Samimiyetsiz sözleri kim sever?

Elbette ki bu samimiyetsizlikten beslenenler.

Yani, cümlenin son satırındaki gibi “beslenenler” takımı.

Adı üstünde besleme.

 

Çıkıp kürsüye  'basın özgürdür' diye nutuk atıyorlar.

Veya yaldızı bol sözlerle açıklamalar yayımlıyorlar.

Her fırsatı basına yağ çekme aracı olarak kullanıyorlar.

Ama,  kükrerken bile içlerindeki hazımsızlığı örtemiyorlar.

Neymiş efendim; basın özgürmüş.

Hay yesinler bu dilleri (!)

 

İşin tuhafı bu ‘lale sözleri’ dile getirenlerin büyük çoğunluğu da kamu görevlisi.

Yani, gücünü kamudan alan yetkililer.

Yetkili ve etkili.

Derler ya; para, içki ve makam kişiliğin aynasıdır diye.

Karakter özelliği bu durumlarda ortaya çıkıyor.

Yakaladı ise bir karakter bozuğu kamu yetkisini.

Yandı gitti ketenli ketensiz helvalar.

Yanar da yanar.

Yakılır.

Tut artık tutabilirsen bu gücün değiştirdiği kimliği.

Kükrer.

Haykırır.

Bağırır.

Çağırır.

Ezmeye çalışır.

Ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı veya 24 Temmuz Sansürün kaldırılışı günlerinde de “cici basın” der.

Çok biliriz böylelerini.

Çok gördük geçirdik.

Not tuttuk.

 

 

Ellerindeki gücü basını susturmak, yanlı ve yandaş yarabilmek için tüm yönleriyle kullanır bu katogoriye giren yetkili takımı.

Eleştiriye hiç de gelemezler.

Çok da canları tezdir hani.

Ortak akılda buluşmak gibi bir düsturları da olmadıkları için fırsat kollarlar.

Fırsatını bulduklarında da binerler takım ve taklavatlarıyla yok etmek istediklerinin tepesine.

Bu hep böyledir.

Siz bakmayın gazetecilerle ilgili önemli günlerde dile getirilen cilalı sözlere.

 

Palavra… palavra… palavra…

 

**

 

Onca yıllık mesleğimiz de çok gördük böylelerini.

Liboşlar, tetikçiler, yalakalar ve bugün de gazetecilerin bayramı üzerine ahkam kesmeler.

Ne nutuklar ne nutuklar.

Ama bu bayramın içeriğiyle bir türlü örtüşmez söylenen sözler.

Zıttır.

Adı üstünde 'çalışan gazeteciler' ama.

Peki kim bu çalışan gazeteciler?

Büyük bir heyecanla mesleğin aşkına tutularak haber peşinde koşanlar. Çoğunluğunun sosyal güvenlikleri de yoktur bu gazetecilerin. Bir de  hiç gıkları çıkmaz/çıkamaz.

İlginçtir ki, günümüzdeki sektördeki olguya baktığımızda ise; çalışan gazetecilerden daha çok gazete patronları vardır.

Ülke genelinde ve yerel düzeyde bir araştırma yapsınlar sanıyorum ki gazete çalışanından daha çok patron vardır.

Gazete patronlarının cenneti Türkiye.

Yaşa varol çalışan gazeteciler bayramı.

Bugün bayram.

 

**

 

Biri çıkmalı ve 'gazete patronları günü' ilan etmeli ki, çalışan gazeteciler bayramı sulanmasın.

Anlamına yakışır kutlansın.

Sosyal güvenlik kurumları harekete geçip çalışıp da sosyal güvencesi olmayan gazetecileri kayıt altına alsın.

Hak ve çıkarları dile getirilsin.

Yani bayram da bayram gibi kutlansın.

 

**

 

Gazetecilik gibi çok önemli sorumluluk taşıyan bu mesleğin; tetikçilerden, iftiracılardan, küfürbazlardan, liboşlardan, beslemelerden, etik değerleri çiğneyenlerden, kişi hak ve özgürlüklerini hiçe sayanlardan, özel yaşama saldıranlardan kurtulacağı bir günü hayal bile edemiyorum.

 

Edebilen var mı bunu da bilemiyorum.