Yasal düzenlemelerin, Genel Hükümler başlıklı Birinci Bölümü   “AMAÇ VE KAPSAM”ı hükme bağlar.4857 sayılı Yasa’nın ilk hükmü de bu başlıkla  kurulmuş bulunmaktadır.

 

Madde hükmünde “Bu kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.

 

Bu kanun 4.üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine,bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.

 

İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler,3.üncü maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın bu kanun hükümleri ile bağlı olurlar.” denilmektedir.

 

1475 Sayılı İş Yasasından farklı biçimde düzenlenen Yeni Yasa’da tanımlar değişmiş işçinin gerçek kişi olduğu, hizmet akdi yerine “İş Sözleşmesi” tanımına yer verildiği görülmektedir.

İş Hukukunun aktörlerini oluşturan kişilerin öncelikle tanım’larının bilinmesi, daha sonra bunların hak, borç ve sorumluluklarıyla  hukuki açıdan birbirleriyle ilişkilerini  incelemek mümkün olabilecektir.

 

İŞÇİ;

 

İş Hukukumuzda  işçi, kısa bir tanımla iş sözleşmesiyle çalışanlara  denilmektedir.4857 Sayılı İş Yasasının 8.maddesinin 1.fıkrasında “İş sözleşmesi ,bir tarafın   (işçi) bağımlı  olarak iş görmeyi,diğer tarafın ( işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan sözleşmedir.” hükmolunmuştur.

 

Görüldüğü üzere iş sözleşmesi, iş görme ,ücret ve bağımlılık unsurlarından oluşmaktadır.İşçi sıfatının kazanabilmek için tarafların serbest iradeleriyle oluşan iş sözleşmesi ilişkisinin bulunması ön koşuldur.Örneğin ,cezaevlerinde yapılan çalışmalarda tarafların serbest iradesi olmadığından işçi niteliğinin kazanılması söz konusu olamaz.

Aile yardımlaşması çerçevesinde yapılan çalışmalarda da iş sözleşmesinden söz edilemez.Ancak ana-baba ve çocuklar arasında yazılı iş sözleşmesi yapıldığında işçilik niteliği kazanabilinir.

Yine işçi olabilmek için işverenin özel sektör olması gerekmez.İşverenin kamu kuruluşu veya devlet olması durumunda da işçilik niteliğinin kazanılması mümkündür.Vasıflı veya vasıfsız kol işçisi gibi bir hukukçu,mühendis,doktor sanatçı veya bilim adamı da, İş Sözleşmesi yapılmak koşuluyla  işçi niteliğini taşıyabilir.Ayrıca İş Sözleşmesi ile İş Görme akitlerinin birbirinden ayrılması gerekmektedir.Örneğin istisna akdi,vekalet akdi ile çalışanlar işçi değildirler.

 

İş Yasasının 1.maddesinin 1.fıkrasına göre,”Bu kanunun amacı işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve  çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.”yine yasanın 2.maddesinin 1.fıkrasında “Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi…denir” denilmektedir.Ancak İş Sözleşmesiyle çalışıyor olsalar bile,Yasanın 5.maddesinde sayılan istisna işyerlerinde çalışanlar  işçi değildirler.

 

Gemi Adamı;

Deniz İş Kanununa göre de, “Bir hizmet akdine dayanarak gemide çalışan kaptan,zabit ve tayfalarla diğer kimselere ……                 ”          Gemi Adamı” denir. Yasa kapsamında bir gemide çalışan kişi Deniz İş Kanununa göre İŞÇİ sayılır.

 

“Fikir İşçisi”

Basın İş Kanununa göre de işçi sayılanlar Yasanın 1.maddesinin 2.fıkrasında “Bu kanunun şümulüne giren, fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı yasanın 4. maddesinde de “gazeteci ile kendisini çalıştıran işveren arasındaki iş akdinin yazılı şekilde yapılması mecburidir.” hükmolunmuştur.

 

Buna göre bir gazete, dergi veya ajansta çalışan yazılı iş akdince çalışanlar fikir işçisi olup gazetecidir. Gazetecilerle ilgili Sosyal Güvenlik Yasası gereğince ödenecek primleri de diğer işçilerden ayrı tutulmuştur.

 

İş Hukukumuzda, Yasalar açısından bakıldığında işçi tanımı değişmektedir. 2821 Sayılı Sendikalar Yasasının 2.maddesinin 1 fıkrasında “hizmet akdine dayanarak çalışanlara “işçi denilmesi gerektiğine hükm olunmuştur. Yine aynı maddenin 2.fıkrasında “Bu kanun bakımından araç sahibi hariç nakliye mukavelesine göre esas itibariyle bedeni hizmet arzı suretiyle çalışmayı veya neşir mukavelesine göre eserini naşire terk etmeyi meslek edinmiş bulunanlar ve adi şirket mukavelesine göre ortaklık payı olarak esas itibariyle fiziki veya fikri emek arzı suretiyle bu mukavelenin aynı durumdaki herkese açık olması kaydıyla bir işyerinde…” çalışanların da işçi sayılacağı hükme bağlanmıştır.

 

2822 Sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası anlamında kimlerin işçi sayılacağı konusunda açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak Yasa’nın 2. maddesi dikkate alındığında Toplu İŞ Sözleşmeleri işçi sendikası ile işveren veya işveren sendikası arasında iş akdi ve diğer hakların imzalanmasını esas kıldığından, iş akdi ile bağlı kişilerin işçi kabulü gerekir.

 

ÇIRAKLAR;

Çalışma hayatı içinde yer alan işçi benzeri kişiler Çırak’lar 3308 Sayılı Yasa hükmüne göre çalışanlardır. En önemli özelliği işyerlerinde ihtiyaç duyulan vasıflı işçilerin yetiştirilmesidir.Temel öğe meslek ve sanatın öğretilmesidir.

Mesleki Eğitim Kanunun 25.maddesine göre çırağa Asgari Ücretin % 30 oranında ücret ödemesi öngörülmüştür.

 

STAJYERLER;

Stajyerler ne işçi ne de çırak sayılırlar.Stajyer öğrenciler bir meslek hakkında kurumsal bilgilere sahip olan ancak işyerindeki uygulamaları izleyerek pratik bilgilerini geliştiren kişilerdir.Stajyerin işyerine kabulü tamamen eğitime bağlı olup, işverenin bir ücret ödeme borcu yoktur.Stajyerler İş Kanunu kapsamında tutulmamaktadır.

 

Ancak son düzenleme 4857 Sayılı İş Yasası,   77.maddesinin son fıkrası ile her dönem tartışma konusu olan hukuki boşluğu giderecek istisna bir hüküm getirilerek İş Sağlığı ve güvenliği ile ilgili tüzük ve yönetmeliklerin çırak ve stajyerlere de uygulanacağı öngörülmüştür.

 

Sosyal Bilimci Max Weber’in yaşadığı yıllarda işçilerin giydiği mavi tulumlardan yola çıkarak yapılan sınıflamaya göre, bedensel yoğun emekle çalışan işçilere “Mavi Yakalılar”,ofis işlerinde çalışan, işverenlerce yürütülen işlerin bir bölümünü yüklenen ve işverenlere yakın çalışanlara ise “Beyaz Yakalılar” denilmektedir.Son yıllarda bunlara Altın Yakalılar da eklenmiştir.İşyerlerinin İş Yasalarına aykırı olmayan   İç Yönetmelikleri gereği “beyaz yakalılar” ve “mavi yakalılar” ayrımı, işin niteliğinden kaynaklanmaktadır.Kendilerini işçi olarak kabul etmeyen “beyaz yakalılar” da işçidir.Yasaların tanıdığı  sendikal haklar ‘toplu iş sözleşmesi ‘ dahil tüm haklardan yararlanmaları gerekmektedir.

 

Yukarıda belirtilmeye çalışılan  yasal düzenlemelerde “ iş sözleşmesi” ,”hizmet akdi” gibi tanım farklılıkların giderildiği,Uluslar arası normlara uyarlılığın sağlandığı  ve  çelişkilerin düzeltildiği Çalışma Hayatı dileğiyle..

  

Sevgiyle,Sağlıklı Kalınız.  

[email protected]