Ereğli için büyük bir fırsat
Ereğlinin geleceğini şimdiden yönlendirmek ve artan nüfusa hizmet edebilecek kalitede yaşam sağlayacak bir şehir yaratmak fırsatı var
Evet imar planlarının revizyonundan söz ediyorum.
İmar planlarının revize edilmesinde maksat bölge halkının ve bölgenin gelişmekte olan sosyo-ekonomik yapısına,sanayisine,çevresel münasebetlerine,sağlıksız yapılaşma koşullarının oluşmaması ve toplumsal mutluluk adına yerleşim bölgelerinin tasarlanması ve planlanmasıdır.Toprağın kullanma ve korunma dengesini sağlamak ta imar planlarının amacı içerisindedir.
Ereğli ölçeğinde konuyu irdelediğimizde merkezde ve merkeze yakın bölgelerde açık alanların azaldığı ,yeşilliğin yok olduğu açıkça gözlenebiliyor.Yeşil alanların korunması,gelecek nesillere doğayla iç içe bir yapılaşma içerisinde yaşam hakkı vermek adına planlar üzerinde gerekli düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.Bölgemizde yapılan zemin etüt çalışmaları akabinde müsait olan bölgelerde yüksek kat uygulamaları yapılması , ada bazında emsal verilerek yüksekliğin serbest bırakılması inşaat sektörünün önünü açacağı gibi kaliteli yapılaşma ve site oluşumlarını da destekleyecektir.
Plan notları ile düzenlenebilmesi mümkün olan yapılaşma koşulları mutlaka toplum ve çevre lehine oluşturulmalıdır.
Ekonomik ömrünü tamamlamak üzere olan sitelerde kentsel dönüşüm projeleri hazırlanmalı ve geleceğin Ereğlisi şimdiden çağdaş normlarda planlanmalıdır.
Kadıtarlası arsa ücretleri ve müteahhit oranı açısından Ereğlinin en önemli bölgesi konumundadır.Hızla sıkışmakta olan bu bölgede ekonomik ömrünü tamamlamak üzere olan ErdemYuva,Karabük Evleri,Şenevler gibi adaların gelecekteki yapılaşma koşulları şimdiden kentsel dönüşüm projeleriyle belirlenmelidir.
Kestaneci mevkiinde önceleri villa tipi yapılaşma amaçlanmış ve daha sonra değerlenen arsaları,manzarası ranta sebep olmuş villalar arasında 3-4 katlı apartmanlar oluşmuştur.Kestaneci mevkiinin kimlik kazanmaya ve manzarası sebebiyle oluşan ranta karşılık cevap verecek nitelikte planlanmasına ihtiyacı olduğu kanaatindeyim.
Yapılaşmada alternatif olan seçilen Sarıkorkmaz mevkide kontrol altına alınmaz ise Kestaneci bölgesi gibi yapılaşma adına kimlik sorunu yaşayabilir.
Bir çok bölge için benzer analizler yapılabilir.
İmar planları anında uygulanabilecek planlar değil bölgenin gelişimini çağdaş normlarda kontrol altına alma,sağlıklı yapısal,çevresel ve ekolojik olarak dengede tutmayı amaçlar.İleri görüşlü ve gelecek nesillerin ihtiyacına karşılık verebilecek planlar üretmek ilgili yönetimlerin görevidir.
Yüksek katlar hiçbir şehir için kabus değil tam tersine uygun koşullarda yapıldığında boş alanların çoğalması ve sosyal yaşamın ihtiyaçları adına tesislerin artmasına neden olacak olumlu bir olgudur.Fakat bu durum plan kararlarıyla, doğru yer seçimleriyle kontrol altına alınmalıdır.
Kentimizin yeni terminal,devlet hastanesi ve toplu konut alanı yönünde gelişimine destek vermek amacıyla imar planında gerekli düzenlemelerin yapılması mümkündür ve yapılmalıdır da.
Ayrıca imar planları ile arsaları kamu alanlarında kalanlar için gerekli düzenleme ya da kamulaştırmanın yapılması arsa sahibinin hakkını korumak adına yapılmalıdır.
Zonguldak merkez de ve Kozlu Belediyesinde yapılan yapılaşma uygulamaları hem Kozlunun hem de Zonguldakın gelişimine ışık tutmuş ve oluşan rekabet sonucunda kaliteli yapılaşmalar ortaya çıkmıştır.Hızla da kaliteli yaşam alanlarının yapılaşması devam etmektedir.
İşte devam eden Ereğli İmar Planı revizyon çalışmaları Ereğli için bir fırsat olabilir
Ayrıca aşağıdaki yazıyı ilgili kişilerin dikkatini çekeceği ve yardımcı olabileceği düşüncesiyle paylaşmak istiyorum;
Mağdur arsa sahibini sevindirecek karar!
Türkiye genelinde binlerce arazi imar planları değiştirilerek, yol, yeşil alan, park alanı ve okul alanı gibi kamusal hizmet alanları olarak belirlendiği için üzerine sahibi tarafından bir civi dahi çakılamıyor.
Vakti zamanında birikimleri ile bin bir umutla yatırım amaçlı aldıkları araziler üzerinde piknik yapmak çadır kurmak gibi geçici eğlence aktiviteleri dışında hiçbir tasarrufta bulunamayan mülk sahipleri kamulaştırılma yapılmadığı içinde yıllardır devlet tarafından el konulan arazilerinin vergisini de kuruşu kuruşuna ödemeye devam ediyor.
Türkiye genelinde toplam değeri milyarlarca TL olan bu arazilerin sahipleri ise tabiri caiz ise varlık içinde yokluk çekiyor. Söz konusu uygulamanın mağdurlarından olan ve yaşadığı köyde farklı farklı alanlarda 60 dönüme yakın arazisi bulunan mağdur bir mal sahibi ise bu kadar mülkü olmasına rağmen halen kirada oturuyor.
MECLİS ŞİKÂYET YAĞMURUNA TUTULDU
Yıllarca kamulaştırma yapılmasını bekleyen vatandaşlar Meclisi de şikâyet yağmuruna tuttu. Konu ile alakalı çok sayıda şikayet dilekçesi gelmesi üzerine Meclis Dilekçe Komisyonu konu ile alakalı gelen onlarca dilekçeyi değerlendirdi ve belediyelerle kamu kurumlarını kusurlu bularak Meclise sunulmak üzere bir rapor hazırladı. Konun neden çözülmediğinin ve çözüm önerilerinin yer aldığı rapor TBMM Genel Kurulunda yakın zamanda görüşülecek.
SADECE OKUL ARAZİSİ OLARAK GÖRÜLEN 8 BİNE YAKIN ARSA VAR!
Türkiye genelinde toplam değeri milyarlarca TLyi bulan binlerce arazi bu durumda bulunuyor. Meclis dilekçe Komisyonunun hazırladığı raporda yer alan bilgiye göre ise Türkiye genelinde sadece 7 bin 435 adet okul alanı olarak belirlenen 64 bin
YARGITAYDAN TARİHİ KARAR!
Devletin ilgili birimleri tarafından bütçe yetersizliğinden dolayı yatırım planlarına alınamadıkları için yıllardır kamulaştırma bekleyen ve üzerlerine kamu amaçları doğrultusunda bir çivi dahi çakılamayan bu arazilerin sahipleri yasal yollardan haklarını aramak için her ne kadar mahkeme kapılarını aşındırsalar da kanuni bir takım boşluklardan ötürü söz konusu idarelerin kamulaştırmaya veya eyleme zorlanamayacağı gibi gerekçeler öne sürüldüğü için hiçbir şekilde olumlu sonuç alamıyordu.
Fakat durumun evrensel hukuk kurallarına (AIHS Ek Protokol No -1) açık aykırılığı Yargıtayın konu hakkında görüş değiştirmesine neden oldu.
Artık imar planından sonra ilgili idare söz konusu mülkü her hangi bir işlem yapmadan bekletirse idarenin bu tutumu mülkiyet hakkının özüne dokunduğundan bu durum hukuka aykırı olarak değerlendirilecek ve devlet tarafından el atılan ve yasal sureler içerisinde kamulaştırması yapılmayan arazilerin sahipleri dava yoluyla kamulaştırmasız el atma hükümleri uyarınca devletten arazisinin bedele çevrilmesini ve değer karşılığının verilmesini isteyebilecek.
DEVLETİN KASASINA CİDDİ YÜK BİNECEK
Yargıtayın konu ile ilgili vermiş olduğu karar devletin bütçesinede ciddi yük bindirecek. Sadece okul arazilerinin toplam değerinin 11.5 milyar TL olduğu göz önüne alındığında ve yol, yeşil alan, park alanı gibi kamusal hizmet alanlarının yer aldığı kamulaştırmasız el atma pastasında en ufak payı okul arazilerinin aldığı düşünüldüğünde ortaya on milyarlarca TLlik çok ciddi rakamlar çıkacak.
ESKİDEN EL ATILAN MÜLKÜN ÜSTÜNE BİR BARDAK SU İCİLİYORDU
Yargıtayın son aldığı karardan önce özel mülkünün imarı kamusal hizmetler doğrultusunda yeşil alan, okul veya sağlık alanı seklinde değiştirilen vatandaşa mevcut idare tarafından fiilen el atma olmadığı ( Kamu amacı doğrultusunda kullanılmadığı ) sürece her hangi bir bedel ödenmediğini söyleyen Gayrimenkul Hukukçusu Avukat Emre Alcan;
Sızın boğazın en güzel yerinde 15 milyon TLlik araziniz olsa bile imar planlarında yapılan değişiklik ile arazinizin yeşil alan olması durumunda arazinize hiçbir yatırımcı bırakın 15 mılyon doları 500 bin dolar dahi vermez. Yani böyle bir durum karsısında vatandaş eskiden arazisinin etrafındaki emsalleri ne kadar değerli olursa olsun mülkünün üstüne tabiri caizse oturup bir bardak su içiyordu ve ancak isterse hafta sonu gidip piknik yapabiliyordu. O yüzden böylesine ciddi mağduriyetler yaşatan uygulamalar ile ilgili düzenlemeler şarttı, bu adımda geçte olsa atıldı. dedi.
Yargıtayın 2010 yılının Aralık ayında vermiş olduğu karar ile Kamulaştırmasız el atma davalarında yeni bir dönemin başladığını söyleyen Alcan, evvelden mağduriyetin giderilmesine yönelik bedelin tazmini davası açılabilmesi için ön şart olarak idarenin fiilen el atması şartı aradığını ancak yeni alınan kararın ilgili idare işgal etmesede yapılan imar değişikliklerinde dolayı siz arazinizden faydalanamıyorsanız buranın bedelini tazmin edebilmeniz için bedel tazmin davasını açmaya imkan verdiğini belirtti.
ARTIK 1 YIL GİBİ KISA SÜREDE ÇÖZÜLÜYOR
Yargıtayın emsal teşkil eden kararından sonra bu mağduriyetlerin 1 yıl gibi kısa bir sürede çözüleceğini dile getiren Alcan, arazilerin bedellerinin tespiti noktasında ise yakın yerlerde yer alan emsallerine bakılarak ortaya bir rakam çıkartıldığını ve bilirkişi raporu ile ilgili mahkemeye sunulduğunu söyledi.
http://www.haber7.com/haber/20111118/Binlerce-arsa-sahibinin-yuzu-gulecek.php
Benzer Kaynaklar
http://www.samildemir.av.tr/2011/05/kamulastirmasiz-el-atmada-yeni-donem/#more-2908