İki dünya savaşına, Nazizm ve faşizmin yükselişine, Guernica, Auschwitz, Hiroşima gibi izleri günümüzde de süren insanlık utançlarına tanık oldu 20. yüzyıl. Değişik ideolojilerden diktatörlerin türediği insanlık suçlarının bir biri ardı sıra işlendiği acımasız bir dönemdi geçtiğimiz yüzyıl. İktidarların, Hitler Almanya’sının, Mussolini İtalya’sının, Stalin Rusya’sının, Franco İspanyası’nın, Pinochet Şili’sinin, Vidala Arjantin’inin, rejim karşıtı diye belledikleri genç yaşlı, kadın erkek ve çocuk, pek çok insana insanlık dışı işkenceler uygulandı. Ölümler, kayıp insanlar, ayrımcılık, ırkçılık hep bu rejimlerle içselleşti. O dönemlerde başlayan toplu katliamlar, faili meçhul cinayetler insanlık adına büyük acılara sahne olan 20. yüzyılla da bitmedi. Daha ilk çeyreğine varmadığımız yeni yüzyılda da insanın insana kıyımları, insanlık suçları büyüyüp gidiyor gezegende. Vidala diktatörlüğü döneminde kocalarından, babalarından, çocuklarından haber alamayan kayıp anneleri, devletin bütün baskılarına rağmen bir meydanda toplanarak kayıplarını aradılar. Plaza de Mayo böyle ünlendi. İspanyaya Şili ve Uruguay’a da sıçradı annelerin arayışı. Türkiye de en çok kayıp ve faili meçhulün gerçekleştiği 1990’lı yıllarda da anneler kayıplarını aramak için bir araya geldiler. Hak savunucularının destekleriyle her cumartesi toplanan anneler polisin sık sık uyguladığı sert müdahalelere karşın  kayıplarını aramaktan hiç vazgeçmediler. Faili meçhuller ve kayıplar konusunda iktidarların, siyasetçilerin sessiz kalışı, bu konuda TBMM de araştırma önergelerinin kabul görmemesi elbette kendisine demokrat diyen bir devlet yönetimi ile bağdaşmıyor.
Ülkesi Uruguay’da dikta döneminde yargısız infazlara, işkencelere tanık olan yazar-tarihçi Eduardo Galeano, kayıplar konusuna da bir ‘pencere’ açar yazılarından birinde. Bütün bu acı ve zulüm karmaşası içinde insanlığın yitirdiği değerleri de unutmadan:
Kayıplar; mezarsız ölüler, isimsiz mezarlar
ve onlar ayrıca:
el değmemiş ormanlar,
şehir gecelerindeki yıldızlar,
çiçeklerin kokusu,
meyvelerin tadı,
elle yazılmış mektuplar,
kaybedilecek zamanın olduğu eski kafeler,
sokak futbolu,
yürüme hakkı,
nefes alma hakkı,
güvenli işler
güvenli emeklilikler,
parmaklıksız evler,
kilitsiz kapılar,
toplumsal duyu
ve sağduyu.



 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner185