Bozhane'deki Ereğli Türküleri Gecesi'nde; adına kültür ve sanat denilen olgu sessiz çoğunluğun sesi olarak "Telaşe yok!" dedi.
HABER-YORUM: Bedri Rahmi Eyüboğlu şair olmasına şair de, ancak her köy türküsünü duyduğunda da şairliğinden utandığını söyler. Öyle söyler ki, "Şairim; zifiri karanlıkta gelse şiirin hası, ayak seslerinden tanırım!" sözleriyle başladığı şiirini de şöyle sürdürür:
"Ne zaman bir köy türküsü duysam, şairliğimden utanırım
Ah bu türküler, türkülerimiz, ana sütü gibi candan, ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla, köyümüz köylümüz memleketimiz
Ah bu türküler köy türküleri,
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor; kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i!
Öleni, kalanı, gidip de dönmeyeni
Ben türkülerden aldım haberi!
Ah bu türküler, köy türküleri;
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak, hiledir hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek!
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara, bıçağı bıçak!
Ah bu köy türküleri, karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez, kimi zehir gibi, kimi zemberek gibi
Ah bu türküler, köy türküleri
Ne düzeni belli, ne de yazanı
Altlarında imza yok ama, içlerinde yürek var!"
Kültür ve sanatın adı çok sık kullanılır. Teknolojinin nimetlerini kullanarak şöhreti yakalamış olanların hitleştirdiği şarkılar ile mi anlaşılır sanat? Oysa çokça sanatçı olduğunu iddia edenlerin kültür ve sanata bakış açıları hep dardır veya içi boştur. Oysa kültür ve sanat yerelde başlar ve yerelde filizlenir.
Yerel kültür ve sanat olgunlaştırır milletlerin genel kültür ve sanatını. Sahnelerde kolunu, bacağını ve kilotunu göstererek sanatçılık gibi çok onurlu bir ünvanı elde ettiğini sananlar veya bunların destekçilerine elbette gerçek kültür ve sanat bir şey ifade etmez.
Yerel kültür ve sanat açısından "içimizden birilerine" sürekli destek olmak ve bu sanatçı dostların emeklerini ve ürünlerini kamuoyuna taşımak konusunda duyarlılığını her fırsatta haberleriyle sürdüren Gazeteniz Önder, adında "Kültür ve Sanat" olan Uluslar arası Sevgi, Barış, Dostluk festivalinde yine yerel sanatçıların yanındaydı.
Festivalin son günü Bozhane'deki sahnede etkinlik vardı ve bu etkinliğin adı da, "Ereğli Türküleri" idi. Haftanın son günü ve saatler 20.00 i gösterirken sahnede yerini alan da Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü'nün bünyesinde çok yönlü hizmet veren Turkuaz Sanat Grubu oldu. Başlarında Bahşende-Cihangir Bilgin çifti olan topluluk konserine başladığında ise alanda gezinti içinde olan vatandaşlar vardı. Türkü dostlarına türküler söyledi Turkuaz Sanat Grubu. Türkü gecesinin ilk türküleri de Ereğli Türküleriydi. Kestaneci Köyü'nden Abalı'ya gaz uçurarak başlayan türküler "Telaşe yok" ile devam etti. Yakın bir zamanda yitirdiğimiz Alaaddin Gelen'i unutmadı Turkuaz Sanat Grubu yine ve adından sıkça söz etti. Bir de "Kalaycı Mehmet"in ruhunu yad etti "Eğrice meşeden" türküsünü söylediler.
"Eğrice meşeden bir yudum su içiver/ geyin guşan kıymatlım ev önünden geçiver/ ah yanalım ayrılmayalım/ geyin kuşan kıymatlım ev önünden geçiver/ eğrice meşenin soğuk suları çağlar/ halime de oturmuş tepecikte ağlar/ yanalım ayrılmayacak/ eğrice meşeden bir yudum su içmeli/ aşkınla yaktın beni senden nasıl geçmeli/ ah yanalım ayrılmayalım/ aşkınla yaktın beni senden nasıl geçmeli- ah yanalım ayrılmayalım.."
Saatler 21.00'e gelmemişti ki ana sahnedeki ses düzeni açıldığında Bozhane'deki Ereğli türküleri konseri tacize uğramaya başladı. Ana sahnenin ses düzeni o kadar güçlü ki, ta Bozhane'deki konseri bile susturabiliyordu.
Bozhane'de etkinlik yaptıklarını ifade eden Cihangir Bilgin "Bozhane Türküsünü" söyleyeceklerini açıkladığında ana sahnenin hakimiyeti tüm etkinlikleri silip geçerken duyduk Turkuaz Grubu'nun amatörlerinin sesini:
"Bozhaneden geçer iken yolumu beklediler/ polis ile hayır komser kolumu bağladılar/ üç kardeşiz bir arada buldular buldular/ selam da söylen ahbaplarım gozlu daki yarime/ kimseler çare bulamaz gönlümdeki yareme/ kaneriden çıktım da çağlı çarşıya/ ciğerlerim kuru kan kusa kusa/ beni de vuran hacı ahmedin musa ah musa/ selam da söylen ahbaplarım gozlu daki yarime/ kimseler çare bulamaz gönlümdeki yareme/ mezarımı derin gazın dar olsun dar olsun- etrafında lale sümbül bol olsun bol olsun/ ben ölürsem ahbaplarım sağ olsun sağ olsun/ selam da söylen ahbaplarım gozlu daki yarime/ kimseler çare bulamaz gönlümdeki yareme/"






