhat ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) işbirliğinde düzenlenen 'Yeşilhat Akademi Buluşmaları'nda uzmanlar, iklim değişikliğinin denizlerde oksijen kaybı, kirlilik, tür kaybı ve karbon döngüsü üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirterek, acil, bilim temelli politika ihtiyacını vurguladı.

ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsünün Erdemli'deki kampüsünde düzenlenen ve moderatörlüğünü AA Yeşilhat muhabiri Gülseli Kenarlı'nın yaptığı 'İklim Değişikliği ve Deniz Ekosistemleri: Bilimsel Bulgular ve Gelecek Senaryoları' başlıklı panele, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yücel, Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Arzu Karahan ve Doç. Dr. Ekin Akoğlu katıldı.

Salihoğlu, paneldeki konuşmasında, iklim değişikliğinin etkilerinin yalnızca atmosferle sınırlı olmadığını, en büyük yükü denizlerin ve okyanusların taşıdığını belirterek, 'Küresel ısınmanın hafızası okyanuslardır diyebiliriz. Atmosferdeki sıcaklık artışının büyük bölümünü denizler emiyor ve bu etki uzun süre kalıcı hale geliyor.' dedi.

Atmosferdeki ısınmanın artık denizlerde 2 bin metre derinliklerde dahi hissedildiğine dikkati çeken Salihoğlu, sıcaklık artışının tüm okyanus döngülerini etkilediğini söyledi.

Salihoğlu, denizlerde sıcaklık artışı, oksijen azalması ve asitlenmenin birbirine bağlı üç temel risk olduğuna işaret ederek, 'Daha sıcak suda oksijen daha az çözünüyor. Bugüne kadarki sıcaklık artışıyla dünya denizlerinde oksijen yaklaşık yüzde 2 azaldı. Yüzyıl sonuna kadar bu kaybın yüzde 7'ye ulaşabileceği öngörülüyor.' diye konuştu.

Bu değişimin deniz canlılarının dağılımını ve yaşam alanlarını doğrudan etkileyeceğinin altını çizen Salihoğlu, özellikle Karadeniz'de bölgesel modellerin daha yüksek kayıplara işaret ettiğini kaydetti.

Salihoğlu, okyanus asitlenmesinin daha az bilinen ancak son derece kritik bir tehdit olduğunu belirterek, 'Atmosferde artan karbondioksit deniz tarafından emildikçe suyun kimyası değişiyor, pH'taki 0,1'lik düşüş bile çok ciddi sonuçlar doğuruyor. Mercan beyazlaması ve kabuk oluşturan canlılardaki sorunlarda bunun etkisini görüyoruz.' değerlendirmesinde bulundu.

Gelecek 10 yılda denizlerdeki değişimlerin hızlanarak süreceğini vurgulayan Salihoğlu, deniz seviyesi yükselme hızının son 40 yılda iki katına çıktığını aktardı.

Alaçam'da MHP İlçe Teşkilatına bağımlılıkla mücadele eğitimi verildi
Alaçam'da MHP İlçe Teşkilatına bağımlılıkla mücadele eğitimi verildi
İçeriği Görüntüle

Salihoğlu, deniz ekosistemlerini korumak için bilim temelli politikaların zorunlu olduğunu belirterek, öncelikli adımların deniz koruma alanlarının genişletilmesi, balıkçılık faaliyetlerinin sıkı şekilde düzenlenmesi, kıyı yapılaşmasının sınırlandırılması ve kirliliğin azaltılması olduğunu ifade etti. Salihoğlu, 'İklim değişikliğini kısa sürede durduramayacağız. Bu nedenle ekosistemlerin direncini artırmalı, denizleri iklime dayanıklı hale getirmeliyiz.' dedi.

- 'Marmara Denizi'nde oksijen ve kirlilik göstergelerinde iyileşme yok'

Yücel de karbon yutağının atmosferdeki karbondioksitin denizler ve diğer doğal sistemler tarafından emilerek farklı formlara dönüştürülmesi anlamına geldiğini söyledi.

Denizlerde karbon depolamanın yüzey ve derin sular arasındaki dolaşıma bağlı olduğunu belirten Yücel, kutuplarda soğuyup karbondioksit emen suların derine çöktüğünü, bu sistemin karbonu yüzeyden derinliğe taşıdığını aktardı.

Yücel, 'Kutuplardaki hızlı ısınma ve eriyen buzulların getirdiği tatlı su nedeniyle bu dolaşım sistemi yavaşlıyor. Bu da küresel karbon yutağının zayıflaması anlamına geliyor.' ifadesini kullandı.

Derin denizlere ilişkin verilerin hala yetersiz olduğunu, birçok bölgede ölçümler yerine tahminlere dayanıldığını ve bu alanların en az gözlenen ekosistemler arasında yer aldığını belirten Yücel, buna rağmen derin denizlerin artık iklim krizi ve insan baskısından bağımsız olmadığını vurguladı.

Yücel, en derin noktalarda dahi plastik atık izlerine rastlandığına ve kıyılardaki kirliliğin akıntılarla uzak bölgelere taşındığına işaret ederek, şunları kaydetti:

'Marmara Denizi'nde oksijen ve kirlilik göstergelerinde iyileşme yok, aksine baskı sürüyor. Alınan önlemler olumlu olsa da mevcut tablo ekosistemin hala kritik eşikte olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kirlilik kaynaklarının azaltılması ve denetimlerin güçlendirilmesi artık ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiştir.'

- 'Türlere uyum sağlayacak zaman tanımıyoruz'

Karahan da artan deniz sıcaklıklarının deniz canlılarının dağılımı ve üreme döngülerini doğrudan etkilediğini belirterek, 'Sıcaklık, üreme süreçlerini belirleyen en önemli çevresel faktörlerden biri. Türler önce uyum sağlamaya çalışır, bunu başaramazlarsa göç etmek zorunda kalırlar.' dedi.

Türlerin ısınmaya bağlı olarak daha soğuk olan bölgelere, kutuplara ya da derin sulara yöneldiğine dikkati çeken Karahan, bu göçün oksijen azlığı, yüksek basınç ve besin yetersizliği gibi yeni sorunlar yarattığını ifade etti.

Karahan, üreme döngülerinin iklim değişikliğinden en fazla etkilenen alanlardan biri olduğunun altını çizerek, 'Üreme mevsimleri öne ya da geriye kayabiliyor. Larvalar yumurtadan çıktığında yeterli besin bulamazsa hayatta kalma oranları düşüyor. Bu da popülasyonların geleceğini tehdit ediyor.' diye konuştu.

Sıcaklık artışının yumurta yapısını da etkileyebildiğini kaydeden Karahan, döllenme başarısının azalması ve larva kayıplarının görülebildiğini belirtti. Karahan, deniz canlılarında cinsiyet oranlarının da sıcaklıktan etkilendiğini aktardı.

Karahan, istilacı türlerin artışının da iklim değişikliğiyle bağlantılı olduğuna dikkati çekerek, biyolojik çeşitlilik kaybı ile iklim değişikliğinin birbirini besleyen iki kriz alanı olduğunu söyledi.

İklim değişikliğinin hem türleri yok oluşa sürüklediğini hem de istilacı türlerin yayılmasını kolaylaştırdığını belirten Karahan, bu türlerin yerel türlerle rekabete girerek ekosistem üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Karahan, 'Türlere uyum sağlayacak zaman tanımıyoruz. Asıl tehlike de burada.' dedi.

- 'Kıyı yönetimi iklim farkında yaklaşımlarla yapılmıyor'

Akoğlu ise deniz koruma alanları ve kıyı yönetimi politikalarının halen büyük ölçüde geleneksel yöntemlerle yürütüldüğüne işaret ederek, 'İklim değişikliğinden uzun süredir söz ediyoruz ancak koruma alanlarının tasarımı ve kıyı yönetimi hala tam anlamıyla iklim farkında yaklaşımlarla yapılmıyor.' görüşünü paylaştı.

Koruma alanlarının iklim değişikliğine maruz kalan türler için sığınak işlevi gördüğünün altını çizen Akoğlu, 'Ancak türlerin dağılımı, üreme döngüsü ve fizyolojik süreçleri değişirken bu alanları sabit bırakıp izleme yapmazsanız, zamanla etkinliklerini kaybederler. Koruma alanlarının dinamik ve iklim uyumlu şekilde güncellenmesi gerekiyor.' diye konuştu.

İklim değişikliğinin balıkçılık üzerindeki etkilerinin tek başına sıcaklık artışıyla açıklanamayacağını vurgulayan Akoğlu, aşırı avcılık, besin ağındaki değişimler ve istilacı türlerin de balık stoklarını etkilediğini söyledi.

Akoğlu, ekosistemlerde doğrusal bir ilişki olmadığına dikkati çekerek, 'Bir yıl av artabilir, sonraki yıl düşebilir. Ancak genel tablo, iklim değişikliği ve insan baskısının balıkçılığı olumsuz etkilediğini gösteriyor.' bilgisini verdi.

Balıkların yaşam alanlarının sıcaklık, oksijen ve besin koşullarına bağlı olduğunu vurgulayan Akoğlu, 'Bu koşullar değiştikçe balıkların sağlıklı gelişimi zorlaşıyor. Bunun üzerine aşırı avcılık da eklenince kıyı ekonomileri özellikle küçük ölçekli balıkçılık ciddi baskı altında kalıyor.' uyarısında bulundu.

Denizlerdeki değişimin yalnızca ekonomik değil, kültürel sonuçlarının da olduğuna işaret eden Akoğlu, geçmişte sofralarda önemli yeri olan bazı türlerin giderek azaldığını, benzer risklerin tatlı su ekosistemleri için de geçerli olduğunu söyledi.

Akoğlu, kirliliğin etkilerinin besin zinciri yoluyla doğrudan insan sağlığına yansıdığını belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

'Ağır metaller ve diğer kirleticiler zamanla insan sağlığını etkileyebiliyor. Bu nedenle deniz kirliliği aynı zamanda bir gıda güvenliği sorunudur. En kritik ihtiyaç düzenli, uzun süreli ve bütüncül veri toplamak. Denizlerin biyolojisinden fiziğine, kimyasından stok durumuna kadar sürekli veri olmadan doğru politika geliştirilemez.'

Öğrencilerin ve akademisyenlerin izlediği panelin ardından Enstitü Müdürü Salihoğlu, AA Yeşilhat muhabiri Kenarlı'ya plaket takdim etti.

Kaynak: AA