Bireysel İş Hukuku,İş Yasa’ları  uyarınca Sürekli,Süreksiz, Daimi,Geçici veya Mevsimlik vb hangi adla  olursa olsun taraflar arasında oluşturulacak geçerli İş İlişkileri sonucu, işe başlatılan İşçinin statüsüne bakılmaksızın İşyerinde İş Görme Borcu,İşin Özenle Yapılması, İtaat Borcu,Sadakat Borcu ve  Rekabet Etmeme Borcu gibi Ödevleri öngörmektedir.

 

İş İlişkisinin temel aktörü İşçinin yapmakla ödevli işi, bizzat kendisi tarafından yapılması esastır. İş Edimi’nin başkası tarafından yapılması söz konusu olamaz, devredilemez. İşçinin yapmakla yükümlü olduğu iş’in türü ve kapsamı İş Yasasının hükümlerine uygun emredici kurallara, var ise Toplu İş Sözleşmesi ve İşyeri İç Yönetmelik  hükümlerine uygun olarak belirlenir. İş Sözleşmelerinin yazılı yapılmasının  esprisi,işin tanımı konusunda önem arz etmektedir.Yapılacak iş miras yolu ile varislerine de devredilemez. İşveren tarafından Yönetim Hakkına dayanılarak  işçinin yapacağı iş, önceden somut olarak bilgisayar operatörü,şoför,tornacı gibi belirlenmiş olduğunda işçiden bu mesleğe göre çalışması istenilecektir.Ancak yapılacak iş, vasıfsız iş olarak  belirlendiğinde dürüstlük kurallarına uygun olarak işçi  her türlü işte çalıştırılabilecektir.

 

Genel olarak vasıflı işçinin işi’nin değiştirilmesi işçinin onayı ile mümkündür.Ancak olağanüstü hallerde yangın,deprem,su baskını gibi hallerde vasıflı  işçinin işi de geçici olarak değiştirilebilinir.

İşin Özenle Yapılması,bir işin görülmesi için geçerli olan kurallara uygun olarak iş görme borcunun  yerine getirilmesidir.Özenin derecesi mesleki gelenekler ve işyerindeki uygulamalara göre belirlenir.İşçi bu olguları  dikkate alarak işi yerine getirmelidir.İşçi mesleki bilgisi ve ehliyeti dışında iş yapmaya zorlanamaz.Mesleki yetenek konusunda işçinin nitelikleri  deneme süreli iş sözleşmesi ile  saptanabilinir.

 

İşçinin işi görme borcu ile itaat borcu birlikte değerlendirilmesi gerekir.İşverenin işin yapılması sırasında işçinin davranışlarıyla ilgili hukuka uyarlı talimatlarına aykırı davranmak itaat borcunu yerine getirmemesi anlamını taşır.İş Yasalarına, Hukukun Genel hükümlerine,objektif iyi niyet kurallarına aykırı talimatlara, işçinin  uymak zorunluluğu bulunmamaktadır.

 

İşverenin kapı denetimleri,işçinin üstünün aranması ve sigara içme yasağı gibi yönetim hakkına dayanarak getirdiği kurallara ve talimatlara uyulması gerekmektedir.

Anayasa’nın Özel Yaşamın Gizliliği ve Kimsenin Üstünün ve Eşyasının aranmayacağını hükme bağlayan 20.maddesine karşın, bazı işkollarında yapılan işin türü   İşçinin üstünün aranmasını zorunlu kılabilir.Örneğin kolay taşınabilinir alet ve malzemelerin dışarıya çıkarılabilmesi.İş Sağlığı ve Güvenliği açısından iş güvenliğini tehlikeye sokabilecek maddelerin içeriye sokulmasının önlenmesi için kapı denetimi kaçınılmaz olabilir.Maden ocaklarında kibrit,çakmak taşınması, dolayısıyla sigara içilmesinin önlenmesi için işçinin üstünün aranması gerekir.Bu konunun  münakaşa edilmesi bile, kabul edilemez.

 

İşçinin işyerinin çıkarlarını koruma,işverenin ekonomik veya mesleki sırlarına zarar verecek her türlü davranıştan kaçınmasını gerektiren durum, sadakat borcunu kapsamaktadır.

İşçi işyerinde doğruluk ve işyerine bağlılığa uymayan davranışlarda bulunamaz. Sır saklama yükümlülüğü altında bulunan işçinin bilgi,teknoloji ve becerileri deşifre etmesi,öğrendiği bilgileri üçüncü kişilere açıklaması,satış ile ilgili  müşteri listelerini veya ticari bilgileri veyahut işverenin kişisel ve mali durumunun açıklanması sadakat borcu ile ilgili hususlardır.

 

İşyerinde karşılaşılan her türlü arıza ve aksaklıkları zamanında işverene bildirmek sorumluluğunda olan işçinin, işi bırakıp gazete okuması, bilgisayarda oyun oynaması, uyuması, hastalık bahanesiyle izin isteyip özel işlerini takip etmesi,izinli olmadığı halde iş saatlerinde maça gitmesi,raporlu iken başka işyerinde çalışması,rüşvet veya hediyeler alması,3.şahıslara hediye karşılığı işi ile ilgili bilgiler vermesi,belgelerde tahrifat yapması,işverene ait parayı bankaya yatırması gerekir iken kendi nam ve hesabına kullanması, diğer işçileri işverene zarar verecek boyutta kışkırtması, üretimi düşürecek işi yavaşlatacak çalışma gibi davranışlar, sadakat borcuna aykırılık teşkil eder.Bu gibi davranışlar yasal olmadığı gibi etik açıdan da doğru değildir.

 

Problemli ve uyumsuz çalışma,mesleki birikimi ve yeteneği ne olursa olsun işyerlerinde istenilmeyen durumlardandır.

İşyerinin üretime ilişkin plan ve projeleriyle, işçinin işvereniyle herhangi bir şekilde  rekabet etmemesi de sınırlandırılabilinir.İşçinin yaptığı İşe ilişkin özel bilgi ve formüller iş sözleşmesinin sona ermesi durumlarında da korunmasını gerekli kılabilir.İşçinin işyerinde çalışmakta iken veya işten ayrıldıktan sonra aynı işi yapmaması gerektiği yolundaki veyahut aynı işi yapan başka bir firmada çalışmamak gibi sınırlandırıcı sözleşmelerle Rekabet Etmeme Borcu yerine getirebilinir.

 

Rekabet Etmemek Borcu,işçinin işverene önemli sayılacak ekonomik yönden zarar vermesini önlemek için yapılacak bir sözleşmedir.Uygulamada çok karşılaşılan bir sözleşme türü olmadığı ancak bazı işyerlerince yapıldığı bilinmektedir.Rekabet yasağı işçinin ekonomik yönden geleceğe ilişkin bir sınırlama niteliğini taşımaması da gereklidir.Çalışma hayatı içinde emekli çalışanların çoğunlukta olduğu günümüzde, böyle bir sınırlamanın  hükümsüz olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. 

 

Rekabet Etmeme Borcu ile ilgili sınırlamanın Borçlar Kanunun  349,351 ve 352.madde hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekir.Bir işçinin iş ilişkisinin sona ermesinden itibaren sınırsız çalışmasını engellemek hakkaniyet ilkelerine aykırıdır.Yer ve çalışma alanı yönünden objektif iyi niyet kurallarına uygun olmayan sözleşmelerin geçersiz sayılacağına ilişkin Yargıtay Kararları uyuşmazlıkların çözümünde esas alınmalıdır.

 

İş Yasalarında yukarıda sayılmaya çalışılan “İşçinin Ödevleri” başlığı altında İş Yasalarında   bir hüküm bulunmamaktadır.Ancak 4857 Sayılı İş Yasasının İşverenin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hakkı’nı öngören  25. maddesinin ‘Ahlak ve İyi Niyet Kurallarına Uymayan Haller ve Benzerleri’ başlıklı II .fıkrasının,Doğruluk ve Bağlılığa ilişkin ‘e ‘bendinde,

“İşçinin işverenin güvenini kötüye kullanmak hırsızlık yapmak işverenin mesleki sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması”

 

İşçinin işini  yapması ile ilgili ‘h’ bendinde;

“İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi”

İşin özenle yapılması konusundaki ‘ı’ bendinde;

 “İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi,işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması”

sayılmıştır. 

 Yine 4857 Sayılı İş Yasasının İş Sağlığı ve Güvenliği’ne ilişkin Beşinci Bölümünde öngörülen 77.maddesinde de işçilerin işyerlerinde iş güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla ödevli olduğu hükme bağlanmıştır.

 

Bireysel İş Hukuku uyuşmazlıkları kendine özgü bir yapılanma göstermektedir..Bu nedenle İşçilerin yasal yükümlülüklerini ve haklarını bilmeli ve öğrenmelidir.Her somut olay ile ilgili sorunların  hukuk kuralları,yargı kararları, işyeri iç Yönetmelik hükümlerine ve hayatın olağan akışı içinde özelliklere göre değerlendirilmesi ve çözümlenmesi  gerekir.

    

Sevgiyle,Sağlıklı Kalınız.

 

 

fozturk.01@ hotmail.com