?Köşeyi yazabildin mi? diye soruyor Sorumlu Müdürümüz Mustafa Kemal? Köşeyi yazmak, yazabilmek ve hele ki bu sıcakta. Ne yazalım? Abdullah Gül?ün Çankaya ısrarının ülkeyi gerilim içine ittiğini mi? İtsin, bana ne? Önceki gün gazete merkezine gelen bir duygu dilencisine ?ülkede fakir fukara yok, ne dilenmesi bu. Herkes halinden memnun. Herkes memnun iken, senin ve benim memnuniyetsiz olmamız eşyanın tabiatına aykırı. Yüzde 47?nin ?durmak yok yola devam? dediği bir ortamda, dilenmek ayıptır. Sayın Başbakanımıza bir söylersem seni, yanarsın alimallah. Bırak ananı, babanla gitsen affetmez? dedim ve günlük rızkına katkıda bulunmadım. Hükümeti eleştirmek yok. 2002?den bu yana eleştirdim de ne oldu? Eleştirmeyenler kazandı, eleştirenler sandıkta kaldı. Bükemediğin bileği öpeceksin arkadaş. Yok öyle yağma. Bir daha Tandoğan?a Çağlayan?a gidersem namertim. Bana ne? Giden gitsin. 30 yıl sonra cehepe oy verdim de ne oldu? Bir tane cehepeli seçim yenilgisinden ders alıp da, ?biz halkçılığı çoktan unutup da, akepeye kaptırmışız. Şimdi istifa zamanı?mı dedi? Yoo!.. Bu sıcakta, Türk askerinin başına çuval geçirtmekle suçlanan Abdullah Gül?ü niye eleştireyim. Başıma sıcak mı geçsin. Hayır? Hayır? Hayır!.. Gördük işte seçimde, Konya altındaki tepişmeleri ve gizli gizli sevişmeleri. Millet yuttu vallahi. Ne ilke kalmış ne ülke sevdası. Kürsü taşıyan soytarıları bile kendi gözümle gördükten sonra, takar mıyım şunu bunu. Ülke tehdit altındaymış. Efendim, tehlikenin farkında mıymışım? Pışkk! Yemezler. Sıcaktan kavruluyorum. Tatile çıkamadım. Servis aracımız da ıskartaya çıktı. Kaldık mı yaya!.. Hadi bakalım kolay gelsin. Dünya yanmış umurumda mı? Yansın. Aç yok. Açıkta kimse yok. Halktan emekten yana olması gerekenler olmuş küçük burjuva ve teselli sofralarında solculuk ayaklarına yatıyorlar. Hatta, bilmem ne dernekleri var hani uçları yurt dışındaki masonlara kadar gidiyor. Sol partilerde aynı isimler, o malum derneklerdekiler de aynı isimler. Nereye gitsen aynı yüzler. Halka tepeden bakan halkçılar. Gülümsemeyi öylesine unutmuşlar ki, sadece kişiye özel muhabbet sofralarında iki lafın belini incecikten kırarak, kahkaha atabiliyorlar. Tamam teslim. Abdullah Gül benim de Cumhurbaşkanım. Türkiye?yi mahkemeye veren bir anlayış, şimdi çıkacak Çankaya?ya ve koskoca ülkeyi temsil edecek. Yani?!! Başkomutan da olacak. Olsun canım. Yakışır. Bu halk yüzde 47 ile ?yola devam? dediyse, var mı başka çaresi? Yok? Sallamışım dünyaya. Türkiye susuzluktan kıvransa takmayacağım işte. Bizim köyün deresi var. Giderim oraya, hem çocukluğumu yaşar hem de yıkanırım bir güzel. Kurbağa gibi de yüzerek keyf yaparım ki, oh demeyin gitsin. Yazı işleri köşeyi bekliyormuş. Eee, ben yazımı yazmazsam, 1. ile 5. sayfanın çıktısını alamıyorlarmış. İyi. Dert mi edeyim şimdi. Bu ülkenin insanlarının derdi yok ve yüzde 47. halinden memnun olduğuna göre, şimdi ağlama zamanı değil. Şimdi, gereğini yapabilme yürekliliğini gösterme zamanı. Yani, durmak yok yola devam. Alın işte yazıişleri size bir yazı. Sıcak-mıcak. Her niyete de yenir?