Umut Vakfı tarafından Pazar günü Zonguldak Dedeman otelinde Türkiyede Bireysel Silahsızlanma ve Şiddet Haberleri Yerel Medya semineri yapıldı.
Açılış konuşmasını Umut vakfı Kurucu Başkanı Nazire Dedeman Çağatayın yaptığı seminerde Milliyet Gazetesi köşe yazarı Nail Güreli, Psikiyatr Dr.Ayhan Akcan, Av.Filiz Kerestecioğlu, Av.Fikret İlkiz, Gazeteci-yazar Ragıp Duran, Türkiye gazeteciler Cemiyetinden Dr.Recep Yaşar, Pusula gazetesi yayın yönetmeni Atilla Öksüz konuşmacı olarak katıldılar.
Büyük keyif aldığım seminerin notlarının tamamını aktarmak isterdim aslında ama ne buna köşem yeter nede sizlerin okuma gibi zamanın olabilir.
Saat 09.30 da başlayan ve akşam 17.00 de sona eren Seminerden inanın hiç sıkılmadım. Çünkü seminerin konuları o kadar doyurucu ve konuşmacıların anlatım üslupları o kadar düzenliydi ki sıkılmak bir kenara bu seminere Zonguldakta görev yapan tüm gazetecilerin, haber yazan tüm muhabirlerin, gazetelerin genel yayın yönetmenlerinin ve köşe yazarlarının katılmasını arzu ederdim.
Konuşmacıların konuşmaları, verdiği örnekler öyle çarpıcıydı ki verilen bu örneklere zaman zaman güldük, zaman zaman da yüzümüz kızararak izledik.
Yaptığımız hataların farkına vardık.
Her şeyi bildiğimizi iddia ettiğimiz konularda aslında hiçbir şey bilmediğimizi anladık.
Gazetecinin topluma ve sadece halka karşı sorumlu olduğunu,
Patronlara veya siyasi partilere karşı sorumlu olmadığını,
Haberde bağımsızlığın şart olduğunu,
Haberi verirken yorum katılmayacağını,
Gazetecinin şiddet ve nefretten kaçınılması gerektiğini,
Şiddet haberleri verilirken şiddet haberine konu olan kişiye yön göstermek amacı ile nerelere başvurabilecekleri konusunda bilgi vermemiz gerektiğini,
Gazeteciliğin muhalefet mesleği olduğu kadar Barış mesleği olduğunu öğrendik.
Katılım gerçekten yüksekti. Keşke herkes katılabilseydi.
Şimdi bana kıs kıs gülenlerinizin olduğunu biliyorum. Sen bunları daha yeni mi öğrendin diyenlerinizi de duyar gibiyim.
Öğrenmenin yaşı yoktur. Elbette anlatılanların yüzde 90nını biliyordum.
Bildikleri halde hata yapanlarımızın çok olduğunu düşünürsek sizlerin ve bizlerin hiçbir şey bilmediğini ifade etmek için yazdım.
Çünkü bırakın yerel basını Yaygın medyanın görseli ve yazımsal basını bile ne hatalar, ne tür yanlışlıklar ve şiddet unsuru içeren haberler yapmışlar. Onların örneklerini gördük.
Nerede ise çalışanların mesaisini dolduracak zaman için de dinlediğimiz seminerden çıkan sonucu ismini buradan yazmak istemediğim bir gazetecinin serzenişini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ya şimdi bu seminerdeki konuşmacıların ardından, Burada öğrendiklerinizi uygulayacak mısınız deseler Hepimiz birden EVET deriz
Ama gazeteye vardığımız da hepimiz UNUTUR gideriz demesi. İnanın Mesleğimizi ne kadar doğru, ne kadar dürüst yaptığımızın (PARDON Yapmadığımızın ) bir göstergesi değil mi?