Bebek Katillerine şaşalı karşılama yaparken, sorgulama-öğrenme ve isyan çağında olan üniversiteli gençlerimiz kimseyi öldürmediği halde orantısız polis gücüne maruz kaldı. Bununla kalmadı Başbakan bu öğrencilerin tespit edilip gerekenin yapılması için talimatları verdi."Bunlar öğrenci bile değil" dedi.
Fakat bu öğrenciler bizim geleceğimiz
İsyanları bizlere ve düzene ise oturup defalarca sorgulamamız lazım onlara nasıl bir gelecek devrediyor olduğumuzu.
Okuyup iş bulamamalarına mı yansınlar
Parası olanın en iyi okullarda okuyup en iyi maaşlarla işle başladığına mı yansınlar
Asla bir bakan çocuğu olamayıp gemicik bile alamayacaklarına mı?!!
Bizim görevimiz bu öğrencileri fişlemek mi yoksa topluma sağlıklı bir birey olarak kazandırıp iyi bir gelecek bırakacağımız güvenini vermek mi?
Bu saldırıları onaylamak asla mümkün değil bunu üstüne basa basa söylemek istiyorum. Ama bu saldırıların karşılığında kullanılan orantısız güç, fişleme, toplumdan men etmeyi de asla onaylayamayız.
Gençlere iğneyi batırırken kendimize çuvaldızını batırmayı unutmamalıyız. Hem de defalarca.
Üniversiteli gençlerimizin bu öfkesinin sebebini düşünmeliyiz, onlara nasıl bir gelecek hazırlıyoruz? İşsizliği ortada, gençlerin eğitimle ilgili endişeleri, kpss sonuçları ve kpss gerekliliği konusunda ki kaygıları cevaplanamıyor.
Zaten gençlik başlı başına bir muhalefettir.Bunu kesinlikle unutmamalıyız.Tartışan, sorgulayan bir yaş dönemindeler.Ve bizim sorgulayan gençlere ihtiyacımız büyük.Fişleme, biber gazı, dayak ve yasaklama nasıl çözüm olabilir ki?!!!
Bazı gençlerimizin demokratik açılım diye bas bas bağırılan bir dönemde aldıkları cezalar karşılığında pederşahi bir otoriteden farkısz olunduğunu gösteriyor. Bu demokrasiye yakışmıyor.
Kaldı ki ülkemizde neredeyse her gün doğu bölgelerinde olaylar oluyor. Bebeklerimiz canlarımız askerlerimiz öldürülüyor. Onlara uygulanmayan orantısız gücün yumurta atana uygulanması çok düşündürücü