Nükleer tehditten söz edenler, önce kendi ellerindeki nükleer silahları ortadan kaldırmalıdır. Bu savaşın gerçek nedeni nükleer tehdit değil, İran ve bölgenin emperyalizm tarafından dizaynıdır!

Kdz. Ereğli Dayanışma ve Mücadele Platformu’nun “SAVAŞA HAYIR! BARIŞ HEMEN ŞİMDİ! etkinliği 28 Mart 2026 Cumartesi günü gerçekleştirildi. Savaşa hayır diyen yurttaşlar Bozhane’de bir araya geldi. Burada toplanan Ereğli’liler topluca Atatürk Anıtı’na savaşa hayır diyerek yürüdüler. Anıt önünde bildiri okundu. Selma Kaya Amca ve Önder Öner tarafından okunan bildirinin ana teması, ABD ve İsrail saldırganlığına karşı olmayanların tam aksine İran’ı kınadıklarına dikkat çekilip bu durumun iki yüzlülüğüne vurgu yapıldı.

Savaşa karşı, barışı savunmak için bir araya gelen Kdz. Ereğli Dayanışma ve Mücadele Platformu üyeleri adına ilk sözü alan Selma Kaya Amca şunları söyledi:

28 Şubat 2026 Cumartesi sabahı, ABD emperyalizmi ve Siyonist İsrail tarafından İran’a yönelik olarak uluslararası hukuku ve insan haklarını hiçe sayan kapsamlı bir askeri saldırı başlatılmıştır. Bu saldırılar yalnızca İran’ı değil, tüm bölgeyi içine çekebilecek büyük bir savaşın fitilini ateşlemiştir.

Ortadoğu’da nükleer silaha sahip olduğu bilinen ve bütün uluslararası denetimleri reddeden tek ülke olan İsrail’in güvenliğinin sağlanması için İran’ın nükleer kapasitesi bahane edilerek yürütülen saldırganlık açıkça çifte standarttır; hukuksuzdur, kabul edilemez. Buradan ifade ediyoruz ki; Nükleer tehditten söz edenler, önce kendi ellerindeki nükleer silahları ortadan kaldırmalıdır. Bu savaşın gerçek nedeni nükleer tehdit değil, İran ve bölgenin emperyalizm tarafından dizaynıdır!

SAVAŞIN BEDELİNİ HALKLAR ÖDÜYOR

Savaşın daha ilk günlerinde İran’ın Minab kentinde bir ilkokulun bombalanması sonucu 170 çocuğun yaşamını yitirmesi, bu saldırıların nasıl bir vahşet içerdiğini tüm dünyaya göstermiştir. Bugüne kadar binlerce insan hayatını kaybetti, hayatta değiller. On binde fazla kişi yaralandı, yaşamları eskisi gibi değil. İran’ın dini liderinin, lider kadrosunun, üst düzey komutanlarının hedef alınması, hastanelerin, enerji altyapısının, su şebekelerinin ve sivil yaşam alanlarının bombalanması; bu savaşın açıkça bir yıkım ve yok etme operasyonu olduğunu ortaya koymaktadır.

Bir taraftan da petrol, doğal gaz ve nükleer tesislerin askeri ve yerleşim yerlerinin bombalanması ekolojik afete dönüşmektedir.

21. Yüzyılda dünya bu vahşeti, yıkımı, savaş suçlarını izlemektedir.

Bugün yaşananlar 2003 yılında Afrika ve Ortadoğu’da birçok ülkenin sınırının değiştirileceğinin dile getirildiği önce Arap Baharı, daha sonra Büyük Ortadoğu Projesi diye adlandırılan emperyalist planın uygulamalarıdır. Bu proje ile yakın zamanda Irak, Libya, Lübnan, Filistin, Suriye parçalanmış, petrol ve diğer madenlere el koyulmuş, nüfus ve tapu kayıtları tahrip edilmiş, tarihi eserleri çalınmış, başka ülkelerden getirilen milisler, kiralık askerler ile halklar bölünüp birbiriyle savaştırılmıştı. Milyonlarca kişi ölmüş, göç etmiş, ülkelerin üniter yapısı parçalanmıştı.

Aynı plan 29 gündür İran üzerinde uygulanmaktadır.

Ülkeleri zayıflatmak, halkları bölmek, karışıklık ve savaş çıkararak kaynakları kontrol altına almak, katliamlara, acılara, tarihi ve kültürel varlıkların yok oluşuna rağmen ihtiyaçlarını sağlamak emperyalizmin vaz geçilmez uygulamalarıdır.

KAMYONETLE OTOMOBİL ÇARPIŞTI
KAMYONETLE OTOMOBİL ÇARPIŞTI
İçeriği Görüntüle

GERÇEK AMAÇ AÇIKÇA İTİRAF EDİLİYOR

İran’a saldırılar hakkında;

Ocak 2026’da ABD Başkanı enerji danışmanının “İran’da terörist bir rejim var, petrol rezervleri çok büyük, hepsini ellerinden alacağız” sözleri ve

Mart 2026’da ABD Savaş Bakanı’nın “İran’a ölüm ve yıkım yağdırıyoruz” ifadeleri;

savaşın amacının güvenlik, demokrasi ya da insani değil, doğal kaynaklar, varlıklar, katliamlara, acılara, tarihi ve kültürel varlıkların yok oluşuna rağmen emperyalizmin ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu durum utanmazca, aymazlıkla söylenebilmektedir.

Selma Kaya Amca’nın okuduğu bölümün ardından açıklamayı Önder Öner Okudu. Öner “SAVAŞ YAYILIYOR, TEHLİKE BÜYÜYOR” dedi ve sözlerine şöyle devam etti:

İran’ın kendini savunma refleksi ile saldırılara karşı İsrail’e ve ABD üslerinin bulunduğu Körfez Ülkelerine misillemeleri savaşın bölgesel bir felakete dönüşme riskini büyütmektedir. Bu ülkeler ABD emperyalizmini finanse edip, topraklarını kullandırıp, İran’ın parçalanması planının destekçileri halindedir. Türkiye ve Azerbaycan topraklarına da füze ve insansız hava araçlarının düşmesi savaşın sınır tanımadığını, kontrol edilemez hale geldiğini, tehlikenin gün geçtikçe arttığını göstermektedir.

Buna rağmen bölge ülkelerinin yalnızca İran’ı kınayıp, bu saldırıların asıl sorumluları olan ABD ve İsrail’e karşı sessiz kalması ikiyüzlülüktür.

Savaşın, petrol, doğal gaz yanı sıra hububat ve kuru yük ticaretine zarar vermesi nedeniyle dünya genelinde ülkelerin ekonomileri olumsuz etkilenmekte, ekonomik krize dönüşmekte, dünya genelinde gerilimi artırmaktadır.

MÜDAHALE ASLA MEŞRU OLAMAZ

İran’daki mevcut rejimin kendi halkına yönelik uygulamaları, baskıları, haksızlıkları, yarattığı zulüm ve acıları doğru olmasa da bu durum hiçbir şekilde dış müdahaleyi ve askeri saldırıları meşrulaştıramaz. Uluslararası hukuk bunu açıkça yasaklamaktadır.

ATATÜRK’ÜN BARIŞ VİZYONU

Unutulmamalıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, “Savaş zorunlu ve kaçınılmaz değilse bir cinayettir” diyerek barışın değerini en net şekilde ortaya koymuştur. Onun “Yurtta Sulh, Dünyada Sulh” sözü bugün yalnızca bir temenni değil iç ve dış politikada izlenmesi gereken bir yol haritasıdır.

Bu söz; ülke içinde adaletin, hakça paylaşımın, özgürlüklerin, toplumsal huzurun, demokrasinin sağlanmasını; başka ülkelerin egemenliğine saygı gösterilmesini, diyalog ve iş birliğinin esas alınarak güven ve barış içinde yaşanabilmesini hedefler.

Ülkemizde bu anlayış yalnızca sözde kalmamış; içeride evrensel hukuk, devrimler, demokrasi ve kalkınma ile toplumsal düzenimiz, dışarıda da Balkan Paktı, Sadabat Paktı, Montrö Sözleşmesi ile bölgesel istikrar ve barış ortamı güvence altına alınmaya gayret edilmiştir. Ülkemiz 103 yıldır üniter yapısını, toprak bütünlüğünü, rejimini korumuştur.

Bugün de aynı anlayışa, kararlılığa ihtiyaç vardır.

BURADAN AÇIK VE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE SESLENİYORUZ

· Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kurumları ve dünya devletlerini savaşı durdurmak için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz.

· ABD’ye, İsrail’e ve tüm işbirlikçilerine: SAVAŞA HAYIR, BARIŞ HEMEN ŞİMDİ!

· Ülkemizde adaletin, fırsat eşitliğinin, hakça paylaşımın, özgürlüklerin, demokrasinin, refahın geliştirilerek YURTTA BARIŞ’ın güçlendirilmesini talep ediyoruz.

· Emperyalizmin savaşlarına, halkların kaynaklarının yağmalanmasına ve ülkelerin parçalanmasına karşıyız!

· İran halkının uğradığı hukuksuz saldırganlığa ve zulme karşı olduğumuzun Türkiye Cumhuriyeti tarafından daha güçlü dile getirilmesini talep ediyoruz!

· Ülkemizde bulunan ABD ve NATO üslerinin bu savaşa destek amacıyla kullanılmamasını istiyoruz!

· Komşu ülkelerle dayanışma içinde, eşitlik ve barış temelinde ilişkilerin geliştirilmesini, DÜNYADA BARIŞ’ın güçlendirilmesini talep ediyoruz!

Whatsapp Image 2026 03 28 At 14.36.38

Whatsapp Image 2026 03 28 At 14.36.38 (1)

Whatsapp Image 2026 03 28 At 14.36.39

Whatsapp Image 2026 03 28 At 14.36.39 (1)

Whatsapp Image 2026 03 28 At 14.36.40

Whatsapp Image 2026 03 28 At 14.36.39 (2)

Whatsapp Image 2026 03 28 At 14.36.40 (1)

Whatsapp Image 2026 03 28 At 14.36.40 (2)

#karadenizereğli #savaşahayır #yurttabarış #abd #israil #türkiyecumhuriyeti #nato #mustafakemalatatürk

Muhabir: Mustafa Kemal Bektaş