BİZİM Gazete serüvenim başlayalı 10 yıl olmuş. Ne denli hızla geçiyor yıllar. Sanat sayfasının editörü Ergun Köknar’ın unutmadığım dostça ısrarıyla önceleri ne kadar sürdüreceğimi düşünmeksizin başladığım yazılarıma sonraları büyük bir keyifle devam ettim. Eski yazılarımı karıştırdım şöyle bir. "Paylaşma Üstüne" başlıklı ilkyazım 25 Mayıs 1999 tarihinde yayımlanmış. Başlarda amacım okuduğum, sevdiğim kitapları, yazarları okurla paylaşmaktı. Yazılara denk düşen bir şiir koymayı da unutmadan. Böyle bir metin oluşturma esinini Murathan Mungan’ın yeniden alıntılayacağım şu satırlarına borçlu olduğumu da vurgulamışım ilkyazımda: " ...Yazarken de okurken de bir yalnızlık olan kitabın, yalnızlığını gideren şey, paylaşmanın coşkusudur bence. Kitap dağıldıkça zenginleşir; her birimizde bıraktığı ne kadar farklı olsa da. Çünkü sonuçta ya da günün birinde birbirimizi okuduğumuz kitaplardan tanırız."  Sonra yıllar yılları kovaladı; yazılar sürdü gitti. Şu on yıla ulaşan çabama ekleyeceklerim de var elbet… Ne düşünüyorsam, neye inanıyorsam onu yansıtmaya çalıştım yazılarımda. Sayıca az ama öz dostlar edindim. Onlar benim eleştirmenlerim, yol arkadaşlarım oldu. Ne yazık bunlardan bir bölümü beni yarı yolda bırakıp yitiverdiler yaşamdan. Yüreğimde bitimsiz birer sancı bırakarak. Ergun Köknar, (Amele) Erol Özkök, Semih Balcıoğlu ve (Komünist) Yılmaz Öztürk artık yanımda değiller. Ama kitaplarla paylaşılan dostluklar sürüyor. Yenidünya düzeninin toz dumanı arasında birbirimize, en çok da genç kuşaklara güç verme yolunda uğraş veriyoruz sabırla, sevgiyle... Edip Cansever’in dizeleriyle söylersek: "İçimizde birbiriyle konuşan yaprak bolluğu / Yalnızlık bir başına kalmıştır."
Edip Cansever’den söz açmışken onun bir şiiri ile sonlamak istiyorum yazımı. Şiirimizin doruklarından biriydi Cansever. 28 Mayıs 1986 yılında yitirmişiz. "İşte Bir Eklem Yeri Daha" adlı şiirini birlikte okuyalım:

" İşte bir eklem yeri daha
Doğayla ben, benimle doğa.

Var, o kadar unutturacak şey var da
Neden bir o, bir söğüt ağacı
Sayısız yapraklarıyla karşımda

Acı bir tütünden çıkardım bu şarkıyı
Kalbimde doğup batan güneşlerden
En çok da bir karanlığı bırakıp gittiler bana
Ve bu suskunluğu, bu karamsarlığı
Sözgelimi içimde hiç kımıldamadan duran
bir çarşıya.

Var o kadar unutturacak şey var da
Neden bir o, bir söğüt ağacı
Sayısız yapraklarıyla karşımda"