Son dönemlerde güne hep “son dakika” anonslu operasyon haberleri ile başlamaya o kadar çok alıştık ki bildiğiniz gibi değil.

Alışkanlık kötü şey!

Operasyon haberleri göremediğin zaman, ortada bir anormallik olduğunu sanıyorsun. Turgut Özal’ın döneminde şortlu askeri teftişlerine bile o dönemde alışmış, Anayasa’nın bir kere delinmesini bile umursamamıştır sonralarında.

Operasyon haberlerine öyle alıştık öyle alıştık.

Duyup, görüp, okumayınca yapamıyoruz.

Merak kötü şey!

İnsanoğlu nedense çabuk adapte oluyor uç gelişmelere.

Neleri yaşadık ve sonrasında yadırgamamayı bile öğrendik biz.

Hey hey!

Evet son dakika haberlerinde bu kez Köroğlu Tanju’ya çekilen operasyonu var. Tanju Bey ile ilgili televizyonlarda alt yazılar daha yeni geçmeye başlamıştı ki, soykırımcı İsrail’in İran’a saldırı başlattığı haberi bir anda öne geçti Bolulu Tanju Özcan’ın jandarma tarafından gözaltına alınmasına.

Gündem şıp diye değişti.

Şaşırdık mı?

Tabi ki hayır!

Görünen köye kılavuz mu gerekir.

Savaş davul çala çala geldi.

Savaş olmasaydı asıl o zaman şok geçirirdik.

*

Köroğlu Tanju’nun gözaltına neden alındığını merak ettim ben. Haber sitelerinde dolanıp iz sürdüm. En iyi iz iktidar medyasında. İki tık tıkın ardından tak diye buldum ilgili haberi.

Tanju Bey, öğrenci bursları için gözaltına alınmış.

Sen misin öğrencilere burs veren. Ver bakalım hesabını şimdi.

Sivri dilli Tanju Özcan’ın yaş tahtaya basacağını hiç sanmam. Aynı zamanda hukukçu kimliği ile muhalefete mensup bir belediye başkanı olarak her zaman bir operasyona hazır çalışıyordur sanırım.

Burs verdi ve veriyor ise kılı kırk yararak yasal temele oturtmuştur diye düşünürken operasyonun perde arkası geldi.

Köroğlu’nu tezgaha getiren zincir marketlermiş.

Türkiye’nin dört bir yanında bakkalların canına okuyan ve ekonominin yönetimini bile ellerinde tutan marketçiler, burs fonuna sağladıkları katkı için şikayetçi olmuşlar Tanju Bey’den. İddia odur ki, Tanju Özcan zincir market temsilcileri ile yaptığı görüşmelerde burs fonuna katkı için “Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız. Ya seve seve vereceksiniz ya da s** s**” demiş.

Demiş dememiş bilemiyoruz.

Ama konuya baktığımızda, Tanju Özcan, öğrencilere burs verebilmek için “sizin de çorbana tuzunuz olsun” demiş.

Biz hepimiz bu marketlerin müşterileri değil miyiz? Paramızın büyük bir kısmını “seve seve” bu marketlerde harcamıyor muyuz? O halde, onlar da faaliyette bulundukları il, ilçe ve beldelerde bir yaraya merhem olsunlar.

Aynen bankalar gibi. Bankalar da kuruş muruş bilmem ne parası dile bizlerin mevduatlarını tırmıklamıyor mu? Hatta bilenler bilir Ereğli’de bir dönem bankaların festivallere katkıda bulunmaması nedeniyle dönemin belediye başkanı tarafından banka kapılarının önleri kompresörlerle kırılıp baskı uygulanmıştı. Az bile yapmışlardı aslında.

Sadece “alma ağacının dibinde büyümüş” bu zincir marketleri ve bankalar.

Hep alırlar/ alıyorlar.

Ya bir de verin!

Seve seve verin.

Vermezseniz vermeyin denilir mi?

Ver diyene de kızılmayacağı gibi, alkışlanır da.

Öğrencilere burs için marketçilerden “seve seve” destek talebinde bulunan Tanju Özcan, bu operasyonu tahmin etseydi yine de “ısrarcı” olur muydu diye bir soru geliyor aklıma.

Köroğlu’nun işi belli olmaz-olamaz ki!

Öğrencilere feda olsun der mi der!

Gemileri yakar mı yakar!

Bakalım sonunda kim yanacak?

Köroğlu mu, seve seve vermeyenler mi?