Yeni Anayasa çalışmaları devam ediyor. İktidar, yalan üzerine yalan kurarak yeni Anayasa çalışmalarını sürdürüyor. Ülkede özgürlükleri, demokrasiyi, adalet ve hukuk sistemini daha da geliştireceğini vaat eden iktidar, yeni düzenlemelerle Tek Adamlığa özeniyor ve temel hak ve özgürlükleri de kısıtlamaya çalışıyor.
İktidar partisi AKP Anayasa Uzlaşma Komisyonuna verdiği önerge ile BASIN HÜRRİYETİ, MİLLİ GÜVENLİĞİN, KAMU DÜZENİ VE GENEL AHLAKIN KORUNMASI, YARGI BAĞIMSIZLIĞININ SAĞLANMASI SUÇLARININ ENGELLENMESİ AMACIYLA SINIRLANSIN önerisi götürdü.
Böylece iktidar, kendisine karşı hiç bir şekilde muhalefet edilmesini istemediğini de ortaya koymuş oldu. Yeni öneri ile, özgürlükleri genişleteceği vaadinde bulunan iktidar, mevcut Anayasada yer alan , Basımevi kurmada izin ve mali teminat hakkı şartının aranmaması ve basın araçlarına suç aleti denilerek el konulamayacağı gibi önemli anayasal güvencelere yeni anayasa önerisinde yer vermemesi de bunun bir işareti.
İktidar bu değişikle ÖZGÜR BASIN yerine kendine GÜDÜMLU BASIN yaratmak istiyor. Vatandaşın haber alma özgürlüğünü engellemeye çalışıyor. Vatandaş gerçekleri öğrenmesin diyor. Cinsel tacizde bulunan, tecavüz edenleri, yolsuzluk haberleri Kamu düzenini ve genel ahlakı bozuyor gerekçesiyle bu tür haberlerin yapılmasını engellemeye çalışıyor. Basına SANSÜR uygulamak istiyor. Şu anda zaten Sansürün en kötüsü Otosansür var.
12 Eylül 1980 döneminde Paşalar akşam baskıya giren gazeteleri denetler, istemedikleri haber ve fotoğrafları çıkarttırırlardı. O zamanlar gazeteler bugünkü gibi ofset değildi. Klişeler vardı. Gazetelere gelen rütbeli askerler beğenmedikleri siyasetçi veya kişilerin fotoğraflarını baskıya girmeden önce gazete sayfalarından çıkartırlardı. Başka haber ve fotoğraf yok ise zorunlu olarak baskıya giren gazetede klişenin çıkarıldığı o bölüm beyaz ya da simsiyah çıkardı. Bu kez de gazete yöneticileri Sıkıyönetim Komutanlarına ayrı hesap vermek zorunda kalırlardı. Bu kez de Kimi protesto ediyorsun, Kime mesaj veriyorsun gibi suçlamalarla karşı karşıya kalırlardı.
Yıl 2012. Aradan kaç yıl geçti. Türkiye özgürlükleri genişleteceği yerde daha özgürlükleri kısıtalama çalışıyor. İktidar basın araç ve gereçlerini suç aleti olarak görüyor.
Millet aya turist götürdüğü bir dönemde, biz basın yayın özgürlüğünü, insan haklarını, adaletin bağımsızlığını ve özgürlükleri tartışıyoruz.
Hiçbir şekilde görüş ve düşünceleri dikkate alınmayan muhalefet partileri Anayasa Uzlaşma Komisyonunda havanda su dövüyorlar. Şimdi muhalefet partileri Anayasa Uzlaşma Komisyonundan ayrılsın diye yazı yazsak, bu kez İKTİDARI DÜŞÜRMEYE ÇALIŞMAK ya da ERGENEKONCU diye hakkımızda soruşturma açarlar.
Telefonlar dinleniyor, mailler gizli güçler tarafından izleniyor. Bilgisayarlara virüs göndererek suçlama yaratmakta çok kolay