Gülüç?ün kapatılıp Ereğli?ye bağlanmasını savunmanın suç olarak görüldüğü bir ortamda, elbette ki ?Kandilli ile Gökçeler Belediyeleri derhal ?KANDİLLİ? adında derhal birleşsin? düşüncesi destek bulmaz. İktidar yandaşlığı ile hareket ederek, doğruları çarpıtma alışkanlığı toplumun bir çok kesimine yayılınca ne yazık ki doğruları savunan sayısında da büyük azalma meydana geliyor. Bir düşünce ve yorumun altında buzağı arayacak kadar şeytani düşünenler oluyor ne yazık ki. Örneğin, Kdz. Ereğli?nin Kestaneci Mahallesi ile Ereğli-Zonguldak karayolunun Üçköy tepesi mevkisi olarak bilinen noktasında bulunan karayolları şantiyesinin tam önüne çıkan orman yangın yolunun ulaşıma kazandırılması için yıllar önce başlattığımız girişime kulp takacak kadar şaşırarak, bu yöreye yapılacak hizmetleri engellemek isteyenler, ne yazık ki bu bölgenin kamburu. Üretmeden ve üretilenlere saldırarak hiçbir kazanım elde edilemeyeceği gibi, toplumsal çıkar anlamında bir çok kazanımı daha doğmadan yitiriyoruz. Devlet İstatistik Kurumu tarafından yapılan ve Ankara, İstanbul ile İzmir illerinin ?kalkınmış iller? kapsamı içinde tutularak değerlendirmeye alınmadığı araştırmada; 858 ilçe arasında Kdz. Ereğli?nin 61 il merkezini de geride bırakarak 32. sırada yer alabilme onuruna yakışır, bilginin etken olduğu bir ortamı hayal ediyor insan. Düşünceler karşı düşünceler ile zenginleştirilmeli. Beyin fırtınası cahil cesaretiyle hareket edenleri izale edebilmeli. Biz ve bizden sonrakilere daha güzel bir ilçe bırakmalı. Sadece Erdemir?deki binin üzerinde bulunduğu sanılan mühendis ve teknik adamdan bu ilçe yararlanmayı bilmeli. Duvarlar yıkılmalı. Kafa kol hikayeleri, saydamlık ilkesiyle açığa çıkarılmalı. Tabi ki, tüm bunlar için bilgi zenginliğine dayalı bakış açısı olabilmeli. İstanbul?daki Ereğlili gazeteci Melek Yüksel?in yazılarını sürekli okuyanlar iyi bilir. Melek arkadaşımız, kilometrelerce öteden doğduğu kente olan özlemini dile getirirken, bizim yerel kültürümüzü de tanıtıyor ta ötelerde. Bakın en son yazısının sonunu nasıl bitirmiş. Kabasakal deresi! Kaba bir şey oldu! Ne tamamen yok oldu, Ne de tamamen var oldu! Anılarıma bakıyorum, Elma şekeri gibi başucuma çıkarıyorum. Yok olmuyorsa bir hikmet var! Öldürmek istediler ama ölmedi. Canlandırmağa ne dersiniz? Şöyle şık köprücükler yapılsa! Etrafına çay bahçeleri kurulsa! Hatta restorantlar açılsa! Değişim böyle bir şey değil mi? Dünya değişmeyeceğine göre, Bakış açısını değiştirelim! Ne dersiniz! Sizin hiçbir dereniz oldu mu? Düşünceyi bir hayal edin. Melek Yüksel doğup büyüdüğü kentteki Kabasakal deresinin üzerinde şık köprülen ve çevresinde çevre düzenlemesi de yapılmış çay bahçeleri ve restaurantlar düşlüyor. Heyecanlanmamak mümkün mü? Oysa? oysa? oysa? Çok uzun yıllardan Kabasakal deresi akla düşünce ?felaket? geliyor. Yağmur ve sel sonrasında suların bastığı evler, selin sürüklediği fareler ve yılan korkuları. Ağlayan bebeler. Çaresiz anneler. İsyan etmemeye direnen babalar. DSİ tarafından planlanan taşkın sularını engellemek için hazırlanan projelere ödenek sağlamayan siyasetçilerin, Kızılcapınar Barajı?na gelen Kurtlarsuyu?nu Ulutan barajına akıtabilmek için 10 milyon YTL ödenek sağlayarak Gaca tepesinde 2543 metre tünel inşa etmelerinin haksızlığı. Bir tarafta pırıl pırıl hayaller, diğer yanda haksızlığa uğramaya mahkum Ereğli?nin belirsiz geleceği. Adı gibi ?Melek? olan Melek Yüksel?lerin sayısı çok olsa ve bu çoklar yönetenlerin tüm kademelerinde sorumluluk alsa, siz bir de böyle hayal edin Ereğli?yi. Hayallerinize de gem vurmadan özgürce.