?Küçük gözlerinde yanan ateşi öyle ustalıkla saklıyor ki, kılı kırk yarmak gerek ne düşündüğünü okuyabilmek için. Okuyamadım. Okutmadı. Öylesine büyük fırtınalar var ki kahverengisinde, Sarımtrağında acının izlerinin taneleri süzülüyor gibi, Aklarında tatlı ve sıcak bir gülümse sevgi yıldızları ile dans ediyor sanki Ama? ama? ama? Siyah örtüyor tüm ipuçlarını yakalananları da saklayarak. Öğrenme iç güdüm her harekete geçişinde Keşfettiğim ayrıntıları da bulamıyorum Gizemin gizinde. Gizlice sokulsamda sevgiye susuzluk çektiğinde, Bulamadım o ışığı, Yakalayamadım, Bulduğumu sandığımda da elimden kaçırdım. Gitti?? Demiş? Demiş de ne olmuş ki? Hiç!.. O hep böyledir. Melankolik takılır. Sevgiyi bilip tanıma seslenişleriyle nihavent makamından güfte denemelerine kaymaklı dondurmalar siparişi verir. Üzerine de buz gibi terkos. Ne de gider hani. Ohhhh! Götür anam götür. ?Götür? demesen de götürüyor zaten. Tek tek. Kimi zaman da topluca. Duygularını küfeye doldurup sokak sokak geziyor. ?Var mı eski duygu alan? diye. Bazen de ?Yok mu eski duygusunu saaaaataaannnnn? sözleriyle bağırıyor. Valla geliyor alıcılar da satıcılarda. Herkes yanık. Herkes bir dökük bir dökük ki; ?dökük olmayan kim?? diye arasanız, bulur musunuz bilmem. Bu öyle biri işte. Sokak satıcısı olalı yoldan da raydan da çıktı. Dümdüz gidiyor. Fren-miren tutmuyor. Dosdoğru. Vura vura. Döke döke,isyanları ile dalga geçerek gidiyor. Bulamamış çünkü. O kahverengiliğin içinde aradığı ışığı çaktıramamış. İzlemiş Sorgulamış Soruşturmuş Sarı ve beyaz yan çizmiş Kara ise asla geçit vermemiş Gri kesmiş gökyüzü Maviye dönememiş bir türlü Ak bulutlar gelmemişler yardıma Yıldırımlar sarmış Çakmış çakmış çakmış Arsızca Yüreğine vura vura Dağları tepeleri yara yara Yıldönümüne de bir nefes kala Kahverengi elaya dönmüş Kadehler çın çın çın edememiş Ettirilmemiş Sonsuzluk maratonunda İki yaprak çiçek düşmüş düşürülmüş Sırtından vurulanlar safına Teker teker Tek kalarak ?Biz korkağız? diyerek? Son defa seyretmeli şimdi dünyayı Yaşsız gözlerle. Onurluca. Anlamlılığına anlam katarak? Hatıraları yırtıp atıp; yarınların griliğine soğuk bir tebessüm gönderip Aşksız da yaşanabildiği saçmalığıyla baş başa, Yalnızlığı yalnızlıkla bütünleştirerek Bülbülleri susturarak açtın ise yüreğıini, yarın senin ve senin gibi güzeller güzellerinin?