Evet? evet? evet? Bunlar noktaların ardından bir türlü büyüyemeyen E?lerin isyanı. Hatalı. Kusurlu. Eksik. Belki biraz da saftirik. Öyle ki, canı yanıyor. Bir türlü her noktanın ardından, dünü silip süpürerek yarınların büyüklüğüne taşınamıyor. Sıkışık. ?Bekleme? kavramını, durak sanan aval. Öyle ki, dağları tepeleri gündüzlerin koynundaki sıcaklığı aşk rüzgarıyla serinleten, gecelerin samanyolunun iz düşümlerine vurgun. Var bir kronik durum. Normal değil. Şaşkın. Umutlu umutsuz. Heyecanına gaz basan. Balon seyahatnamesinin isimsiz kahramanlığına soyunmuş yaşamın acılarından ders almamış aşk tuzağının figüranı. Nokta. Ve sonrasında, küçüğü büyük yapamıyor. O da gel-git börtü böceği sanki. Tarladaki tohum, Dalgaların anası, Gökyüzünün de özgürlük güvercini, Aşk dünyasının da kıvılcımı. Ateş? ateş? ateş? Bak bu kez de A büyüyemedi. O da, takıldı gerçeklere. Uzanamadı sevgiye, tık tık tık diyememenin açlığıyla. Sarılamadı beline. Okşayamadı saçlarını. Nefesini çekemedi içine. Boğum boğum oldu birdenbire. Saçmalık diyerek, Sevda? sevda? sevda şarkılarının depderinliklerinde, S?yi de tutsak edip koşulların prangalarına. Yutkundu. Sustu. Çizgi tutarlılığı güzelliğinin dere sularının dupduruluğunda, ?Son defa seyretmek istedi? seni gizlice. Yollara düşmek istedi, Egenin sokaklarında, Yıldırım düştü beynine, ?Dur! Napıyorsun? dedi bir ses. Sürdürdü ?değer mi, senin canını yakan için tüm bunlar?? sözleriyle çimdikledi sevgiye aç bedenini. Durdun!.. Düşündün sızıldamaktan yara bağlamış yüreğinin sesini. Oraya koydun, Şuraya koydun, Buraya koydun, Ötesini-berisini ölçüp biçtin, Olduramadın. Bu kez gel-git tuzağında debelenme sırası seans değiştirmişti. Hadi bakalım kolaysız gelsin. Zıpla bakalım üç kez. İstersen kadehlerden al hıncını. Tık? tık? tık? T de büyüyemedi. Terslik değil ki adı. Ama T işte. Terbiyenin T si kabul et sen yine. Sana bu yakışır? Teselli ikramiyesi gibi klişeleşmiş söz. Kontrol direktifi bilincin altlarına. Ye ye bitmez. Ya sabır da, beyaz peynir ile kavun. Salata sonra gelsin. Kadehim boşalmadı daha saki. Gurbet kuşları iyi gelir ve gider bu alacakaranlığın ıslak sıcaklığında arzuları dörtnala koyverdiğinde özgürce. Tık? tık? tıkla? Çilek derse çık, Şeftali derse yürü gece ve gündüz acımasızlığa. Süründür ve sürün. Ses gelmesin sevdadan. Mutluluk kavramının adını zehir yapın gitsin. Sonra?. Bir gün huzurevinde buluştuğunuzda geçmişin saçma anılarıyla oyalanırsınız. Bir de cellat bulun şimdiden. Adını da, tarifsiz koyun. O vursun, Sen vur? Tık umutları karanlığın ıslığı olsun?