Antalyada bahar geldi sayılır. Güneş yüzünü göstermeye başladı. Güneşle birlikte insanlar hafta sonunu piknik alanlarında, dağlarda bayırlarda yürüyüş ve piknik yaparak geçirmeye çalışıyor. Kahvaltı veren restoranlar çoluk çocuk dolu. İnsanın evine, iş yerine giresi gelmiyor. Denizin güzelliği, maviliği imrendiriyor.
Yazı yazmak gelmiyor içimden. Denizlere koşmak, güneşe dönüp haykırmayı istiyorum. Ülkenin gündeminden uzaklaşmak istiyorum. Gazete, kitap okumak, televizyonlarda haberleri ve programları izlemek istemiyorum. Çünkü gündemin hızına yetişmek oldukça zorlaştı. Acayip bilgi kirliliği yaşanıyor. İnsan yeter artık diye haykırmak istiyor...
Dedim ya Türkiyede gündeme yetişmek mümkün değil. Gündemi izlemekten insanın başı dönüyor. Tehlikeli bir süreç yaşıyoruz.
Bir tarafta Türkiyeye bazı dış güçler tarafından Suriyeye müdahale konusunda baskı yapmaya çalışılıyor. Diğer tarafta ise devletin Kürt politikasıyla ilgili süreç derinleşiyor. Türkiyenin savaşa sokulmaya çalışıldığı bir süreçte Emniyet-MİT, cemaat-MİT hesaplaşması, siz buna ne derseniz deyin gündeme bomba gibi düştü.
Akepe iktidarı tarafından yargıda yapılan bir düzenleme ile Özel Yetkili Mahkemeler ve Savcılık uygulama, döndü dolaştı hükümeti vurdu.
Çünkü hükümet bu düzenlemeyi yaparak askere tokat üzerine tokat vurdu. Adeta komutanları dizayn etti. Dizayn olmayanların durumu ise ortada Silivride
Bu ülkenin Genel Kurmay Başkanını tutuklayanlar şimdi ok kendilerine döndüğünde yargıya Askere dokun ama MİTe dokunma mesajı veriliyor.
Özel Savcılık, KCK Soruşturması kapsamında MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile bazı MİT görevlileri ile eski müsteşar ve bazı yardımcılarını ifade vermeye çağırdı. Ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görevli İstihbarat Şube Müdürü ile Terörle Mücadele Şube müdürlerinin görevlerinden alınması adeta bomba etkisi yarattı.
Türkiye, nefesini tutmuş gündemi takip ediyor. Kimileri Savcılık, MİT Müsteşarını Başbakanın izni olmadan soruşturamaz derken, kimisi de Başbakana bağlı MİT Müsteşarının ifadeye çağırılmasının Başbakanın da İfadeye çağrılması anlamına geldiğini öne sürdü.
Hükümetin ise Kişiye Özel yasa hazırlayarak MİT Müsteşarını ifade vermekten kurtarmaya çalışması da çeşitli yorumlara neden oldu.
Hükümetin bu hamlesine Özel Yetkili Savcı Sadrettin Sarıkaya, MİT görevlileri hakkında yakalama emri verdi. Ardından, MİT Müsteşarı ile MİTin yaptığı uygulamaları soruşturan savcı soruşturmadan alındı.
Türkiye üzerine her zaman satranç oynanıyor. Bu satranç tahtasındaki korkunç hamleler peş peşe geliyor. Kurumlar arasındaki bu hamleleri vatandaşlar hayretle ve dehşetle izliyor.
Kurumlar arasında suçlamalar, hamleler yapılırken, devlet adına çalışan ve suç işleyenler ne olacak. Bölücü terör örgütü tarafından kamu otobüslerine Molotof kokteyl atma, etrafı yakıp yıkma suçlarını yapanlar arasında devletin istihbarat elemanlarının da olduğu ortaya çıktı. Bu kişilerin polis tarafından yakalandığı, ancak yine devletin istihbarat görevlileri tarafından serbest bırakılmasının sağlandığı iddiaları kamuoyunda yer aldı.
Şimdi ne olacak? Vatandaşın üzerine, kamu araçlarına Molotof kokteyl atarak masum vatandaşın yaralanmalarına hatta ölümlerine yol açanlardan hesap sorulmayacak mı? Devletin güvenliğini bozacak suçları işleyenlerden hesap sorulmayacak mı?