Yağmur tanesi kadar temiz, buğday sapı kadar diri, dalında gülümseyen yeşil ceviz kadar enerjik bir dünya arzulamıştın hep.
İçinde beyazı dahi olmayan yalansız ve temiz olacaktı her şey.
El verecekti eller.
Boy verecekti gönüller.
Onyüzbinmilyon baloncuklar uçuşacaktı maviliğin sevinçli coşkusunda.
Beklentiler,
Umutlar,
?BİZ? gerçeğinin öznesi,
Kırmızı-beyaz şarap kadehlerinden dökülecekti müjdeler, asma bahçelerinin sıcaklığında.
Dikmen sırtlarından dostça taşınan güzelliklerin çiçeklerinde İzmir halayları oynanacaktı havai fişeklerinin gölgesinde.
Gözler belki bazı anlar mahzunlaşacak,
Gözpınarlarından dökülen birkaç damla yaş da sevdanın koruğu olarak asılacakta kerevetin tam karşısına.
Oymalı kilim,
Et tahtası,
Mis gibi kokan köy ekmeği,
Yanında da yoğurdu,
Sofra bezlerinin yanına sıralanacak,
?Anadolu? türkülerine, Türk Sanat müziğine eşlik edecekti o oynaşmalı gecelerde.
Ateş ve sevda buluştuğunda her an,
Samanyolunun sepet sepet konfetileri saçılacaktı çok uzun bir suskunluğun ardından hareketlenen dere ışıltılarının yüzüne.
Gökkuşağının tüm renkleriyle öpüşerek.
Hep o günler dedin.
Hep o günlerin özlemiyle yanıp tutuştun.
Hep o günleri anlattın.
O günler bir kavramdı.
Dahası da senin için çok büyük anlamdı.
O günler rüya gibi geldi ve oturdu yüreğine.
Yandın.
Yakıldın.
Her zerrenin buluşmasıydı aşk denen asma bahçelerinin tüm çiçeklerinde.
Sevdin.
Sevildin.
Sevdikçe, sevgilerden taçlar yaptınız birbirinize.
Umut yüklü zaman dilimindeki her an sizin özeliniz oldu.
Sarıp sarmalayan o eşsiz duyguların adını belki tarif edemediniz sözcüklerle de, gözler söyledi sizin yerinize şarkıları.
Susmadan konuşmanın derinliğine vardınız.
Oynadınız.
Oynaştınız.
Yarınların hayalini birlikte yazdınız.
Başlangıç, süreç ve umutlar.
Aynı yaşamın net gerçeği gibi.
Başlıyor, sürüyor ve nihayetinde yüreğinde taşıdığı umutları da götürerek o malum noktada tükeniyor.
Siz de öyle oldunuz.
Başladınız. Başlarken sevdiniz. Severken kelebeklerden evler yaptınız. Evlerinize börtü böcekler bulaştığında da bitiş noktasına koşmaya başladınız.
Böyle başladı çöküş.
Böyle tükettiniz birlikteliği.
Böyle yarınların maviliğini siyaha bıraktınız.
Böyle kırmızı gülleri selvilerle değiştirdiniz.
Böyle döküldü virgüller.
Böyle sızladı gönüller.
O günleri unut veya unutma.
Senin sorunun veya değil.
Ama o günler var yaşamında.
Yaşandı.
Yaşatıldı.
İz bıraktı.
Geride de koskoca bir hiçkaldı.
İzmir?in kavakları.
Döküldü yaprakları.
Size de derler bıçkıcı,
Kes-biç dostum.
Can yak.
Canları cansız bırak.
Ses vermiyor kadehler artık.
Kırmızı gülümsemiyor.
Dostlar kaçıyor papatyalardan.
Rüzgarın da başı mı bozuk nedir, sertliği de bir türlü düzelmiyor.
O günler ve bugünler.
Birbirine sevdasını çoktan bozmuş.
Kanıyor yürekler?
Yorumlar