Facebook’ta dolanırken Kandillideki kara tren diye bir resim eklenmiş…
O resmi görünce dalıp gittim. Aklıma çocukluğum ama ilk olarak rahmetli anneannem geldi. Kara tren denilince aklıma hep anneannemin şalvarıyla o trenin neredeyse boyuma gelen basamağına bir çırpıda çıkıverişi gelir aklıma. Hayret ederdim çünkü ben çıkamazdım inerken de atlayamazdım. Anneannem kolumdan tutar çekiverirdi trene ya da yolcular yardım ederdi.

Çocukluğumun ilk yıllarında dolmuş bile yoktu Ereğli’ye. Tren “Kara Tren” vardı. Biraz büyüdüğümde dolmuşlar çalışmaya başlamıştı ama yinede pek tercih etmiyorduk çünkü dolduğu anda katlığı için yaklaşık 3 saat gibi bir süre beklemek zorunda kalıyorduk. Bu sebepten tren daha cazipti. Zaten tren daha keyifliydi.

Çocukluğumun en büyük keyiflerinden biriydi “Kara Tren”…
Kandilli’de geçen çocukluğumun her anı keyifti aslında ama en önemlileri tren, varagel, TAK ve ormanda böğürtlen toplamak idi.

Tren yolu ormanın içinden geçer yer yer köylerde duraklarda dururdu. İnanılmaz keyifli bir yolculuk olurdu.

O sökülen raylar o yıkılan köprü çocukluğumu aldı götürdü benden. Medeniyeti benimsemiş bütün ülkelerde her yere raylar döşenirken biz hazırda olanı söküyoruz…

Ne olurdu Kara Trenimiz bir Alemdar Gemisi gibi sergilense idi.Rahmi Koç’un müzesine gidince bir baktım Lokomotif kendi kendime kesin bu bizim Kara Trenin lokomotifidir dedim.

Kandilli… Zavallı bir kasaba… Zonguldak dışlandı deniliyor ya birde Kandilli’ye baksınlar asıl dışlanan neresi…

Her gelen yol için söz verir ama sonuç ortada…
Kendimi bildim bileli o çöp orada… Ayıbımız… Kültürümüzün noksanlığı… Unutulmuşluğumuzun vurdumduymazlığımızın simgesi…
Utanç kaynağımız…

38 yaşına geldim bu yaşıma kadar oradan her geçişte burnumu kapattım hala kapatıyorum…
Deniz manzaralı 5 yıldızlı çöplük…

Şimdi biz ilerliyor muyuz? Yoksa her geçen nesile gerilemiş kentler mi teslim ediyoruz?
Geçmişine sahip çıkamayan geleceğini nasıl kuracak ki!
Kandilli ülkedeki siyasilerin memlekete değil kişilere hizmet anlayışı, bölgecilik misyonları ve bencilliklerini açıkça anlatıyor bence