Bir ses mi istedin? Nerede? Nasıl? Issız ve yalnız gecelerini doldurması için mi? Vay!. Hayırdır geceleri çalışıyor musun? Ne işi? Eeee, ekmek parası mı? Tamam da, ne işi yapıyon sen? Ne!!! Anlamadım!!! Öhööö!!! Öyle meslek mi var? Ciddi misin? Bırak bu işleri, gırgıra alma beni. Ayıp ayıp? İşletecek koskoca beni mi buldun? Her şeyin bir ölçüsü var. Tamam anladık da, bu söylediğin yanlış. Sen karşında cahil cesaretine sahip affedersin kim var sanıyorsun? Yapma. Yanlış taş sürme öne. Elinde patlar. Tersinden dalarsın gölün derinlerine. Bu iş böyle. Herkes kendi alanında uzmandır. Bilir. Erbabı sözü boşuna mı girdi deyimlerimiz arasına sanıyorsun. Senin erbaplığına da bir şey demiyoruz. Ama insan gözlemleri ve gönül ilişkileri bizim alanımızdır. Can yakanları, Sevgi numarasıyla idare edenleri, Duygu simsarlarını, Sevda ateşinin üzerini örtenleri, Tutkularla dalga geçenleri, Irakları yakın edenlerin tık tık tıklarına hastir diyenleri, Hayalsiz hayalleri, Umut türkülerine söz yazmaya kalkanları, Üç kuruşluk varlığı ile aşk ateşinin üzerinde sigara yakanları, Mutluluk deryasına dalamayacak kadar korku içinde olup, ter içinde kalan avuçların sıcaklığını hak etmeyenleri, Kırmızı biranın tadını deniz kenarlarında rüzgarlara şarkı söyleyerek tadanları, ?Ben? değil, benim gibi kavramındaki derinliği, Ateşini kontrolsüz martı gibi savuranları, Sokma akılların yönlendirmelerine tutsak olanları, Soğuk rüzgarların içinde sımsıcak sevdası ile dikilemeyenleri, Islak bir rüyayı, Titreyen dizleri, Yutkunamayan boğazları, Sevinç ve sevinçsiz akmaya hazır göz pınarlarını, Şarkıların iç geçirten sihirlerini, Şiirlerin de demini, Biz biliriz be güzelim. Yaşadık, yaşattık, yaşayacağız elbette ki ?yallah? denilinceye kadar. Hiç mütevazilik yok. Toplar, böler, çarpabilir de ve en sonunda yüzdesini alıp küsuratsız netine bakarız. Bildin mi bu işi? Evli evine köylü köyüne. Sen şimdi uyanık numaralarıyla sıfır noktasından gol atamayacağını öğrendin mi? Hah şöyle! Hizaya gel canım? Bi daha söyler misin ne iş yaptığını? Yani gece işi? Duymadım. Okurlar da duymadı. Neymiş efendim: Gecelerin yalnızlığını beklermiş bir şey olmasın diye. Evet aynen böyle. Yalnızlık bekçisi. Siz duydunuz mu böyle bir iş? İşler çeşit çeşit. O iş, bu iş, şu iş? Bu da yalnızlık bekçisi. Korkuyor yalnızlığını çalmalarından. Hayallerine ulaşmaktan. Mutlu olmayı çok istiyor ama mutluluktan da korkuyor. Pardon!.. Rahatsız mı dediniz? Bir dakka? Kim değil?!! Hepimiz de var azbuçuk kaçıklık. Ama tadında bırakırsan iyidir. Hoştur da. Renk gelebilir bazılarına. Evet, finalde şunu diyebilirim ancak; herkes haddini bilecek ve işine bakacak. Biz anladığımız işi söyledik. Bu da, yalnızlık bekçisiymiş. Ne diyelim. İyi nöbetler canım. Sakın uyuma. Uyursan, uyanamazsın da?.