
Ağustos ayı Zafer Bayramı ayıdır... Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki ordularımızın halkla el ele omuz omuza bizlere özgürlük ve bağımsızlığımızı kazandırdığı aydır Ağustos. İşte ben de 2010 Ağustos ayında Akdeniz'de özgürlüğünü ve bağımszızlığını yine Atatürkün izinde Rum/Yunan ve emperyalizme karşı yaptığı olağanüstü direniş sonucunda, 20 Temmuz 1974'de kahraman türk silahlı kuvvetlerinin Kıbrıs'a Türkiye'nin uluslararası garantörlük antlaşmalarından doğan haklarının verdiği yetki ile yaptığı Barış Harekatı sonucunda kazanmış ulusal davamız olan KIBRIS'a (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne) gittim. Kıbrıs'ı görmek ve bilgilere yerinde ulaşırken kızımı da yanıma aldım. Öyle ya, kızım da Doğu Akdeniz'deki bu Türk devletini görmeli, burada arkadaşlar edinip tarihi kültürel yerleri gezmeliydi.
Eskiden bir Osmanlı toprağı olan Kıbrıs'ın Türkiye için önemi çok büyük. Ancak adanın jeopolitik ve jeostratejik önemi Türkiye'nin dışında da birçok ülkenin de ilgi alanında oldu hep.
Tarih boyunca Anadolu'da kurulan devletler ulusal güvenliklerini sağlamak için daima Kıbrıs'ı ellerinde bulundular. Osmanlı devletinin topraklarını genişleterek 1453'te İstanbul'u fethetmesi ve buradan hareketle sınırlarını üç kıtaya götürerek bir cihan imparatorluğu kurması; Kıbrıs'ı, Ege'den Akdeniz'e açılan deniz koridorlarını kontrol altında bulunduran Girit ve Rodos adalarını topraklarına katıp Akdeniz'de deniz hakimiyetini kurması, tesadüf olmayıp bilinçli bir jeopolitik düşüncenin sonucu olarak değerlendirimektedir.
Türkiye'nin 70 km. Güneyinde bulunan ve Anadolu'nun güney sahillerini, Mersin Adana, Van, Diyarbakır ve İskenderun stratejik bölgesinin kapısı, ayni zamanda kilidi durumunda bulunan Kıbrıs, Türk Ulusu'nun güvenliğinin sağlanmasında çok önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenle Kıbrıs Türklerin Anadolu'ya yerleştikleri günden itibaren Türk Ulusu'nun güvenliği içinde ve onun ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmektedir. Bundan dolayı Kıbrıs meselesi, Türk Ulusu'nun vicdanında bir ULUSAL DAVA haline gelmiş, T.C. Devleti'nin ulusal hedeflerinin en başında yer almıştır.
Kıbrıs'ın Türkiye için taşıdığı jeostratejik önemin sadece geçmişin şartları içinde değil, hızla değişen dünya ortamında ve Türkiye'nin büyük bir güç olarak bölgesindeki istikrara ve barışa sağlayacağı katkıları dikakte alan en büyük Komutan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, Cumhuriyetin ilk yıllarında Antalya bölgesinde yapılan askeri tatbikatta plan subaylarına ; "Türkiye'nin yeniden işgal edildiğini ve Türk kuvvetlerinin sadece bu bölgede ( Antalya ) mukavemet ettiklerini farzedelim. İkmal yollarımız ve imkanlarımız nelerdir?" sorusunu sormuştur. Orada görevli kurmay subayların düşüncelerini büyük bir dikkatle ve sabırla dinledikten sonra, Başkomutan elini önlerindeki haritaya uzatmış ve Kıbrıs'ı işaret ederek; "EFENDİLER, KIBRIS DÜŞMAN ELİNDE BULUNDUĞU SÜRECE BÖLGENİN TÜM İKMAL YOLALRI TIKANMIŞTIR. KIBRIS'A DİKKAT EDİNİZ. BU ADA BİZİM İÇİN MÜHİMDİR" diyerek dikkatleri Kıbrıs'ın Türkiye için taşıdığı jeostratejik ve jeopolitik önemi üzerine çekmiştir.
Kıbrıs'la ilgili okudukça hele adaya yaptığım ziyaretten sonra kendime bir misyon üstlendim.
Zaten Cumhuriyet Kadınları olarak; özelde Türkiye'deki vatandaşlarımızın, genelde dünyadaki Türk kardeşlerimizin varlıklarını südürebilmeleri için çalışmalar yapmamız gerektiğini hatırlatmama gerek yok. Ben de özellikle Türkiye - Kıbrıs arasında sosyal, kültürel köprüler oluşturulmasına hem KKTC'nin Karadeniz Ereğli'sinde hem de Karadeniz Ereğli'sinin KKTC'de doğru tanıtılması tanınması için çalışmalar başlattım. Bu bağlamda ilk ziyaretimi KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Sayın Rauf Raif DENKTAŞ'a yaptım. Son derece önemli ve faydalı olan bu ziyaretimde bana eşlik eden dünyanın en büyük 90 ülkede örgütlenmiş turizm örgütünün KKTC Başkanı SKAL International Lefkoşa Başkanı Cem Can Bey'e çok teşekkür ederim. Sayın Cumhurbaşkanımız Rauf Denktaş Bey projelerim ve fikirlerime çok sıcak baktı ve destek belirtti, başarılar diledi. Mutlaka Anavatan - Yavruvatan köprülerinin bağlarının güçlendirilmesi gerekliliğinden bahsetti. Çok samimi bir ortada geçen ziyaretim Kıbrıs tatilimin en anlamlı günü olarak anılarımın arasında yer aldı.
Ayrıca 20 Temmuz Barış Harekatının çıkarmasının yapıldığı Çıkarma Plajını ve Anıtı da ziyaret ettim ve bu küçük koydan çıkan Türk birliklerinin dünyayı şaşırtan hayran bırakan üstün askeri başarısını hayal etmeye çalıştım. Girne'deki Deniz Şehitliğini ve Lefkoşa'daki Barbarlık Müzesini ziyaretimde içim acıdı.
Hem tatil hem de ziyaret gezim; deniz kum güneş eğlencemize çok büyük anlamlar kattı. Kıbrıs bizim. Ona sahip çıkacağız.