Gidiş gelişler.
Yani git-geller sendromu.
Yani sen.
Yani senin çıkmazların.
Yani kendi kendinle savaşların.
Yani sevmek ile sevilmenin çok ötesindeki tıkanmışlıkların.
Yani ?tek başına? olamamanın kırıklığı belki.
Yani tık tık tık vuruşlarındaki güvensizlikler.
Yani yaşamın aşağısı ve yukarısı arasındaki belirsizlik kırağıları.
Yani herşeyin ötesinde kaldığında ?kuşku bulutlarının? ağırlığı altındaki ezilişlerin.
Yani çevre.
Yani aile.
Yani enişte ve yokuşta numaraları.
Yani arifeye tasfirin yetersizliği.
Yani kum tanelerinden örülmüş kaleler.
Yani hazan yaprağının kuruluğu.
Yani gökyüzündeki siyah bulutların bilinmeyen mavilikleri.
Yani Kayahan?ın ?ben Anadolu çocuğuyum? vurgusundaki yalınlık.
Yani uzakları yakın eden yollar.
Yani sıkılan ellerdeki üç vuruşun gizemi.
Yani kaçamak öpüşlerin ateşi.
Yani özlem türküsünün halayı.
Yani bir tutam ışık.
Yani verilen sözler.
Yani ?netim ben netim? diye edilen yeminler.
Yani yine garipliklerle can yıkan çıkmazlar.
Yani dar alandaki ayıp numaralar.
Yani göz pınarlarında kuruyan ıslaklığın duyarlılığı.
Yani unutamamanın onuru.
Yani gök kuşağının tüm renklerinden dışa vuran sevişmelerin çılgınlığı.
Yani gökyüzünün tüm yıldırımlarının aktığı sokaklar.
Yani şimsekler.
Yani gökleri yaran aşk gürültüleri.
Yani tutmak delicesine bedenleri.
Yani dudakları.
Yani nar kokulu elbiseleri.
Yani beyaz kağıtlara çizilen yarınların o çok sade pullu ve nakışlı desenleri.
Yani duvarların rengi.
Yani kapıları pencereleri.
Yani cenk edişi yüreklerin.
Yani yazılamayıp, yutkunularak gözlerden süzülerek taşan duygular.
Yani bir tutam dağ yamacı.
Yani dağlardan süzülen suların pırıltısı.
Yani sen.
Yani ben.
Yani hep dediğimiz ve ettiğimiz yeminler gibi BİZ.
Yani yağmur.
Yani fırtına.
Yani çılgınlık.
Yani gökyüzünü yaran gürültüler.
Yani aşk.
Yani mutluluk denizinde atılacak kulaçlar.
Yani bir kadeh şarap.
Yani zeytinliğin gizemindeki buluşmalar.
Yani? Yani?. Yani?
Ne yani?
Evet ne yani?
O ?yaniler? içindeki sihiri yok eden.
Ve yalan dünyasında başrole soyunan sen.
Bitirip kaçtın.
Belki de korktun.
O çok yoğun sevgiye yan çizdin.
Taşıyamayacağına inandın.
Ama tükettin.
Öyle vurup geçtin ki; bilemezsin ki geride bıraktığın izleri.
Darmadağın bir dünya.
Paramparça bir yürek.
?Yani? yok senin bıraktığın geride.
Sen şimdi yoksun ki, tık tık tıkın içinde.
O tek yine.
Tık tık tık diyor her anında.
Kendisiyle kendini yaşayarak.