Kendi adıma uzun sayılabilecek bir tatildi. Gittiğim yörelerde gazetesiz kaldığım, radyo, televizyon ve internet gibi çağdaş iletişim olanaklarından yoksun geçirdiğim günlerim oldu.Bazı koylarda cep telefonum da çalışmadı. Yine de dinlenebilmeyi gönlümce beceremedim. Bilinen bir deyiştir; dünyanın en ücra köşesine de gitseniz kaygılarınız,sorunlarınız hep sizinle birliktedir. Beni tedirgin kılan kişisel ya da ailesel meselelerden öte bir şeydi.Toplumca içine düştüğümüz kaos.Birbirini yabancı, sevgisiz, hatta düşman gözlerle süzen, her geçen gün birbirinden biraz daha uzaklaşan bireylerin oluşturduğu bir toplulukta yaşıyor olmak.Gençlik yıllarını omuz omuza yaşadığımız kimi arkadaşlarımızın şimdiki yaşlarında insana,çevreye, dünyaya umursamazca fırlattıkları bakışlar. Kimlik arayışındaki insanlara yönelttikleri kuşku, biraz da öfke içeren söylemler. Farklı cinse kullandıkları kaba ve müstehcen dil. Oluşması için cumhuriyetin ilk günlerinden başlayarak pek çok çaba harcanmış değerler bütününün inanılmaz çöküşü. Duyulansa salt derin bir yalnızlık. Onca kalabalık ortasında yabancılık ve uzayıp giden bir yalnızlık... Tatil dönüşü havaya girmek kolay oluyor. Düşünmek için çok zamanınız yok.O yapılacak,şu iş görülecek, şuraya yazı yetişecek falan.Üstelik aynı frekanstan konuşabileceğiniz, dertleşeceğiniz dostlarınıza ulaşabilmek de an meselesi. Elbette dost kitaplarınız da sizi bekliyor olacak.Döndüğümde beni bekler bulduğum kitaplar arasında özellikle ikisinden söz etmemek olmaz.Biri çok değerli yapıtlar yayınlayan Bilgi Üniversitesinden. Nergis Canefe?nin ?Anavatandan Yavruvatana Milliyetçilik, Bellek ve Aidiyet ?başlığını taşıyan çalışması.Şöyle bir karıştırdım, ilk fırsatta titiz bir biçimde okumalıyım. İçeriği dolu, bilgilendirici böylesi yayınlarla tanışıklığımı sağladığından ötürü dost Fahri Aral?a teşekkür borcumu eda etmeliyim. Öteki kitap yayıncılık yaşamına yeni katılan ve nitelikli eserlere kapılarını açan Gürer Yayınlarından.?Tanzimat?tan 12 Marta Türkiye?de Siyasi Cinayetler?adını taşıyor.Yazın emekçisi,araştırmacı Alpay Kabacalı?nın ilk basımı Altın Kitaplar?da 1993?de çıkan çalışmasının yeni baskısı. Kitap Tanzimat?la başlayan 12 Mart 1971 askeri rejimine dek uzanan siyasi cinayetlerin izini sürüyor. Kanlı Babıâli baskınından, öldürülen ilk gazeteci Hasan Fehmi?ye, Ali Şükrü?nün öldürülmesi ve Topal Osman olayından, Mustafa Muğlalı?nın ünlü ?33 kurşun? olayına ,Sabahattin Ali?nin öldürülmesi,Ahmet Emin Yalmana yapılan suikast gibi siyasi tarihimizin çoğu aydınlanamamış,üstü örtülmüş cinayetlerini bellek yoksunu bizlere bir kez daha anımsatıyor. Şöyle diyor ön sözünde Kabacalı; ? Israrla söylemekte yarar var: 21. yüzyıla da sıçrayan siyasal cinayetlerin sorumluluğu,hiç kuşkusuz öncelikle ?faillerin? ve onların ardındaki karanlık güçlerin, sonra siyasal iktidarların üzerindedir ama, kara lekeler ne yazık ki Türkiye?nin aydınlık yüzüne yansımaktadır.? Şovenizmin tavan yaptığı günümüzde Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve son olarak Hrant Dink gibi ülkenin aydınlık insanlarını gözlerini kırpmadan katledenlerin yeni avlar peşinde olmasından daha doğal bir şey olabilir mi ? Hele de en üstten en alta toplumu saran bu vurdum duymaz hava sürerken.