“Gazeteci, sonuçları ne olursa olsun gerçekleri çarpıtmadan aktarmak ve halkın bilgi edinme hakkını gözetmekle yükümlüdür. Aykan, bu yükümlülüğü yerine getirmiş, haberi tarafsız bir dille ve yorum halka bırakılarak yayımlamıştır.”
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, yayınladığı bir haber nedeniyle 11 Eylül 2026 tarihinde tutuklanan Bolu Temsilcisi Hüseyin Aykan’ın özgür bırakılmasının ardından bir açıklama yaptı.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi:
“Türkiye Gazeteciler Cemiyeti İl Temsilcimiz, Bolu Gündem Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykan’ın, 11 Eylül 2026 tarihinde kamu yararına ilişkin bir haberi paylaştığı gerekçesiyle tutuklanmasının ardından 5 Ekim 2026 Pazartesi gecesi serbest bırakılmasını sevinçle karşılıyoruz. Meslektaşımız 18 Şubat 2027 tarihinde hâkim karşısına çıkacak.
Meslektaşımız hakkındaki isnat, Bolu Göksu Tabiat Parkı’nda, devletten kiralanan bir alanı işleten bir firmanın ziyaretçilerden ‘resmî tarifenin üzerinde ücret talep ettiğini’ içeren, sosyal medyada viral hâle gelmiş bir görüntünün haber sitesinde paylaşılmasına dayanıyordu. Bu görüntü Aykan tarafından çekilmemiş; kamuya açık bir alanda, ihbar hattına ulaşan bir vatandaş şikâyeti üzerine, kamu yararı gözetilerek haberleştirilmişti.
Tüzüğümüzün bir parçası olan Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi, gazetecilik faaliyetinin sınırlarını ve güvencelerini açıkça ortaya koymaktadır: Gazeteci, sonuçları ne olursa olsun gerçekleri çarpıtmadan aktarmak ve halkın bilgi edinme hakkını gözetmekle yükümlüdür. Aykan, bu yükümlülüğü yerine getirmiş, haberi tarafsız bir dille ve yorum halka bırakılarak yayımlamıştır.
Gazeteci, kamu yaşamını belirleyen ve halkı ilgilendiren tüm olayları izleme ve araştırma hakkına sahiptir. Kamu malı bir doğa parkının ‘usulsüz işletildiği’ iddiası tam da bu tanıma giren bir kamusal denetim konusudur.
Anayasamızın 28. maddesi basının hür olduğunu ve sansür edilemeyeceğini; 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 3. maddesi ise halkın bilgi edinme hakkının basın yoluyla en geniş şekilde karşılanmasının basın özgürlüğünün özü olduğunu hükme bağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik içtihadı da gazetecilik faaliyeti nedeniyle tutuklamanın istisnai ve son çare olması gerektiğini defalarca vurgulamıştır.
Kamu yararı amacıyla evrensel gazetecilik değerleriyle haber yapan tüm meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu kamuoyunun bir kez daha bilgisine sunuyoruz. Hüseyin Aykan’a geçmiş olsun diyoruz. Gazetecilik suç değildir.”




