Sevda türküleri yazılıp söylenirken sen neredeydin? Sen?sen evet sen! Neredeydin?!! Sen bilir misin aşkın ne olduğunu? İnsanın beynini kemirip bitiren, Dünyasını ak-pak bulutlarla kaplayan, Şiirler yazdıran, Şarkıları demet demet yediveren gülleri ile süsleyen, ?Yollar ırak gidemedim? demeyen, Yıldızların rehberliğinde geceleri gündüz eden, Kuş cıvıltılarının süslediği yaşam denizinde kulaç atmayan, Sen ne bilirsin ki sevgiyi, aşkı, tutkuyu? Bilmezsin. Bilemezsin? Aşk rol yapmak değildir. Aşk ?seviyorum? ayaklarına yatmak hiç değildir. Aşk numaralarla günü kotarma anlamında umut denizlerini yok etmek de değildir. Aşk deliliktir. Aşk dünyadır. Aşk sevgi elektriğinin kılcal damarlara kadar işlemesidir. Aşk uçmaktır gökyüzünde. Aşk önüne serilen dikenli telleri kırıp dökmeden aşmanın ta kendisidir. Aşk maddiyat denen evrenin el kirini yıkayıp atabilmektir. Aşk tutkuların oynaşmasıdır. Aşk sevişmektir. Aşk yalan söylememektir. Aşk candır. Aşk açlıktır. Aşk özlemleri özgürce yaşamaktır. Aşk bir tepikte kıskaçların arasından çıkmaktır. Aşk samanyoludur. Aşk ayrık otlarından temizlenmiş bir bahçedir. Aşk kaçamak bir öpücüktür. Aşk göz göze geldiğinde erimektir. Aşk çocuktur. Aşk gelecektir. Aşk ?biz? olabilmenin erdemidir. Aşk gecelerin ıssızlığında kurbağa sesleriyle mutlu olmaktır. Aşk oynaşan ışıkların gizlerine erişebilmektir. Aşk acılardan bile zevk almayı başaracak kadar çok ama çok güçlü bir duygudur. Sen bilir misin aşkı? Bilir misin? Bilebilir misin? Sen hiç aşık oldun mu? Bilinmez? Ama şu çok açık bir gerçek ki; sen çok iyi numaracısın. Sen artistlik ayaklarında düplörlere özenmiş şaşkınsın. Sen umut denizlerinde fırtınalar yaratıp filikalar batıran karayelsin. Sen toprağa dahi gülümseyemeyen yabani kardelensin. Sen gülerek ısıran bir rüzgarsın. Sen sevdayı yaşayamadığın için seni sevenin ardı sıra koşamayan bir korkaksın. Sen gel-gitler bataklığında kurumaya mahkum sazlıksın. Sen ?kimbilir belki- alternatif yaratacak kadar tükenmeyecek arayışların savrulan kelebeğisin. Sen can yakmayı alışkanlık yapan gizli bir sadistsin. Sen ormanların yalnızlığına mahkum tutsaksın. Sen kokusuz ve renksiz plastik bir çiçeksin. Sen ?seninle bir ömür boyu? yeminleri eden sevdayı sırtından vuracak kadar acımasızsın. Çünkü sen sevmedin. Sevmediğin gibi ?seviyorumun hicaz faslındaki nağmeleriyle? erik dallarındaki çiçekleri koparttın. Sen keşke sevebilseydin. Sevgiyi anlayıp yaşayabilseydin. Sen ?mutlu olursun? dileklerini hak etmeyecek kadar avaresin. Sen bir parça ekmek ve peynirle mutlu olamayacak kadar şekilcisin. Sen bir gün o sevgiyi gerçek anlamda yaşadığında, ?terk edilme? gerçeğiyle karşılaşacak ve işte o zaman yaktığın canın külleri arasında kaybolacaksın. Can yakmanın bedeli olarak yalnızlıkla yüzyüze geldiğinde, numaraların sayıları bir bir önüne dökülecek. Sahi sen kaç numarasın?!!