5237 sayılı Türk Ceza Yasası?nın yürürlüğe girmesinden önce 2279 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkındaki Yasa ile düzenlenmiş bulunan tefecilik suçu , 5237 sayılı yasa ile ilk kez genel ceza yasasına dahil edilmiş. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu?nun 241. Maddesine göre ?her kim kazanç elde etmek amacı ile bir diğer kişiye ödünç para verirse 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ila cezalandırılır?. 2279 sayılı yasada suçun oluşması için tefeciliğin meslek haline getirilmesi şartı aranmakta iken yeni Türk Ceza Kanunu ile bu şart kaldırılmış ve bir kez dahi olsa eylem gerçekleştirilse suçun oluşması için gerekli şartların tamamlandığı kabul edilmiştir. Ayrıca, diğer yandan 2279 sayılı yasada tefeciliğin cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası iken 5237 sayılı yasa ile suçun cezasının alt sınırı 2 yıl ve üst sınırı da 5 yıl olarak kabul edilmiş bulunmaktadır. Görüldüğü gibi kanun koyucu, tefecilik eylemlerindeki fazlalığı ve mağduriyetlerdeki artışı göz önüne almış bu nedenle suçun cezasını arttırmış, yine kayıt dışı kazancın önüne geçmeye çalışmış bulunmakta. Bir işçi memleketi olarak ilçemizde tefecilik suçunun mağdurları genel olarak işçiler olarak karşımıza çıkmakta, Erdemir?in, TTK?nın ve ayrıca diğer sanayi ve iş kollarının ülkemiz standartlarına göre daha yüksek ücret politikası uygulaması nedeni ile bu durum, tefecilik faaliyeti yürütenlerin daha da iştahını kabartır görünmektedir. Belirttiğimiz iş kollarında çalışan insanlar genel olarak geçmişinde büyük ekonomik güçlük çekmiş insanlardan oluşmakta. Birden, kendilerince, çok paraya ulaşan bu insanlarımız, sanki geçmişlerinden intikam alırcasına, düşüncesizce para harcamaya başlamakta, nasıl olsa öderim! düşüncesi ile de harcamalarını arttırdıkça günü gelmekte tefecilerden para almak zorunda kalmaktalar. Para talebinde bulunan işçilerin zaten yüksek maaş almakta olduğunu bilen ve tefeci olarak tabir edilenlerse yüksek faizlerle borç vermekte ve karşılığında açık senet almaktadır. Geliri ile orantısız olarak harcama yapanlar, günü geldiğinde borçlarını ödeyememekte, borçlarını ödemesin diye adeta dua eden tefecilerde açık senetlerin üzerlerine çok yüksek meblağlar yazarak icraya başvurmaktalar. Türk Ticaret Yasası?nın ve Türk Ceza Yasası?nın boşluklarından yararlanan tefeciler yüksek meblağlardan icraya koymuş oldukları bu senetleri, DEVLET ELİ İLE tahsil etmekteler. Zira, Türk Ticaret Yasası?na göre, senetlerin veriliş sebebinden bağımsız olması sebebi ile mağdurlar senet üzerinde yazılı miktar kadar borçlu olmadıklarını ispatlayamamakta. Diğer yandan esnaflarımız da, bankaların kredi verirken uygulamış olduğu prosedürün uzunluğu, kefil talep etmeleri, ya da geçmişlerinde ekonomik güçlük yaşamış olmaları sebebi ile bazen banka kredisi kullanamamakta, mecbur kaldıkları için bir tefeciden yüksek faizle borç almak zorunda kalmaktalar. Yine , çok acil olarak nakit paraya ihtiyaçlarının olması da insanları tefecilerden para almaya itmektedir. Tefecilerden para alan insanların bilinçsizliği, düşüncesizce hareket etmeleri, yasal konulardan habersiz olmaları bu insanlarımızı mağdur etmektedir. Esasında mağdurlar genel olarak tefecilerden para alan insanlar da değil , bu insanların eşleri ? çocukları ? anne/ babaları olmakta, büyük sıkıntıyı bunlar çekmekteler. Hiçbir suç cezai yaptırımla önlenemeyeceği gibi tefecilik suçu da cezai yaptırımla önlenebilecek bir suç değil. Bazen tefecilik kadar tefecilerden para almanın da suç olarak kabul edilmesi tartışılmakta, ancak bu durum suçun aydınlatılmasını önleyeceğinden çok da makul görünmemektedir. Zira , cezai yaptırımla karşılaşacağını gören bir insan bu kez faizle para aldığını inkar etmek yoluna gidecek ve bu durum da suçun aydınlatılmasını engelleyecektir. Devletin, bankalardan kredi alınmasını kolaylaştıracak çözüm yolları ortaya koyması, vergi denetimini etkinleştirmesi ve her şeyden önemlisi insanların bu konularda bilinçlenmesi, diğer suçlarda olduğu gibi, tefecilik olaylarını da engelleyecek etkenler olarak görünmekte. Kolluk güçlerini, tefeci olarak tabir edilen bu insanlara karşı verdiği mücadeleden ve yapmış oldukları operasyonlardan dolayı bir kez daha kutlamak gerekir. Alın teri dökülmeden elde edilen her kazanç değeri bilinmeyen kazançtır. Bu suçların mağdurları ise, bin derece ateşe karşı ya da yerin 500 metre altında kazma sallayarak para kazanmakta , yani kazandıkları her kuruşu alınterleri ile hak ederek yaşamaktalar. Oysa, cahilce yapmış oldukları bir olayın acısını kendilerinden fazla aileleri çekmekte. Bizim elimizdense ?lütfen dikkat edin!? demekten başka hiçbir şey gelmemekte.