Ya işte böyle arkadaş. Gülsen mi, Ağlasan mı, Kafa mı bulsan, Taşlara topraklara tekme mi atsan, Dalgaların hırçınlığına, rüzgarın ıslığına mı meydan okusan. Oluyor işte. Yaşam hep gebe. Bir bakıyorsun akla hayale gelmedik olaylar ile karşı karşıya kaldığında, nevrin dönüveriyor. Tanrı korusun tanrı. Kendine dikkat et. Moralini sıkı sıkıya sıkıla. Kesinlikle de yaşama küsme. O`nun ne suçu var ki. Garip mi garip bir durumla karşıya kaldın. Yani canı yanan ve yakılan sen. Terk edilen. Onuruyla oynanan. Umutları tüketilen sen? Gündüzleri geceye dönüştürülen, Yağmurları da fırtınaya, Muhabbetleri kan çanağına, Kahkahaları gözyaşlarına, Sevda türküleri anlamsız ayak oyunlarına, Mutluluk haberleri de depremlere kurban ettirilen bir ortamda böyle mi diyor? Vah vah? Yazık? Hadi okuma yazman olmasa ve toplumun içinde aşureye iki kaşık sallamamış olsan yersin de. Yani, ömründen ömür çalan şimdi ne diyor? O`nun da mı canı yanıyormuş. Allah Allah? Benim bildiğim, duyduğum, gördüğüm ve okuduğum olayda iki taraf vardır. Bir can yakan zalim. Bir de canı yakılan garip. Kıçına tekme vurulan sen olduğuna göre; canı yanan senden başkası olamaz. Olmaz da!.. Peki, senin canını yakan ne halt yemeye "benim de canım yanıyoooo" diyor ki. Dalga mı geçiyor? Herhalde. Can yakıp da, "benim de canım yandı" sözü çok büyük çelişki ve anlamsız. Buna gak bile demeyi öğrenememiş kargalar da gülmez ki. Sırıtır. Pırt der bir tarafı. Eee, hadi diyelim ki bu komiklik doğru. Canı yanan iki kişi ağlıyo. Peki, bu tarafların ikisinin de canını yakan üçüncü kim? Tam bir Türk filmi. Zengin kız, fakir aşık. Alay edilen genç üzerinde tepinmeler. Hafife almalar. Sevgiyle alay etmeler. Ve?.. şutlamanın ardından da konuştukça batılan çukurlardan dışa vuran feryatlar. Nedir? Ne değildir? Sen, hak etmediğin çok ama çok büyük bir bedel ödedin. Bitmedi. Bitiremedin. Canının yanmışlığını dağların ebabil kuşlarına havale edip yollandın. Yakınlar uzak, uzaklar hayal oldu. Rüzgarların getireceği muştulara umut bağladın. Gelmedi. Bırak ıslan. Yağabildiğince yağsın. Topukların sular içinde kalsın. Üşü.. Hapşır da. Titrediğin her an seni senden uzaklaştırmayacak. Biliniyor ki, içine akıttığın yaş taneleri senin vitaminin oldu. Dirildin ezildikçe. Dikildin duyguların hırpalandıkça. Dimdik oldun işte. Ama içindeki o sızıyı atmadıkça iflah olmazsın. Olamazsın. Bir gün, "gel" denirse ne yapman gerektiğini yeniden düşün. İrdele olayları. Kararını ver. Sakın ola ki, mührü vurmadıkça geriye gitme. Bir kez daha kaldıramazsın acıyı. Acılarını?