1856 yılında Avustralya'lı işçiler 8 saatlik iş günü için toplantı ve eğlence düzenlerler. Bu  toplumsal hareketin ilk meşalesidir.
1866 yılında Uluslararası İşci Birliği'nin 1. Enternasyonal toplantısında işçilere 8 saatlik çalışma için mücadele çağrısı yapılır.
1 Mayıs günü Amerika'da grev ve mitingler düzenlenir. Sermaye kendi çıkarları için paralı çeteler ile anlaşır ve bomba attırır. Olay sabote edilir. Ardından mahkemeler kurulur 4 işçi idam edilir. Binlerce işçi işten çıkarılır.

1889 yılında toplanan 2. Enternasyonal 1 Mayıs'ı işçi sınıfı için mücadele ve dayanışma günü ilan eder.
Ülkemizde de 1 Mayıs Bakanlar Kurulu kararı ile tatil edilir ama olaya işçi karıştırılmaz. Adına Bahar Bayramı denir. Oysa ki Türk Milletinin Bahar Bayramı 6 Mayıs, Hıdırellez'dir. Tabiat ile dini inançlar bir arada kutlanır. Ananelerimiz doğrultusunda yenilir, içilir. Sevindirilir.

Her ülkede yaşandığı gibi bizim de acılı 1977 1 Mayıs'ımız anılarımızda silinmez acılar bırakmıştır. Aynen Amerika'da olduğu gibi Amerikan filmi Taksim'de bir kez daha sahnelenmiştir. Senaryo aynı, yazar aynı, yönetmen aynı, figüranlar değişik. Ölen emek şehitlerimiz bizim evlatlarımız.

32 yıl geçti aradan sır perdeleri zaman zaman aralandı, her seferinde perdeler kapandı. Zonguldak madenleri işletimince tarih boyunca grevler ve yürüyüşler olmuştur. Bunların en görkemlisi 5 Ocak'ta Bolu Mengen'de biten madencinin Ankara yürüşüdür. Mengen ayrı bir roman. Sırlarla dolu. Yürüyüşün hem bir neferi hemde görevlisiydim. Bir gün olayı açarız. Barikatı Armutçuk işçileri öncü gurup olarak aşmıştı. Bizler geri çekilince tepki de aldık. Oysa ki devlet güçleri Reşadiye (Mengen) gölüne büyük su tulumbaları kuruyordu. Mevsim soğuk geceleri -17'ye kadar düşüyor. Hava karlı. Düşünün böyle havada barikatı aşan işçinin üzerine tazzikli su tutulduğunu. O kış gününde donarak ve hastalanarak ölenler yüzleri geçerdi. Dünya tarihine acı bir sayfa daha eklenirdi. Aklı selim ile onurla geri dönüldü. Mengen de gece yatarken kullandığım eski battaniyeyi hala saklıyorum. Belki bir gün demokrasi yürüyüşlerinde lazım olur diye…
İşçi sınıfının sendikalar bünyesinde kendi sosyal ve siyasal haklarını savunup kullanamadığı ülkelerde demokrasinin yerleşip gelişmesi olanaksızdır. Ancak dünyanın hiçbir ülkesinde sağcı ve dinci işçi sendikası yoktur. Ama Türkiye'de mevcuttur.
Türk işçi hareketinin öncüsü olan maden işçilerinin görevi sadece kömür kazmak değildir.
BİR ÜLKEDEKİ YER ALTI KAYNAKLARININ ASLI VE GERÇEK SAHİBİ O ÜLKENİN HALKIDIR.
ASLİ GÖREVİ YER ALTI KAYNAKLARINI İNSANLIĞIN YARARINA, GÜN IŞIĞINA ÇIKARMAK OLAN MADEN İŞÇİLERİNİN TARİHİ GÖREVİ İSE, YER ALTI KAYNAKLARIMIZ VE BÜTÜN DOĞAL KAYNAKLARIMIZ ÜZERİNDE VAR OLAN SÖMÜRÜYE SON VEREBİLMEK İÇİN DİĞER İŞÇİLERİN VE TÜM HALKIN ÖNCÜSÜ VE DEMOKRASİNİN BEKÇİLERİ OLMAKTIR.
Alın teri, göz nuru ile çalışan tüm emekçilerin 1 Mayıs bayramlarına kutluyor. Nice 1 Mayıs'lara diyorum…
Not: "Bir zamanlar emeğin başkenti olup, şimdi emeklinin başkenti olan Zonguldak" söylevi şahsıma aittir.