Yaşam bu yaşam. Hey yaşam! Sen benim bu can arkadaşımı güldürmemeye kararlı mısın? Hep çektirecek misin? Hep ezilmesine seyirci mi kalacaksın? Hep ?sürün? mü diyeceksin? Hep ?canını canım yaktı? türküleri çığırarak dağlardaki ağaçlara mı anlatacak derdini? Hep moral gezilerine mi gidecek? Hep bir tutam sevgi uğruna yollara mı düşecek? Hep numaracılara mı rast gelecek? Hep sevgiyi maddiyata satanlarla mı boğuşacak. Ya yaşam be! Bunun hiç üçüncü yolu yok mu? Yanlış anlama. Sapıklık değil üçüncü yol. Yani, eziyor ve ezdiriyorsun. Yani, çile çektiriyor ve gezindiriyorsun. Üçüncü yolun adı sadece beş harfli. Sevgi canım sevgi. Sevmek fiili. Delilere dönmek, Dalgalar gibi çağlamak, Ateş böceklerinin ışıklarını saçmak, Şiirler yazmak, Amatörce şarkılar bestelemek, Buğdayların başaklarını okşamak, Kurbağa sesinden resital dinlemek, Hoşgörü zenginliğine ulaşmak, Paylaşmak, Paylaştıkça çoğalmak, Ak bulutlara binerek çöllerin üzenine konmak, Kör yüreklere gülümsemeyi tanıtmak Çarığın derisi olmak, Uludağ?da bir nefes, Yıldırımlar olup akmak gerek, Üçüncü yol bu? Herkesin üçüncü yolu var. Olmalı. ?Etek sarı? Sen ise etekden sarısan, Kurban olam Bey dağının karısan karısan vay, Sordum soruşturdum kimin yarisen, yarisen, Sordum sual ettim kimin yarisen, yarisen Ben sormadan oluk gibi dökülü dökülü Ben sordukça gözlerinden yaş geli yaş geli vay Bir gömlek diktirdim kolu düğmeli Bir gömlek diktirdim kolu düğmeli düğmeli Herkes kaderine boyun eğmeli eymeli Herkes kaderine boyun eğmeli lele eymeli vay.? Dert! Herkesin derdi herkesten o kadar çok ki. Ama sen yaşam. Sen!.. Bu insanların tüm dertleri depreştiren ve sevginin dışında yol ve yordam öğretip de, havalara binerek sevgisiz uçanları uyarmadın. Hep ?lili? çektirdin. İncir ağacı. Gönül yarasındaki incir ağacı. Gönüller yara yara. Sıra sıra sıralanıp yaşamın o eşsiz varlığında ateşsiz ve közsüz yakılmışlar. Umutsuz. Umutları da ?lili? havalarıyla, dağlara gezintiye çıkarmış. Paramparça olup; incir ağaçlarının yapraklarını bile asmaya çıkarmış yaşamın nötrü. Hep ikide takılmış. Ve hep üçüncü yolu bulamamış. Lili-lili-lili. Anlaşılan o ki; yaşam yaşamı yine akarına bırakacak. ?Ah yalan dünya, yalan dünya Yalandan yüzüne gülen dünya? Sen ağladn canım ben ise yandım Dünyayı goğnuyle olacak sandın Boş yere ağlayıp boşuna yandın İrengi gözünde solan dünyada Ah yalan yalan dünyada Yalandan yüzüne gülen dünyada.? Yalan mı yaşam can dostum için? O hep böyle kırık mı kalacak? O hep yediveren numaralarına yenik mi düşecek? Sevgi; sevenlerin sevgisini kahır taşlarına mı yazdıracak? ?Ah yalan dünya, yalan dünya da!? Yalan!.. Yalanı veya yalanlarını yalansız söyleyip de, sevgiye tutsak yüreklerin içine yalan dünyaları ile girip can yakanların da, bir gün yalan dünyanın yalanlarıyla yalancılığı tanıştırmasını mı isteyelim şimdi? Bakın Ekim?e ne kaldı? Her Ekimin ilk günleri hazan yaprakları ayrı bir yalanla dökülür her yıl. Bir iki ve üç. Sanki üç tık? Ah yalan dünya. Yalan dünyanın yalanları. Benim canım dostumun canını yakıp, üçüncü yolu göstermeyen yalan dünya. Hep yalandan yüzüne gülme canımın. Yalanı bırakıp da, bir de gülen yüzünü göster ey yalan dünya?!