?Keşke beni bu kadar korumasaydınız?
Bu cümleyi söylemekten hep korkardım. Şimdi sürekli bu cümleyi söylüyorum. ? Keşke beni bu kadar korumasaydınız?
Şimdi sizi hem anlıyorum hemde yanlış olduğunu görüyorum.
Torununuz on üç yaşına geldi. Beni koruduğunuz gibi bende onu koruyorum. Onun için endişeleniyorum, merak ediyorum, üzüldüğü an canım yanıyor. Evet sizi anlıyorum. Ama düşmesine de izin veriyorum. Düştüğünde yara almasına izin veriyorum. Belki beni acımasız buluyor, bilmiyor ki yara aldığında ondan daha çok yara aldığımı. Her zaman yanında olamayacağımı biliyorum. Gün gelecek yalnız kalacak bu dünyada. Sürekli kaldırırsam tek kaldığında kalkamayacak. Şimdi benim kalkamadığım gibi.
Dağıla dağıla çarpa çarpa öğreniliyor bu hayat. Ama ben korundum. Sarıp sarmalandım, kötülüğün ve tehlikenin ne olduğunu bilmeden bu yaşa geldim.
Diyorum ya sizi anlamakla beraber yanlışı şimdi gördüm.
Şimdi benden çok uzaktasınız. Ve ben yalnızım. Sil baştan öğreniyorum hayatı. Ve hayat çok acımasızmış anne ve baba. Keşke hayatın acımasızlığını bu kadar geç öğrenmeseydim.
?Dünya gözüyle yerini bulduğunu görelim ? derdiniz. Yerim eşimin yanındaydı. Bak şimdi eşimde yok. Yerim burası değilmiş. Kardeşlerim de birer köşede kendi evlerinde. Onların yanı da yerim değilmiş.
?Keşke bu kadar korumasaydınız beni ?Ağlaya ağlaya görseydim yanlışları,. Hata yapa yapa öğrenseydim doğruları. ?Ben sana güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum? demeseydiniz de ben de görseydim çevremdekilerin güvensizliklerini.
Kızım bana dün çok kızdı anne ? Sen çevreye değil bana güvenmiyorsun sanırım. Güvensen güven duymadığın çevrede sağlam duracağımı bilirdin ? dedi. O an dona kaldım. Senelerdir söyleyemediğimi kızım bana söylemişti.
Nerden nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Kızım ve ben hayatı şimdi öğreniyoruz. Öyle alışmışım ki korunmaya sanki sürekli beni koruyacaksınız canım yanmayacak sanıyorum. Ama yoksunuz. Dizlerim de keşke yara izleri olsaydı. Baktıkça ayağa kalktığım günlerimi hatırlardım. Ama hiçbir yara izi yok işte. Sizde yoksunuz.
Ben bu yaşa kadar sizin küçük kızınız olmuşum. Konuşamayan, içindekileri dışa vuramayan, sürekli korumayla yaşayan küçük kız.
Ne garip değil mi. Kızıma öğrettiklerimle kızım bana ders veriyor. Kızıma öğrettiklerimle kızım karşımda dimdik duruyor.
Evet eşimde yok. Sizden hemen sonra eşimi de kaybettim. ?Yerin burası? dediğiniz yer de beni korudu, sakındı, sarıp sarmaladı. Ve de gitti. Onun yanında da yalnız kaldığımda ne yapacağımı öğrenemedim.
Keşke beni bu kadar korumasaydınız. Gün gelecek tek başıma kalacağımı öğretseydiniz bana. Duvarlara çarpa çarpa, düşe kalka sağlam durmayı öğrenebilseydim. İnsanların nankörlüklerini daha gençken öğrenseydim. ?Kimseye güvenme derdiniz? ya. Şimdi içimde kocaman güvensizlik var. Adımlarım öyle ürkek öyle tedirgin ki. Nerden nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Bildiğim tek şey kızım ve ben tek kaldığım.
Keşke beni bu kadar korumasaydınız. Evet kız çocuğu büyütmek zormuş. Gizli saklı sarıp sarmaladığım kızım benden daha güçlü. Ona yapamazsın, edemezsin demiyorum. Biliyorsunuz rahatsızlığını hala tedavisi bitmedi. O da kabullendi hastalığını, buna rağmen her şey ile uğraşıyor. Okulunun tiyatro klubüne girdi, derneğin müzik topluluğuna da gidiyor. Bazen ben alıyorum bazen babası alırdı. Çoğu zamanda ?Size ihtiyacım olduğunda çağırırım, kendim gelebilirim? derdi. Şimdi kendi gidip geliyor.
Daha çocuk ama bir o kadar da kocaman kız oldu kızım. Kocaman kız oldu torununuz.
Şimdi yeni bir hayata başlıyorum. Geç kalmış bir emekle. Emekleye emekleye öğreneceğim hayatı.
Keşke bu kadar korumasaydınız beni. Keşke bu kadar korumasaydı eşim beni.
Seneler sonra arkadaşla sohbet etmek keyifli ve de hüzünlüydü. Aslında bütün bu sitemler bir çok kadının, bir çok kız çocuğunun ortak sitemleri idi. Arkadaşım yolun açık olsun. Şimdi yürüme zamanı.