İşte Uzaktaki bir dostun yaşanmışlığı benim kalemime böyle yansıdı rika anlamlandırıyor bir tavsiye okurken Tanju babayı dinleyin. Aşkı ve aşk sızısını Tanju okan sesiyle harika anlamlandırıyor..
Siyahın kucağına aldığı bir gece. Yağmur alabildiğine geceyle sevişiyor. Yine aynı yerde bekliyor deniz feneri. Tek farkı konuşuyor bu gece. Dökülüyor birer birer cümleler.
Artık daha fazla böyle yaşayamazdı. İçindeki sadece kendine ait özü çıkartıp onu yaşamak istiyordu. Çünkü kendine ait olmayan birden çok sahte veya gerçek kişilikleri taşıyordu incecik bedeninde. Ağır bir yük gibi, sıkıntılı bir yük gibi.
Peki gerçek ve ona ait bir özü var mıydı onun. ? Peki varsa nerdeydi kimdi gerçek özü. ? Senelerdir öyle çok maske takıp öyle çok şekle girmiş, öyle çok şekil değitirmek zorunda kalmıştı ki gerçek yüzünü, asıl ruhunu kaybettiğini sanıyordu. Öylece duruyordu. Bazen hiç olmadığı korkusuna kapılıyordu. Şimdi binlerce hiç kimseydi. Binlerce yok kimseydi. Gariptir ki tek başına bile değildi. Çünkü tek başına olmak sağlam bir varoluştu. V e bu güç onda şimdilik yoktu.
Tek bile olamadığı,çok fazla hiç kimse olduğu için kim gerçek dostu, kim düşmanı, kim onu seven, kim celladı, kalemi kıran hakimi , kim yürekten , kim incecik iple bağlı anlamıyordu, algılayamıyordu. Bu yüzden gerçekten onu sevenleri göremiyor, onu çok ciddiye almayanlara yakınlık duyuyordu. Aslında yakınlık duyduğunu sanıyordu. Çoğu zamanda sevgisinden ve nefretinden emin olmadığı için yüreğindeki endişeler ve kaygılar yüzünden güvensiz duygular yaşıyordu. Kendine güvenmiyordu. Tama güven duygusunu içinde ateşlendirdiği anda çevresindeki yüzlerin ona olan güvensizliklerini duyup yine çok fazla hiç kimse oluyordu.
Senelerdir hep bir doyum arıyor ama hep Bir açlık çekiyordu.
Aslında o görünen kimliklerinin yani sahte kimliklerinden kurutulup çılgın , başıboş deli kısrak gibi aşk yaşamak istiyor fakat başağrıtmayan sorgusuz ancak çoşkusuz, yapay, duygusuz, sadece bedenlerin alışveriş veriş yaptığı tekdüze ilişkilere saplanıp kalıyordu. Oda biliyordu özünün bu olmadığını.Sevişirken özünün yetim , kimsesiz kaldığını.
Senelerdir kendinden kaçmıştı. Kendiyle konuşurdu ama rüyalarında uyku halinde. Bu kaçış unutmak değildi sadece yorgunluktu. Mutlu görünmeye uğraşmaktan, bin bir kişilikle ortada gezmekten, her şey yolundaymış gibi davranmaktan, hayır diyememekten bitkin düşmüştü.
Biri vardı ona benzemeyen ondan çok farklı biri. Onunla gece konuştuklarının gündüz hiçbir hükmü yoktu. Hava karardı mı bir an içindeki özü ortaya çıkar ona özünü asıl kendisini anlatan cümleleri dudak ucuyla ürpererek onun gözlerine dökerdi. . Sonra yine korkar ruhunu ortaya sermekten vazgeçerdi.
Onu tanıyıp sevmelerini isterdi . Buna kim zaman ayırabilir di ? her şeyi ile kabul edip sevilmek isterdi.
İsterdi istemesine de böyle sevilirse de lanetleneceklerine inanırdı. Bu yüzden kaçardı aşktan. Belki toplum dışı olurlardı ama büyük aşk olurdu. Ve bu aşkta en çok ölüm severdi onları ölüm kollardı bu aşkı.
Korkuyordu hem de deliler gibi korkuyordu. Lanetlenmekten dışlanmaktan,Saygınlık için uğraşanlardan ne kadar nefret etse de toplumda saygın yer istiyordu. Ama bunu asla dile getirmezdi.
Yaraları öyle derindi ki. Ama kimse sormadı yaralarının derinliğini. Neden demedi niye demedi. Yaraları öyle derin diki ölümle kucak kucağa yaşamak gibi buz gibiydi. Hiç kimse o maskelerinin altındaki gerçek yüzü görmek istemedi. Dokunmak istemedi yaralarına. Yüzüne taktığı bin bir çeşit maskeyi kaldırmak isteyen o kadını içten içe sevdi içten içe ihtiyacım olan güç dedi ama asla dile getirmedi. Aksine küfürler etti, olmadığı gibi davranıp kendini de kadını da pislik gibi gösterdi.Karma karışıktı, yüzüne o maskeleri taktıran bir kadın dı ama maskeleri çıkartmaya çalışanda başka bir kadındı. Korkuyordu gerçek benliği ile varolmaktan korkuyordu.
Oda biliyordu artık daha fazla böyle yaşayamazdı.
Hiçbir yalanını bağışlamayan, dengelerini birer birer bozan , yaptıkları için kınayan, küçümseyen ama bunlara rağmen varolmak için el ele savaşacak birini arıyordu.. Oda ona yapacaktı bütün bunları. Yitirmek pahasına da olsa bunu yaşamak istiyordu
Evet istiyordu ama korkuyordu. Kolay değildi seneleri silip özüne dönmek.
Bilirdi o kadın çok uğraşmıştı. İçten içe onu severdi ama korkardı da. Küfürlerle, acımasızca, bin bir maskeyle savururdu etrafından.
O kadın başını montunun içine sakladğında özü kaybolmamış kişiyi görür derin bir oh çekerdi.
Yağmur yine hızlandı. Deniz feneri ışığını söndürdü söndürecek.
Artık daha fazla böyle yaşayamazdı. İçindeki sadece kendine ait özü çıkartıp onu yaşamak istiyordu
İlk adımı atmıştı farkında olmadan. Unutmayı öğrenmişti. Unutamadığı için birkaç kişilikle yaşıyordu. Ama ilk adımı atmıştı. Onun ruhu için savaşan kadını unutmuştu. Onu hiç sevmediğine kendinide onu da inandırmıştı. Unutmayı öğrenmişti. Şimdi yüzünden bir maske çıkarılmıştı. Bu ilk adımdı.
Deniz feneri sndü.. Kadın yine hiç kimse olan adama sevgisini sundu. Vazgeçti
Gitti
Yine çok sevdi
. Vazgeçti
. Adam yine çok sevdi kadını git dedi