2003 yılında Başbakan Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın İlçemizi ziyaretin ardından Alaplı hızla büyüyen bir İlçe konumuna gelmişti. Altyapı çalışmaları, doğal gaz, Hükümet Konağı, Adliye sarayı, yeni okul binaları derken hızla gelişen kendini yenileyen bir İlçe olmaya başlamıştı. Tersaneler bölgesinin yapılmasıyla birçok işsiz genç iş sahibi olurken, “Alaplı kabuğunu kırmaya başladı” düşüncesi herkes gibi benden hakim olmaya başlamıştı

Hiç unutmam o zamanın Ak Parti İlçe Başkanı Kemal Ersöz’ün, “Alaplı Takım Elbiseyi giymeye başladı” sözü bu gün hala aklımın bir kenarında kayıtlıdır.

Alaplı, altın çağını yaşadığı o günlerde fiziki olarak değişime uğrasa da sanayileşme ve sosyalleşme anlamında bir adım bile ileriye gidememişti.

2003 yılından 2007 yılına kadar iktidar nimetlerinden en iyi şekilde faydalanan İlçemizin, 2008 yılından sonra tersanelerin çöküşü Erdemir’in satılması ve siyasi çekişmeler benim olsun küçük olsun zihniyeti İlçenin büyümesini engelledi.

Alaplı’nı küçülmesine en büyük etken olan siyasi çekişme bu gün hala yaşanmakta, kendi egolarımızı tatmin etmekten faz geçip İlçenin büyümesi ve sanayileşmesi için gerekli özveri gösterilseydi. Bugün Alaplı ne Akçakoca’nın nede Ereğli ortasında sıkışmış yalnız kalmış bir İlçe haline gelmezdi.

Tersaneler projesi, Yat imalatı projesi,  liman inşaatı yapımı gibi İlçenin önünü açacak projeleri bile hayata geçirmeye beceremedik.

Son 5 yıldır nasıl bir siyasi anlayış ile yönetiliyoruz ki, çamura batmış bir İlçeyi ayağa kaldıramıyoruz.

Bu gün kendi arsasının üzerine 250 kişinin istihdam edeceği jeneratör fabrikası kurmak isteyen bir iş adamının otun bile büyümediği bir yere tarım arazisi denilerek 5 yıldır bürokrasi engelini aşamadan yatırımdan faz geçmesi, Alaplı’da başta işsizlerin umutla beklediği Liman projesinin hayata geçirilememesi, Yat tersanesi yapımı işini bürokrasi engeline takılması İlçenin sanayi anlamında sınıfta kaldığını göstergesidir.

Sanayileşme anlamında Alaplı gerçekten çamura batmış durumdadır.

Sözde Alaplı sevdalıları Alaplı’nın bir türlü kabuğunu kıramama sancısını el ovuşturup seyrederken olan yatırım yapmak için çırpınan insanlarla, akşam evine ekmek götüremeyen işsize oluyor.

Artık "akıl teriyle" "alın terini" harman etmek gerekir. Eski köye yeni adet getirmek şarttır. Mevlana'nın dediği gibi "Dün dünle gitti cancağızım / Şimdi yeni şeyler söyleme zamanıdır."