BİZDEN SONRA DOĞANLARA
Turgay OLCAYTO
Günlük sorunlardan daraldığımda, çevremde tanık olduğum yapay gülümsemelerin ardındaki ihanetleri sezdiğimde, toplumsal çalkantıların bireyleri ne denli edilgin kıldığını, kişisizleştirdiğini fark ettiğimde bir büyük sanat kuramcısına, Bertolt Brecht?e sığınırım. Onun tiyatro yapıtlarından, şiirlerinden, yazılarından güç almaya çalışırım. İnsanlık için daha pek çok yapıt verebileceği bir döneminde 14 Ağustos 1956 yılında 58 yaşındayken öldü büyük usta. Tiyatroya getirdiği yenilikler, kuramının sinemaya etkileri, savaş karşıtlığı, oyunları ve şiirleri ise yaşıyor. Genç sanatçıların, yönetmenlerin ve barıştan yana kitlelerin rehberi olarak etkisini sürdürüyor.
Brecht?in 50. ölüm yıldönümü hemen tüm ülkelerde önemli etkinliklere sahne oldu. Türkiye?de yıl boyu sürdürülen etkinlikler 28 Mart ?ta İzmir Alman Merkezi?nde düzenlenen bir toplantı ile son buldu. Brecht hakkında yazılan kaynak kitaplar arasında önde gelenlerinden biri olarak niteleyebileceğim Marianne Kesting?in aşağıdaki satırları, belki de onun yaşantısının ipuçlarını bize en iyi anlatan sözcüklerden oluşuyor:
?Çelişkilerle dolu bir yüzyılda direniş figürü olması Brecht?i, çağımızı baştan başa kaplayan büyük çatışmanın odak noktasına yerleştirmektedir. Onun büyüklüğü buydu. Trajedisi ise bu çatışmanın, yalnızca kendi kişiliğinde, çözülememiş olmasıdır.??Bizden Sonra Doğanlara? kanımca Brecht?in yalnız zorlu yaşamını değil, yüzyılın günümüzde de pek değişmeyen insana, insanlığa acımasız yüzünü de ortaya koyması açısından en değerli şiirlerinden biridir. Şiiri Almanca aslından çeviren Veysal Atayman ve Zeynep Özkan?ın çevirilerinden sunuyorum:
?Gerçekten de, karanlık dönemlerde yaşıyorum!
İyimser sözlerin aptallık; kırışıksız bir alnın
Duyarsızlık belirtisi olduğu. Gülen,
Korkunç haberi
Henüz almamış demektir.
Ne biçim dönemler bunlar ki
Onca rezillik karşısında bir suskunluğu içerdiğinden
Ağaçlardan konuşmak nerdeyse suç.
Orada tasasızca caddeyi geçen adam
Sıkıntı içindeki dostları için
Ulaşılmaz biridir artık.
Doğrudur: Geçimimi gene de sağlıyorum
Ama inanın: Bir rastlantı bu yalnızca.
Yaptığım hiçbir şey, doyasıya yeme hakkını vermez bana
Tesadüfen paçayı sıyırmışım. (Şansım yaver gitmezse,
Hapı yutarım.)
Bana ye iç sen, diyorlar. Şükret bulabildiğine!
Ama nasıl yer içerim ben, eğer
Yediğimi açların elinden almışsam ve
Bir bardak suyumdan bir susuz yoksunsa?
Ne edeyim ki yiyip içiyorum.
Bilge olmayı da isterim.
Neyin bilgece olduğunu: Eski kitaplar da yazıyor,
Kendini dünyanın kavgasının dışında tutmak ve kısa ömrünü
Korkusuz yaşamak,
Bir de şiddetsiz yapabilmek
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek
İsteklerini gerçekleştirmemek, onları unutmak
Bilgece sayılıyor.
Gerçekten de, karanlık dönemlerde yaşıyorum.
Kentlere huzursuzluk döneminde indim,
Açlık kol gezerken.
İnsanlar arasına çalkantı sırasında karıştım
Ve onlarla birlikte öfkelendim.
Böyle geçti yeryüzünde
Bana verilen ömrüm
Yemeğimi savaşlar arasında yedim.
Uyumak için katillerin arasına uzandım.
Aşkı görmezden geldim.
Ve doğaya sabırsız gözlerle baktım.
Böyle geçti yeryüzünde
Bana verilen ömrüm.
Yollar gelip bataklığa dayanıyordu zamanında
Dilim, beni kasaplara ele verdi:
Pek az şey yapabildim. Ama egemenler
Bensiz daha güvenliydiler umudundaydım.
Böyle geçti yeryüzünde
Bana verilen ömrüm.
Güçler çok azdı. Hedef
Çok uzaklardaydı.
Benim için ulaşılmaz olsa da
Apaçık görünüyordu.
Böyle geçti yeryüzünde
Bana verilen ömrüm.
Bizleri yutan tufanın
İçinden yükselecek olan sizler
Düşünün bizim zaaflarımızdan söz ederken
Sizlerin atlattığınız
Karanlık dönemleri
Pabuçlarımızdan çok ülkeleri deşiştire değiştire
Sınır savaşlarından geçtikse de, umutsuzduk
Yalnızca haksızlık varken ve başkaları yokken
Ama şunu biliyoruz
Alçaklığa duyulan kin de
Gerer yüz hatlarını,
Haksızlığa duyulan öfke de
Kısıklaştırır sesleri. Ne yazık ki
Dostluğun toprağını hazırlamak isteyen bizler
Kendimiz dost olamadık.
Ama sizler,
İnsanın insanın yardımcısı olduğu
O günler geldiğinde
Anın bizleri
Hoşgörüyle.
Yorumlar