“Ulusal Egemenlik Ekonomik Egemenlik ile pekiştirilmelidir. Bu kadar büyük amaçlar bu kadar Kutsal ve Ulu Hedeflere kâğıtlar üzerinde yazılı genel kurallarla istek ve hırslara dayanan buyruklarla varılamaz. Bunların bütün olarak gerçekleşmesini sağlamak için tek kuvvet, en kuvvetli temel Ekonomik Güçtür    Kemal ATATÜRK

  

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de geçtiğimiz yüzyılda İş Hukuku “İşçinin Korunması” temel ilkesine  dayanmaktadır.

 Sosyal devlet anlayışını esas alan bu ilke ışığında Anayasanın 49.maddesinin 2.fıkrasında da “Devlet,çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek,işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.”denilmektedir.

 

Ancak son yıllarda ortaya çıkan ekonomik krizler Ülkemizde de  ekonomik büyüme hızını düşürmüş, işsizliğin büyük sayıda artmasına, işten çıkarmaların yaygınlaşmasına neden olmuştur. Öte yandan teknolojik gelişmeler yaygın biçimde bilgisayar kullanımına ve otomasyona geçilmesine neden olmuştur.Bu da çalışma hayatında üretim ve istihdam yapılarında değişikliklere yol açmış, üretim biçimlerini, sürelerini ve yerlerini değiştirmiştir.

 

Klasik çalışma ve iş akdi türleri yerini,  yasada yer almayan çağrı üzerine çalışma,iş paylaşımı,geçici iş ilişkisi,evde çalışma,tele çalışma gibi atipik iş akdi türleri ile telafi edici çalışma,yoğunlaştırılmış iş haftası,kısa süreli çalışma gibi esnek çalışma biçimlerine bırakmıştır.

 

Çalışma Hayatı ile ilgili yukarıda ifade etmeye çalıştığımız zorlamalar karşısında  İş Yasası,18 AB yönergesi ile 5 ILO Sözleşmesi hükümleri uyarınca  9 Bölüm, 122 madde ve  6 Geçici madde olmak üzere 1475 Sayılı İş Yasasının Kıdem Tazminatı hükmünü öngören 14.maddesi dışında tüm hükümleri değiştirilerek 10.06.2003 tarih 25134 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

 

Yasa ,yeni tanımlamalarla Kıdem Tazminatı Fonu Yasası ile 33 Yönetmeliğin 6 ay içinde düzenlenmesini,4773 sayılı Yasa ile 1992 yılından beri tartışılan İş Güvencesi hükümlerini koruyan esnek çalışma,telafi çalışması,kısa süreli çalışma,kısmi süreli çalışma, çağrı üzerine çalışma ve geçici iş  ilişkisi gibi çalışma biçimlerini  de yasal hükme bağlamıştır. 

 

Tarafların belki de okumaya dahi fırsat bulmadığı bir süreçte 4857 Sayılı Yasa ‘da değişiklikler başlamış, 7 yılda 10 yasal düzenleme ile birçok hükmü yeniden düzenlenmiş,başlıklar değiştirilmiş, maddeler eklenmiş,birkaç hüküm kaldırılmış,iki maddesi Anayasa Mahkemesinin ve birden çok maddesi Danıştay kararlarıyla iptal edilmiştir.

 

Yeni Yasa  dediğimiz 4857 Sayılı Yasa uygulanmadan 11.06. 2003 tarih ve 4884 ,1.7.2006 tarih ve 5763 ,31.07.2008 tarih ve 5797,23.01.2008 tarih ve 5728 ,15.05.2008 tarih ve 5763 sayılı,23.07.2010 tarih ve 6009 sayılı yasalarla değiştirilmiş veya fıkralar eklenmiştir.

 

Son olarak da Bakanlar arasında kavgalara neden olacak (Devlet Bakanı ve  Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek,Devlet Bakanı Faruk ÇELİK ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer DİNÇER)sendikalar ve sivil toplum örgütlerinin eleştirilerine ve  Milletvekillerinin de polis barikatlarıyla karşı karşıya kaldığı gösterilere ve protestolara karşın 13.02.2011 tarihli,6111 sayılı  TORBA Yasa ile değiştirilmiştir.

 

Diğer taraftan söz konusu düzenlemelerin bir çok maddesinin farklı tarihlerde yürürlüğe girmesi de işçi- işveren hatta uygulayıcı makamlar için Çalışma Hayatının izlenmesini zorlamaya başlamıştır.

 

Taraflar haklarını hangi Yasa’da arayacaklarının bilinmezliğini yaşamaktadırlar.Yeni Yasa yamalı bohçaya dönüştürülmüştür.Tüm değişiklikler yeri geldiğinde incelenerek, değerlendirilecektir.

 

Yine Yasa’nın  getirdiği Yönetmelikler ile Yargı kararlarına da bakıldığında kanun koyucunun bir acelecilik içinde olduğu,iş hayatının gereksinimlerini tam olarak tespit etmediği görülmektedir.Öte yandan 4857 Sayılı İŞ Yasasının Geçici 2.maddesinde de 1475 sayılı İş Yasasına göre çıkarılan halen yürürlükteki tüzük ve yönetmeliklerin yeni kanunun hükümlerine aykırı olmayan hükümlerinin, yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar yürürlükte kalacağını öngörmüştür.Bu durum uygulamada değişik yorumlamalara  neden olmuştur.

Yüksek Yargı organlarının Yasa ile ilgili İptal Karar gerekçeleri de  Usule esas kanun,tüzük ve yönetmelik  sıralamasına uyulmadığı, genel prensiplerinin dikkate alınmadığı yolundadır.

 

İş Yasasında İptal Yağmuru ..!.

 

Anayasa Mahkemesinin 19.10.205 tarihli E.2003 / 66.K.2005/72  Sayılı Kararı ile Yasa’nın 20.maddesinin 4.fıkrasının son cümlesi “ toplu iş sözleşmesinde hüküm var ise veya …” hükmü iptal edilmiştir.

 

Anayasa Mahkemesi’nin 04.02.2010 Tarihli ve E.2008/57 K:2010/26 Sayılı Kararı ile 4857 sayılı İş Yasasının 32 .maddesinin ikinci cümlesi iptal edilmiştir.Karar Resmi Gazetede yayımlandığı 22.10.2010 tarihinden başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi hüküm altına alınmıştır.

 

Danıştay 09.12.2003 tarihinde yayımlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği’ni şekil yönünden önce tamamının ve 7 ,9 ,14  ve  l6 maddelerinin  Yürütmenin Durdurulmasına 16.05.2006 tarih ve E.2004/1942,k.2006/3007 Sayı    ile de iptaline karar vermiştir.

 

Yine Danıştay 10.Dairesinin 28.03.2006 tarih ve E. 2004/6075,k.2006 /2159 Sayılı Kararı ile İş Güvenliği ile Görevli Mühendis veya Teknik Elemanların Görev Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin 4,5,7,89,10,11,12,13,14,15. ve 16. madde hükümleri iptal edilmiştir.

 

TMMOB,Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nce açılan Davada Yüksek Mahkemenin iptal hükmünde özetle İş Güvenliği Uzmanı adı altında Yasada öngörülmeyen ve yeni bir unvan getirilmesi nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığından iptal edildiği anlaşılmaktadır.İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitiminin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı veya bağlı kuruluşlarınca yapılacağına ilişkin  kuruluş yasasında hüküm bulunmaması nedeniyle ve Yönetmelikçe var sayılmasının yerinde olmadığı ve hukuka uygun olmaması nedeniyle iptaline karar verilmiştir. 

İş Yasasındaki iptal kararları yeniden düzenlemeye gidilmesine yol açmış,15.05.2008 tarihli 5763 Sayılı Yasa ile 4857 sayılı yasanını 78.maddesinin madde başlığı değiştirilmiştir.Madde hükmü “Sağlık ve Güvenlik Tüzük ve Yönetmelikleri” iken “İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmelikleri “olarak düzeltilmiştir.

Bugün itibariyle halen 1475 Sayılı Yasadan 8 tüzük yürürlükte ,29 işin yürütümü ve  37 İş Sağlığı yönünde yeni Yönetmelik düzenlenmiş bulunmaktadır.

 

Bundan böyle en az çaba ile Yasal düzenlemelerin  yapılmasında şekil yönünden  kanun, tüzük ve yönetmelik hiyerarşisine, ilgililerin gereksinimlerine ve çağın gereklerine uyulması gerektiği,,..Yasalarla kargaşa yaratmaya hakkımız  olmadığı inancıyla…

 

Sevgiyle, sağlıklı kalınız.