CAN`a CAN!..
Eyüp BEKTAŞ
Adı Can?mış.
Sırım gibi delikanlı ki, atletik fiziki dikkat çekiyor.
Oğlumdan biraz daha küçük yaşta olmasına rağmen, sporun da etkisiyle yiğit bir delikanlı olup çıkıvermiş.
Yol arkadaşı olduğumuzda öğrendim hayat öyküsünü.
Bolu?da spor akademisinde okuyormuş. Bolu sözünü duyduğumda, tanımadığım ama ?sizin gibi- yaptığı hizmetleriyle geriye ?ben giderim adım kalır, tarih beni hatırlasın? izi bırakan İzzet Baysal geliyor ilk aklıma.
İkinci sırada da Maksut Beykoz dostum ile Bolu Olay Gazetesi ve Bolu FM Ailesi var.
Can da; Bolu?da okuyor ya?
Can?ı gazetecilik huyumla biraz da gıcık ederek konuşturmaya çalıştırdım. Huy bu değişmiyor ki! İllâki, bir tarafından yaşam gözlemleri öğrenme alışkanlığımın hırsı durulmuyor. Kuşaklar arasındaki farkı, iletişim ile öğrenebilirim.
Erdemir emeklisi bir babanın oğlu Can.
Ailesi Ereğli merkezde ikamet ediyor ve Can, baba parası da almadan üniversite dönemini aşmaya çalışıyor.
Nasıl olur?
?Çalışıyorum abi? dedi. Ehli Keyif isimli bir kafeteryana emek üreterek harçlığını çıkarıyor ve başarılı bir öğrenci olarak da takıntısız geçmiş yeni döneme.
Üniversite öğrencisi ve bir kafede çalışıyor.
?Nasıl başarıyorsun? Senin çalıştığın kafeye öğrenci arkadaşların geliyordur. Sen de bunlar hizmet etmek durumunda kaldığında alaylı bakışlarla karşılaşıyor musun? Hani o eski Türk filmlerinde olur ya, bu tür durumlar yani? diye sordum.
Bu sorum ağır geldi.
Bir anda sarsıldı.
Gerildi.
Pencereden dışarıya baktı uzun süre suskun suskun.
Anladım ki, gözyaşlarını tutmaya çalışıyor.
O da, zengin çocuklarının maskarası olmuş bir fakir ailenin emekçi çocuğu.
Otomobilde müziği değiştirerek dikkat dağıtmaya çalıştım.
Olmadı?
Bir süre sonra bozdu sessizliğini:
?Abi öyle bir soru sordun ki, beni yüreğimden vurdun attın. Canımı en çok yakan olayı dile getirdin. Evet; bu tür olayları sıkça yaşıyorum. Yukarıdan aşağıya marka giyinmiş öğrenci arkadaşlarımdan büyük çoğunluğu çalıştığım kafeye geldiklerinde bilerek veya bilmeyerek büyük hava basıyorlar. Ben öğrenci arkadaşlarıma hizmet vererek okul harçlığımı kazanarak okuyorum.?
Evet deşilmişti adı gibi Can oğlumuz.
Konuyu tadında bırakmak gerek.
Biraz daha üzerine gittiğimde, o dev gibi genç adam hüngür hüngür ağlayacaktı belki.
Çözüm konusunda seçenek bulmaya dönük dolaylı sözlerle tansiyonu düşürmeye çalışırken, ?Abi ben Bolu?dan buraya otostop çekerek geldim. Cebimde 20 liram var. Ve bu parayla yine oto stop çekerek okuluma dönmeye çalışacak ve pazartesi den itibaren (bugün) yine önlüğümü giyerek çalışmaya başlayacağım? sözlerini gizli bir öfkenin ses tonuyla ifade etti.
O kadar dolu ki?
Boğazım düğümlendi ve sanki paslı bir bıçak saplandı yüreğime.
Bu kez pencereden dışarıya bakma sırası bana gelmişti.
Peki burs bulamamış mı?
Duygusal bir çocuk?
Dolaşamamış kapı kapı.
Derdini içine atarken ?Batsın bu dünya? da dememiş.
Neşet Ertaş ustayı ve türkülerini konuştuk bir süre.
Çağdaş ve uygar bir gençti karşımdaki. ?Amerika deyince aklınıza ne geliyor?? diye sorulduğunda, ?o bizim küresel ortağımız? korkaklığını göstermeyen Atatürkçü bir yiğit.
Erdemir emeklisi bir babanın spor akademisinde okuyan bir çocuğunu koskoca Erdemir, Türk Metal, Metal-Koop, Ervaksan, İsdemir, başta olmak üzere, bir kurum veya kuruluş okutamaz mı?
Çok mu zor?!!
Bolu şurası iki adım öte.
Can?ın yaşam öyküsü canımı yaktı.
Ya diğer Can?lar?!!
Yaşadığım kenti ve olanaklarını düşünüyorum.
?Siyasi imgeyle burs verenlerin at oynattığı bir ortamda mıyız?? diye sorgulama yaptığımda ?hayır değil? de diyemiyorum?
Can?ı, canları cansız bırakmamalı.
Can?a can katmalı?
Yorumlar