Cik cik cik!

Zırzır!

Cik cik cik!

Zırzır da zırzır!

Cikcik!

Zırrrrr!

Ya sana ‘cik cik’ diyorlar. Niye ağlayıp zırlayıp duruyorsun?

Cik cik cik!

Zırzırzırzırrrr!

Allah allah!

 

Küsmüş bu dünyadan küsmüş. Cikcik sesi de ilgisini çekmiyor ise, iş kötü.

Sorayım o zaman ‘Nedir derdin kuzum?’

Meeeee!

Ya ‘kuzum’ dedik ise melemen için değil.

Cikciki duy! Uyuma! Kendine gel!

Zırrrrr!

 

Hey gidi dünya hey!

Bak bir yiğidi daha tükettik işte.

Oysa ne duygusallık denizinde kulaç attı.

Ne çok gözlerin derinliğinde sevdayı aradı.

Hep ileriye dönük düşünceler içinde hayaller kurarken, güvensizlik çemberinde tutsak edildi.

Tık demişti.

Tıkı üç yapmıştı.

Tık tık tık!

Ne güzel şarkı ritmi.

Tık tık tık.

Tıktık tıklamıyor şimdi.

Tıklayamıyor.

Şarkılara fal da , umut da yükleyemiyor.

Çünkü dünyası gitti.

Çekti ve gitti.

Yeni bir alemde.

Deniz kenarlarındaki çay bahçelerinde.

Yeni yerler, yeni eğlenceler, yeni takılar, yeni ortamlar, yeni şarkılar, yeni danslar, yeni sevgililer ve yeni aşklarla tıklıyor.

Tık tık tık!

 

Yaşam işte böyle.

Dünya dönüyor.

Döndükçe dönüveriyor sevgiler.

Döndükçe uçuyor uçmaya meyilli gönüller.

Rüzgarlar.

Siyah yıldızlar da yer değiştiriyor.

Gönülden gönüle.

Uçtan uça!

 

Bak kuşa.

Cik cik cik diyor.

Sen ağlama artık.

Çık şu kahır dünyasından.

Yeniden aç pencerelerini, perdelerini.

Kapıyı bacayı da aç.

Hepsi aç ve havalandır benliğini.

Gidene de hiç kızma.

O haklı.

Gitmeliydi ve gitti.

Bak kuş ötüyor cik cik cik diye.

Tüyü güzel.

Sesi güzel.

Şekli ve yordamı güzel.

O halde?

Dünyanı unutma.

O’na sahip de çıkarak bak yarınlarına.

Cik cik diyeni ara ve bul.

Zırrr yok artık.

Yok!

Tamam mı?

Anlaştık mı?