RAMAZAN`I VURDULAR
Eyüp BEKTAŞ
Ramazan ayı geldi ya; siz seyreyleyin şimdi yoksula yardım adı altında duygu sömürüsüyle karışık siyaset yapanları.
Tek kelime ile rezillik.
Yardım yapmanın reklamı olur mu?
Oluyor.
Bir torba yardım paketiyle basının karşısına geçip boy boy resim çektirenlerin, yoksulun sırtından pirim kazanma çabaları ne kadar çirkin bir fotoğraf olarak arşive giriyor.
İğrenç.
Dahası çok ayıp.
Yardımlaşmanın özü ve güzelliği, gizli tutulması ve kalması değil mi?
Gizli olursa anlamı olur çünkü.
Kurum ve kuruluşların parasıyla yardım yapıp veya iftar verip kamuoyuna hava basanlar ceplerinden tek kuruş harcamadan tribünde şeref locasına oturarak, gökyüzünden yoksullara ve topluma bakıyorlar.
Uçuş hali.
Abartılı ve boyalı.
Yağlı ve pişkin.
Bir tuhaf nokta da, yoksulu soyanlar yine yapıştıkları yoksulun sırtından gelecek rantı elde etmeye çalışıyorlar.
Ramazan ayının anlamı bu mu?
Ve; ramazan ayını bu kadar çok sömürenler ne zaman ?dur!? sözünü duyacaklar?!!
Tadı çoktan kaçtı ramazanlarımızın.
Kaçırdılar ve şimdi de sömürüyorlar.
Sıra sıra.
Acımasız ve arsızca?
AİLE TERBİYESİ
Gazeteci Mehmet Demirkol?a yapmış el kol hareketini, göğsünde ay yıldızlı bayrağımız olan formamızı taşıyan milli takımın kaptanı Emre Bey.
27 yaşında çocuk, kendisinden yaşça çok büyüklere ?..?. koyayım? der gibi hareketler çekiyor sahada.
İşte terör.
Bu açıkça terördür.
Tribündeki terörün artmasına ve azmasına sebep olan oyuncular yok mu?
İşte Emre Bey örneği.
Aile terbiyesi konusunda bilgi sahibi olamadığımız Emre Bey, hakaret ediyor aynı hocası gibi.
?Hesap vermem?, ?iki mezar kaz!? gibi sözlerle meydan okuyan Fatih Bey, 300 asgari ücretlinin maaşını da cebe götürüyor.
İsviçre maçındaki rezaletin kahramanı Fatih Bey, tüm Türkiye ağır bedel öderken, kendisi bir şey ödemedi ki.
Herkes istifa etti, Fatih Bey etmedi.
O bir kahraman (!)
Hatta derebeyi.
Ne Fatih Bey, ne de Emre Bey Türkiye?nin fotoğrafını hiç yakışmıyor.
Çünkü büyüklerimiz bize; sporcunun zeki, çevik ve de AHLAKLISINI öğrettiler.
LİMANSIZ KALINCA
?Bundan böyle hangi parti, işçiden, memurdan, esnaftan, garibandan yana değilse, ve bu kesimlere sömüreceğini açık açık söylerse ben oyumu o partiye vereceğim? diye söylenerek 22 Temmuz?un altında kalmanın hazımsızlığını yaşayanlar, şaşkınlıklarından sığınacak liman bulamadıklarını ifade ediyorlar.
Liman yok.
Ne limanı?
Siyaset limanı.
Merkez sağ da ve merkez sol da politika üretememenin bedelini tüm toplum öderken, önümüzdeki aylar içinde olası bir erken yerel seçim de gündeme gelebilir.
Öyle ya, yüzde 47?i arkasına almış bir iktidar 5 yıl seçimsiz bir dönemde ülke sorunlarına (ya da Ameri-kan?ın istediklerine) çözüm üretebilir.
Yiğidi öldür, ama hakkını yeme.
Bu iktidarı tepeden tırnağa kutlamaktan başka seçenek mi var?
Kimi limanda keyif sürerken, kimileri de limansız kalmanın umarsızlığını yaşıyorsa, bu gerçeği kabullenmenin ötesinde ne yol var?
Yok?
Tanrı limansız kalanları korusun?
Amin?amin? amin?
Yorumlar