Farsça?dan dilimize yerleşmiş bir sözcük Nevruz. Baharın ilk günü kutlamalarının da adıdır. Benim içinse geçen onca yıldan sonra bugün bile tazeliğini koruyan, belleğimden silinmeyen bir anın gözlerimde yeniden canlanmasıdır nevruz. Her nevruz sabahı annem bahçeden erik ağacından kopardığı bir bahar dalı ile uyandırırdı; ?bahar geldi hadi uyan bakalım? diyerek. Bahar dalının yüzümdeki teması, kokusu, annemin gülümseyen yüzü. Çetin geçen çocukluğumun az sayıdaki mutlu anlarından biridir. 21 Mart Dünya Şiir Günü?nü de dün kutladık. Şair dostum Aydın Hatipoğlu okurlar için sevdiği şairlerden şiirlerle donattı gazetenizi. Şiirin baharla buluşması da şairane elbette. Ne var ki insana hüzün veren bir başka yıldönümü de karıştı araya. Irak Savaşı?nın 4?üncü yılı. Eski yazılarıma baktım. Olabilecek vahşeti, yıkımı, Irak?ta doğacak kaosu önceden görebilmek için öyle olağanüstü donanımlı bir politikacı, düşün adamı ya da yazar olmanız gerekmiyor. Sadece savaşa karşı olmanız, insan haklarına, halklara ve onların inançlarına, saygı duymanız, evrensel kültürü özümsemeniz yetiyor da artıyor bile. Mülteci konumuna düşen Iraklılardan beş yüz bininin çocuk olduğunu belirtiyor raporlar. Onlar çocukluklarını hiç yaşayamayacaklar, tıpkı Filistin?de, Lübnan?daki yaşıtları gibi... Nevruzu da bilmeyecekler, şenliğin, gülmenin, oynamanın ne anlama geldiğini de. ABD?nin ve yandaşlarının yarattığı dinmeyen bir acı... Şiirin Saati başlığını taşıyan duyarlı ve usta işi sözcüklerle örülü denemesinde John Berger, ?Geçmişte ve günümüzde çekilen acıları gelecekteki evrensel mutluluğun unutturacağı pek düşünülemez. Buna karşılık, kötülük değişmez bir gerçeklik olarak her zaman karşımızda. Bütün bundan da hayata verdiğimiz değere bağlı kalma kararımızı sonuna kadar savunmak zorunda olduğumuz anlamı çıkıyor. İşi geleceğe bırakamayız. Gerçeğin zamanı yaşadığımız an?dır. Giderek de bu gerçeği kavrayan düzyazı değil şiir olacaktır. Düzyazı şiirden daha çok işi zamana bırakır: Şiir ise kanayan yaraya seslenir? diyor. Gerçekten de Brecht, Aragon, Eluard, Nazım Hikmet, Neruda, Ritsos ve daha nice yüreği insan sevgisi, daha eşitlikçi, daha adil bir dünya isteği ile dolu şair dizeleri ile halkların gücü, kanayan yaralarının merhemi oldular. Nevruzunuz, Dünya Şiir Gününüz kutlu olsun. Özdemir Asaf?tan bir şiir de benden size armağan: POETİKA Yaşadım da yoruldum, bir ağır-işçi gibi, Uyudum da uyandım, binlerce kişi gibi. Bana düşünmek vardı, payıma onu aldım, İşledim de işledim bir hüner-işi gibi. Horlandı, beğenildi; inandım, alınmadım, Yolun geleceğini çizdim geçmişi gibi. Zor dönemler olmadı-değil, olsundu, oldu, Ne koştum ne de durdum kaçak gidişi gibi. Bu konuyu burada bırakıyorsam birden, Olmasın diyedir bir şeyin bitişi gibi. ---Şiirin Saati: John Berger. Çeviren: Gönül Çapan. Adam Yayınları. 124 Syf.