Vur? Vur ötekine. Vur berikine. Vur!.. Vurdukça vur. Tüm hıncınla. Tüm hırsınla. Tüm varlığınla. Tüm gücünle. Tüm çılgınlığınla. Tüm gerçekliğinle. Tüm olduğun gibi görünebilme erdeminle. Tüm çektirilenlerin bedel ödettirme arzunla. Vur ha vur!.. Vur yaşamın alçaklığına. Vur sevgisiz sevgilerin tuzağında düşenlerin aptallığına. Vur tüm hafif numaralara. Vur buğulu gözleriyle ?ben de? diyenlerin körelmiş sevgisiz yüreklerine. Vur yollara kendini. Vur dostum vur sevdanın yakıp darmadağın ettiği çiçeklerin intikamına. Vur ağaçlara. Vur dalgaların hırçınlığına. Vur tık tık tık sihirinin aptallığına. Vur benliğini vur? Vur ki boşalasın. Vur ki kurtarasın kendini yaşanmış acıların isyanlarından. Vur ki görecek günler gelmesin. Vur ki bitmek bilmeyen gel-gitleri ile işkence çektirenler uçsun. Vur ki tamburun mızrabı ses versin. Vur ki kordon boylarındaki Can Yücel şiirleri anlam kazansın. Vur ki sabır eden gönüller özgür kalsın. Vur ki yarınların tutsaklığına son verilsin. Vur ki sevgiye aç yürekler kuş olup süzülsün yeni sevdalara. Vur ki her şeye rağmen dünyanın güzelliği ve ayrıntılarında saklı gizemlerinde nice mutlulukların saklı olduğu gerçeğini unutulmasın. Vur ki Orhan Baba ?ya evde yoksan? şarkısını daha keyifli söylesin. Vur ki can yakanların canı gülmesin. Vur ki kırmızı güllerden süslü buketler boş dönmesin. Vur ki siyah yıldızlar da gülümsemeyi öğrensin. Vur ki ?telaşe yok? türküsüne Alaaddin Gelen ses versin. Vur ki sil baştan yapabilesin. Bu nedenle vur. Şiddet yok bu vuruşta. Saygısızlık hiç yok. Kin intikam gibi cehaletin izi de olamaz ki. Ama ?vur? yine de sen. Sevgiyi taşımaya hakkı bulunmayan sevgisizliğe tutsak olanlara vur. Vur ki, keşfetsinler aşkı. Vur ki, çiçeğin anlamını öğrensinler. Vur ki, ?BİZ? kavramının içini doldurabilme yürekliliğini ortaya koysunlar. Vur ki, yarın tek başlarına kaldıklarında ?ben nerede hata yaptım? dememeyi bugünden görsünler. Vur ki, numara çekmesinler. Vur ki, ?sevdamın ardında koşacak kadar cesarete sahip yüreğim var? diye bağırabilsinler yıldırımlar çakan yamaçlara. Vur ki, ürün almaya çok az zaman kaldı. Vur ki, dağıtılsın bir anda var olan varlıklar ve yok sayılsın. Çırılçıplak. Yalın. Ve doğal. Kabul edilsin yaşam. Ve düşünülsün. Yaşamı anlamlı ve güçlü kılan sevgi ile sevgiye özlem gözlerden geçirilsin. Maddiyat ve sevgi. Parasız mutluluk olmaz diyenlere inat, mutluluğun tercih edilebilme kararlılığı ortaya konulsun. Ergüder Yoldaş?ın insanlara küsüp de, çöplüklerde kurduğu yeni yaşamın temellerinin enerjisi dolansın damarlarda. Canlı canlı. Doping olsun umutlar. Dikilsin ayağa. Koşsun. Koştukça çoğalsın sevgi. Sevdanın çağlayanları tikritinin yamaçlarından dökülsün. Çılgınca. ?Ceketimi alır çıkarım yola? inancıyla yüklü bulutlar yol göstersin. Geçit versin sevginin önüne dikilen ?istemezük?çüler. Yaşamı para-pul-makam-unvan-şımarıklık çizgisinde tutanların masalları iflas etsin. Çöksün villalar. Yıkılsın varlıklar. Bitsin havalar. Sona ersin gökyüzünde halının üstünde dolaşmalar. Ayaklar yere bassın. Herkes sevginin önünde diz çöksün. Sevgiyi alkışlasın. Sevginin önünü açsın. Sevgiye yol versin. Sevgi de koşsun ?sevgisiz olmaz, yapamıyorum? diyen aşkın sevdalı kollarına. Onlar sevsin sevgiyi. Sevgi de mutluluğu yaşasın. Sevgisiz kalmasın sevgi. Not: Bu yazı malum yılbaşında yazılmıştır. Kimse daha öncekiler gibi üzerine alınmasın lütfen.