Bitmez gülüm bitmez. Bitmedi ki hiç? Ne O?nun ne de bunun. Tümünün birden hep ?bir başkası? oldu. Hep o başkaları için yaşadık. Ben de, Sen de, O da. Fiil çektirme işte. Anla. Hepimiz. Tümümüz. Cümber cemaat. Eşikteki beşikteki. Yoldaki sofadaki, Çobanı da, çaban arayanı da, Dağların kara ağaçları da, Hep bir başkasını düşündü. Kırıkça. Yönlendik. Yönlendirildik. Yaşamımızı, Umutlarımızı, Beklentilerin sıcaklığını, Yağmurların kurusunu, Sevdayı, Sevdasızlığı, Yarınları, Kara bulutlarının arasındaki aklığı, Hep o ?Başkaları? için bıraktık. Sustuk. Belki de çokça susturulduk. Yutkunmalarımızın gizlerindekileri hiç kimse bilmedi. Bilemedi. Sormadı. Soruşturmadı da. Bilseydi ne değişirdi ki. Ki biz de hiç bilemedik. O başkaları hiç eksilmedi. Hep vardı. Görünse de vardı, görünmese de. Genetik bir borçluluk hissi içinde; Tuttuk, Taşıdık, Onurlandık, Bırakmama lüksüyle kendimiz teslim ettik. Özveri, Sevgi, Mertlik. Peki sonrası. Ne oldu? Hikaye. Boş. Saçma. Tatsız. Tuzu hiç olmadı ki. Yavan. Boşluk. Tüketilen yıllar. Umutların bilerek yıkılışı. Başkaları hep senin için yüreğinin aşk diye inlemesi olmadı. Senin başkaların yanındakilerdi. Adadın kendini. Suçluluk duymak istemedin belki. Belki de, büyüyememişliğin çaresizliğiydi. Kendini kendine değil de, ayak bağın başkalarına adayarak yaşamın ayrıntılarındaki tatları teptin. İster gibi görünüp istemedin. Ve bu gariplikler seni dünya malıyla oyalanmaya itti. Artistlikler yaptın. Oynadın. Oynattın. Ömür denen en büyük hazinenin içini boşalttın. Şimdi önünde sayılı günler kaldı. Her gün tükenişe giden finale götürüyor seni. Hızla. Yarınlar yalnızlık. Yarınlara acı. Yarınlar da sen bir sığıntısın. Kurnazlıkların bedelini ödeme mapushanesinde tek başına. Kırdıkların. Oynadıkların. Uzakları yakın eden sevda tutkunlarına attığın kazıkların. Hepsi önüne gelecek. Bitecek her şey. ?Ah!? ve ?Keşke?nin sözleri ise teselli hiç vermeyecek.