Her yerde , her meydanda,her gazetede söylemler hep şöyle:

 

Hadlerini bildireceğiz,

Gereğini yapacağız,

Bedelini ödeyecekler,

 

Yapın artık.

Artık “yapacağız” “edeceğiz” zamanı değil yapmak etmek zamanı…

 

Merak ediyorum mesela Kandil ne oldu?

Şehitlerimizin kanları yerde mi kaldı?

 

Az hasarlı yapılara girebilirsiniz diyen bakana güvenip giren halk girdikleri yapıların altında kaldı…Aynı şey Japonya’da olsa eminim ki bunu söyleyen bakan harakiri yapardı.

 

Gereği yapılacaktı ama sonuç yok…

 

E su uyur düşman uyumaz.Ramazan dedik biz şehit verelim ama mübarek ayda can almayalım dedik ana kuzularının kanlarının akıtılmasına müsaade ettik.Ki her gün bence Allah’ın mübarek günüdür çünkü her gün biz insanlara sunulmuş bir armağandır…

 

Deprem yeri oldu yangın yeri…Kış,kar,soğuk,korku,çocuklar…

 

Dur durak bilmeden devlet orada gereğini devamlı olarak yapmalı…

Bölgeden göçler başlıyor…

 

Deprem kaçınılmaz ama depremde göz göre göre can vermek yanlış yer seçim kararlarına yerel yönetimlerin izin vermesi ve kalitesiz binalar yapan inşaat müteahhitleri…

 

Bunun vebalini nasıl üstlenebiliyor ki bu insanlar…

 

Ve bu kadar sorun varken,doğu sınırlarında savaş varken bedelli askerlikte nereden çıktı.Hep garibanın torpili olmayanın çocukalrımı can verecek savaşacak…Nasıl bir sosyal devlet anlayışı bu…İnsan devletine güvenemez ise kime nasıl nerde güvenip yaşayacak ki…

 

Böyle bir dönemde bedelli askerlik şehitlerimize ancak vurdumduymazlık olur…

 

Artık eylem zamanı…

Devlet;

Kızma,

Bağırma,

Yakınma,

Ağlama yeri değil eylem yeridir