Bugün canım hiç yazı yazmak istemiyor. Nesini yazayım canım efendim. Yeni yıla acı olaylarla, sürpriz olaylarla girdik. Cezaevlerinde tutuklu gazeteci sayısı 100’e dayandı. Gazeteci tutuklamalarının devamı gelecek mi?  İktidarın sevmediği hoşlanmadığı gazeteciler, ya da muhalifler ‘’sıra bana mı geliyor’’ endişesi içinde. Herkes korku içinde, sindirilmiş durumda.

Bugün 10 Ocak ‘’Çalışan Gazeteciler Günü’’. Basın emekçilerinin sorunları alabildiğine artıyor. Ekonomik ve sosyal sorunları bir türlü çözülemiyor. Sendikal örgütlenme içinde olan gazeteci işveren tarafından kapı önüne konuluyor.

Basın özgürlüğü, halkın haber alma özgürlüğü ortadan kaldırıldı. Yandaş medya ile tek taraflı yayın yapılarak halk ’tek tip’ hale getirilmek isteniyor. Gazetecilerin, medyanın sesi kısılıyor. Muhalefet eden medya kuruluşları vergi denetimi ile korkutuluyor.

Bugün canım yazı yazmak istemiyor. Düşüncelerinden, yaptıkları haberlerden dolayı meslektaşlarımız günlerdir, aylardır yıllardır cezaevlerinde. Tutukluluk ise cezaya dönüştü. Muhalif gazeteciler ve yazarlar ‘’kişiliksizleştirilmeye’’ çalışılıyor.  

Böyle bir ortamda neyin gününü, neyin bayramını kutluyoruz. Yöneticiler yine güzel nutuklar atacaklar, basın özgürlüğünün demokrasinin vazgeçilmez unsuru olacağını söyleyecekler. Tutuklu gazetecilerin terör suçlarından dolayı tutuklu bulunduğunu açıklayacaklar.

Çalışan Gazeteciler Günü’nde, ya da Çalıştırılamayan Gazeteciler Günü’nde gazetecilerin sendikal örgütlenmesi, gazetecilerin haber alma yönündeki engellerin ortadan kaldırılması için yine hiçbir şey yapılmayacak.

Çalışamayan, çalıştırılamayan, yazdıklarından, düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde tutuklu gazetecilere selam olsun.