Holokost sözcüğünün tarihsel ve ansiklopedik anlamından işe başlayalım. Holokost deyimi Nazi Almanya’sı ve işbirlikçisi ülkeler tarafından 1933-1945 yılları arasında yedi milyondan fazla Yahudi’nin sistematik biçimde katledildiği soykırım sürecinin tanımıdır. Yunanca “Tamamen yıkılmış” anlamına gelen bu terim İbranice’de “Felâket /Şoa” sözcüğünde karşılık bulmaktadır.

Nazi ideolojinin çok önemli bir bölümü olan Yahudi düşmanlığı Hitler’in iktidara gelmesinden sonra daha da güç kazanmıştır. Hızla radikalleşen Alman ırkçılığı Nazi liderlerinin “Yahudi sorununa nihai çözüm” olarak adlandırdıkları bir planla sonuçlanmıştır. Bu plan sonucu başta Almanya olmak üzere Avrupa’daki Yahudiler, örgütlü ve sistemli olarak katledilmişlerdir. Önce büyük kentlerin çevresinde gettolar oluşturulmuştur. Orada toplanan Yahudiler zorla çalıştırılmışlar, daha sonra da ölüm kamplarına gönderilmişlerdir.Bu soykırım 1941-1945 yılları arasında bütün vahşetiyle uygulanmıştır. Almanya’daki Chelmno, Belzec, Sobibor, Treblinka ve ünü dünyaya yayılan Auschwits kamplarında toplanan Yahudiler özel yapım gaz odalarında topluca öldürülmüşlerdir. Bu gaz odaları kukla yönetimlerin yardımıyla Avrupa’nın çeşitli köşelerine taşınmışlardır.

Hitlerin talimatıyla toplu cinayetleri doğrudan planlayanların başında Hermann Göring, Heinrich Himmler ve Adolf Eichmann sayılabilir. Sayısız Alman askeri, polisi, memuru, hâkimi, iş adamı, sanayicisi, avukatı, gazetecisi, öğretmeni, mühendis, doktor ve hemşiresi kısaca kamuoyunun ezici çoğunluğu bu tarihsel cinayete alkış tutmuştur! Çok sayıda Alman, Yahudi komşularının ev ve eşyalarını duruma göre satın almış, el koymuş veya yağmalamıştır.

Savaş başlamadan önce durumu fark eden Alman Yahudiler ülkelerinden kaçarak canını kurtarmıştır. Diğer Avrupa ülkelerinde de aynı durum söz konusudur. Örneğin sadece Polonya’dan iki yüz bin Yahudi kaçmayı başarmıştır.

Genç Türkiye Cumhuriyeti bu felaket ortamında onurlu bir sınav vermiştir. Paris’te, Marsilya’da, Rodos adasında görevli Türk diplomatları Behiç Erkin, Selahattin Ülkümen, Necdet Kent, NamıkKemal Yolga yüzlerce Yahudi’ye T.C. pasaportu vererek gaz fırınlarından kurtarmıştır.

Dünyaca ünlü Yahudi bilim adamı Albert Aynştayn’ın girişimi ve Atatürk’ün daveti üzerine birçok akademisyen Türkiye’ye gelerek hizmet vermişlerdir. 1933 Üniversite reformuna katkıda bulunmuşlar, binlerce tıp doktoru, hukuk, ekonomist, diplomat, idareci, mühendis ve sanatçı yetiştirmişlerdir. Bugünkü TBMM, Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi, Musiki Muallim Mektebi ve bakanlıkların altında bu mimar ve mühendislerin imzası vardır. Hukuk alimi Prof.Dr.Ernst Hirsch T.C. yurttaşı olmuş, İstanbul ve Ankara Hukuk Fakültelerinde yenilikler yapmış,memleketimize binlerce akademisyen, hâkim, savcı ve avukat kazandırmıştır.

İkinci dünya savaşı bitince Yahudiler dünyanın dört bir yanında yaşamlarını sürdürmüş ve ayrı bir inceleme konusu olacak İsrail devletini kurmuşlardır. Özellikle ABD’de güçlü bir sermaye ve diplomasi lobisi oluşturan Yahudiler, Holivut’taki film sektörüne de el atmışlardır. Binlerce film holokost dönemini anlatan senaryoların konusu olmuştur. Aradan geçen zamana karşın olay canlı tutulmakta bu tür filmlerin modası hiç geçmemektedir.

Bu arada Yahudi ve Siyonist kavramlarını açıklamakta yarar var. Yahudilik, binlerce yıllık dini ve etnik kimlik iken, Siyonizm 19. Yüzyılda ortaya çıkan siyasal ideolojidir. Yahudilik Tanrı inancına ve kutsal metin Tevrat’a bağlı dini sistem iken Siyonizm, Filistin topraklarında bağımsız bir Yahudi devleti kurmaya ve Yahudileri burada toplamayı hedeflemekteydi. Günümüzde bu amaca ulaşan Siyonizm, vahşi ve emperyalist yöntemlerle Tevrat’taki “Vaad edilmiş topraklar” efsanesini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Yani Mısır’daki Nil Nehri ile Anadolu’daki Fırat Nehri arasındaki topraklara göz dikmiş durumdadır. İsrail’de iktidara ortak olan koyu, katı ve gözü dönmüş Siyonizm, ABD’de yine koyu ve katı bir tarikat/cemaat olan Evangelistler’le ortaklık halindedir. Bilim ve akıl dışı bu iki akım günümüzde insanlığın baş belasıdırlar!Zamanla ABD’nin önemli siyasal mevkilerine gelen Henri Kisıncır gibi önemli Yahudiler günümüzde de bu dünya jandarmasının dış politikasına yön verdirmekteler.

***

Gelelim günümüze… İnsanlık 28 Şubat 2026 gününden bu yana yüreği ağzında ve çaresizce “Bugün hangi cinayet işlenecek, kaç masum çocuk, yaşlı, kadın ve erkek bombaların altında yok olacak?” sorusuyla baş başadır. İsrail haydut devleti ABD/İran savaşı başlamadan önce sürdürdüğü sistemli cinayetleri işlemekte ve en son Gazze’de olduğu gibi, hastane, okul, ev ayırt etmeden Filistinli Arapları yok etmektedir. 1914-1918 yılları arasında Osmanlı devletinin coğrafyasını paylaşmak üzere yapılan Birinci Dünya Savaşı sonunda, İngiliz emperyalizmi ile iş birliği yapan Araplar cetvelle çizilen sınırlar içinde devlet kimliği kazanmışlardır. Bugün bile kabile kültüründen “Ulus devlet” kimliğine geçemeyen Araplar, eski deyimle Mağripten Maşrıkauzanan topraklarda çeşitli devlet isimleri alarak yaşamaktadırlar. Mağrip (Arapça batı) Fas, Cezayir, Tunus, Libya, Morintanya’yı içine alır. Maşrık (Arapça doğu) ise Mısır’dan başlayarak doğuya doğru uzanan Arap ülkelerini yani Orta Doğu’yu kapsar. Bu yapay devletler, Suriye, Lübnan, Ürdün, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn, Kuveyt’ten oluşmaktadır. Hepsinde ABD yanlısı kabile iktidarları ve ABD üsleri vardır. En önemli özellikleri ise dünyamızın zengin petrol ve doğal gaz yataklarına sahip olmalarıdır. Daha da önemlisi Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) Fas’tan Orta Doğu’ya oradan da Orta Asya içlerine uzanmaktadır.

ABD’nin Orta Doğu’daki olmazsa olmazı bir din devleti kimliğiyle İsrail’dir. 1947’de mütevazi sınırlar içinde kurulan İsrail devleti Araplarla yaptığı her savaştan galip ayrılmıştır. ABD emperyalizmine ve İsrail’e kafa tutan her Arap yönetimi tasfiye edilmiş yerine İsrail’in varlığını özümseyen kukla yönetimler getirilmiştir. Suriye, Irak ve Libya yakında tanık olduğumuz canlı örneklerdir. ABD “İbrahim Anlaşmaları" ile ehlileştirdiği petrol zengini yönetimleri İsrail için tehlike olmaktan çıkarmıştır.

***

Bugün Metenyahu ve Tramp uluslararası hukuk bir yana her türlü ahlaki, vicdani ve insani duyguları paspas yaparak art arda sistematik cinayet işlemekteler. Müslüman coğrafyasını Araplardan ibaret sanan bu iki katil İran’ı da aynı kefeye koydular. Binlerce yıllık devlet geleneği olan İran’ın petrollerine kolayca sahip olacaklarını sandılar. Günümüzün yıldızı Sançez’in yönetimindeki İspanya kadar cesur olamayan Arap yönetimleri ise tarihin yüz karası sıfatını çoktan hak ettiler. İran, iktidar ve muhalefeti ile birleşerek emperyalizme karşı vatan savunması yapıyor.

Hitler’in ruhu ve silüeti Avrupa semalarında dolaşıyor. Vaktiyle kendisine teslim olmuş Almanların Yahudi soykırımını onaylamaktan öte alkış tuttuğu günleri anımsıyor! Onların aradan geçen yıllara karşın duydukları kompleksi bir türlü üzerlerinden atamadıklarını görüyor. Dün Nazi soykırımını alkışlayan Alman kamuoyunun bugün de İsrail ve ABD soykırımını savunması tarihte az rastlanan bir garip ve onursuz yinelemedir!

Hitler kendisinin Almanya için “Kader” veya üstün bir güç tarafından gönderilmiş bir kurtarıcı olduğuna inanıyordu. Tramp ise daha da ileri giderek hazırlattığı videolarda İsa Mesih’in yerine geçiyor! Hitler’in soykırımına seyirci kalan Katolik aleminin lideri Papa’yı siyasal sinemanın ustası Kosta Gavras çevirdiği “Amen” filmi ile tarihin kayıtlarına geçirmişti. Şimdiki Amerikalı Papa ise cesurca Tramp’a karşı çıkıyor. Avrupa kamuoyu Gazze’de ve İran’daki soykırımı şiddetle kınıyor.

Bu tepkiler yetiyor mu? Koskoca bir hayır! Milyarlarca insanın gözleri önünde iki haydut devlet soykırım yapıyor. Daha işin içinden nasıl çıkacağını bilmeyen Tramp Küba’yı yutmaktan söz açabiliyor. Bu sınavda sadece Netenyahu / İsrail, Tramp / ABD değil onlara seyirci kalan insanlık da kötü not aldı.

Tarihin verdiği hükmün tashihi (Düzeltmesi) temyizi yoktur. Tarihin kara kaplı defterine geçen kişi ve yönetimler her gelecek kuşak tarafından yeniden lânetlenir! Tarih genellikle olayların üstünden belirli bir süre geçtikten sonra kararını açıklar. Ama bugün farklı. Daha İsrail/ ABD/ İran savaşı bitmeden hükmünü verdi ve kara kaplı defterine geçirdi: Holokost 2026 nokta!

#kemalanadol #holokost #tarih #tramp #hitler #türkiyecumhuriyeti