İş Hukukumuzun Yeni İş Yasası, 4857 Sayılı İş Yasası’nın  madde sıralaması kapsamında  diğer bireysel İş Yasaları da göz önünde bulundurularak bildiklerimizle yola çıkarak bilgi sunmayı sürdürmekteyiz.

İşverenlerin kuracakları işyerlerini, ilgili makamlara yasal süre içinde bildirmeleri önemli yükümlülüklerinden biridir.

“ İşçilerin Korunması” temel ilke olmakla birlikte işyerleri ile işletmelerin  ekonomik ve teknik zorunluluklarının da göz ardı edilmemesi gerekliliği, sorgulanamaz bir gerçektir. Bu ilke ışığında düzenlenen İş Yasalarının, Özel  ve Kamu Hukuku alanına tam olarak girmeyen ancak her ikisinin de özelliklerini taşıyan bir hukuk dalı olduğu öğretide anlatılır.

Devlet, işçiyi korumak ve kamu düzenini sağlamak amacıyla emredici kurallar getirerek bu hukuk dalına, kamu hukuku niteliğini kazandırmıştır.

İşte bu niteliği ile Avrupa Birliği ve ILO, Uluslararası Çalışma Örgütü normlarına uyum sağlayacak biçimde 1475 Sayılı İş Yasasının yerine 10.06.2003 tarihinde 4857 Sayılı İş Yasası getirilmiştir.

 Yenileşme ve değişim anlayışı ile düzenlenen yeni İş Yasası hükümleri, bundan önce olduğu gibi Çalışma hayatını düzenleyen Bakanlığın taşra birimleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürlüklerince uygulanacaktır.

 

Bir başka anlatımla Yasa’nın  İşin Yürütülmesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği konularını kapsayan Yönetmelik hükümleri Bakanlık İş Müfettişlerince denetlenerek, düzenlenecek Raporların uygulama makamı Bölge Müdürlükleridir.Bu bakımdan Bölge Müdürlükleri kayıtları önemlidir.

 

Yasa koyucunun  İŞYERİNİ BİLDİRME başlıklı 4857 Sayılı Yeni İş Yasasının 3.maddesini de düzenlemesinin amacı,  bu anlayışın sonucu olduğunu düşünmekteyim.

 

İşyerini Bildirme yükümlülüğü, İş Yasalarının ilk hükümleri arasında yer almış, işverenlerin yerine getirmesi gerekli aksi halde İdari Para Cezası uygulanmasını öngörmektedir. Hatta geçen yıllarda yaptırım gücünün caydırıcı nitelikte olmaması tartışılan, değiştirilmesi istenen maddeler arasındadır. Bize göre İşyerini Bildirme, işverenlerin Bölge Müdürlükleriyle  tanışmalarını sağlayacak ilk işlem olması bakımından da önemlidir.

 

İrdelemeye çalıştığımız 3. Madde hükmünde ”Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte bir işyerini kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu kısmen veya tamamen değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son veren ve işyerini kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını, çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve adreslerini bir ay içinde Bölge Müdürlüğüne bildirmek zorundadır” denilmektedir.

 

İkinci fıkrası 15.05.2008 tarih ve 5763 Sayılı Yasa ile değiştirilerek, ”Bu Kanunun 2 nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren, kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge Müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler…..” olarak öngörülmüştür.

 

Yine madde hükmü’ne 4884 Sayılı Yasa ile ”Ancak, şirketlerin tescil kayıtları ise ticaret sicili memurluklarının gönderdiği belgeler üzerinden yapılır ve bu belgeler ilgili ticaret sicili memurluğunca bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ilgili Bölge Müdürlüklerine gönderilir” Ek fıkra getirilmiştir.

 

İşyerini bildirme yükümlülüğüne aykırılık durumunda” İdari Ceza Hükümleri”ni öngören 4857 Sayılı İş Yasasının 98.maddesi 15.05.2008 tarihli 5763 Sayılı Yasasının 8 maddesi ile “Bu kanunun 3 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkralarındaki işyeri bildirme yükümlülüğüne aykırı davranan işveren veya işveren vekiline çalıştırılan her işçi için Yüz Yeni Türk lirası…İdari Para Cezası verilir.

Bu para cezasının kesinleşmesinden sonra bildirim yükümlülüğüne aykırılığın sürmesi halinde takip eden her ay için aynı miktar ceza uygulanır.”  değiştirilmiştir.

 

Yasa koyucunun İşyerini Bildirmeye ilişkin 3. ile İdari Para Cezasıyla ilgili 98.madde hükümlerini kanun yapma  tekniği yönünden eleştirmek istiyorum. 3. maddede 4884 sayılı yasa ile getirilen ek üçüncü fıkra var iken, 5763 sayılı yasa ile ikinci ve dördüncü fıkra ifadeleri kullanmak yerinde olmamıştır.

 İdari Para Cezası ile ilgili hükümde de Yeni Türk Lirası ifadesinin halen yer alması, Türk Lirasını 2007 yılında kullanmaya başladığımızdan adeta habersiz olmak uygun düşmemektedir.

 

Öte yandan bu düzenlemelere karşın 18.02.2009 tarihinde Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında 5838 sayılı Kanunun 5.maddesi, 5510 sayılı Yasaya ek madde getirmiş” İşverenler tarafından 8 nci  9 uncu ve 11 inci maddelere göre Kuruma yapılan sigortalı ve işyerlerine ilişkin bildirimler; 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun 3 üncü maddesi, 2821 Sayılı Sendikalar Kanunun 62 nci maddesi 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun 48 inci maddesi ve 4857 Sayılı İş Kanunun 3 üncü maddesi hükümleri uyarınca Bakanlık ile ilgili Bölge Müdürlüklerine ve Türkiye İş Kurumuna yapılması gereken bildirimlerin yerine geçer” hükmüyle Bölge Müdürlüklerine yapılacak İşyeri Bildirim Yükümlülüğü ve İdari Para Cezası uygulaması kaldırılmıştır. 

Madde hükmünün Genel Gerekçesine bakıldığında işverenlerin yasal prosedür yönünden ayrı ayrı formatlar düzenlemelerinin iş yüklerini arttırdığı ifade ediliyor. İşverenlere yüklenen bürokratik işlemlerin bu düzenlemeyle azaltılacağından söz ediliyor.

 

Yine İşyeri Tescili ile ilgili önümüzdeki süreçte alt yapının hazırlanmasıyla uygulamaya geçilmesi öngörüldüğünden, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılan işyeri bildirimlerinin diğer birimlere de yapılmış sayılması gerektiği gerekçe olarak gösteriliyor.

 

Bize göre işyerini bildirme yükümlülüğü işverenlere bürokratik yük getirmeyecek, aksine birimler arası kaosu kaldıracaktır. Şayet tek numara sistemi getirilecek ise, ALT YAPI HAZIRLandIKTAN sonra Yasa değişikliğine gidilmesi uygun olacaktı, diyoruz.

 

Yıllarca İş Hukuku içinde işçi ve işverenlerle birlikte  birçok uyuşmazlığın çözümlenmesi noktasında olmam nedeniyle kanun yapma tekniğine uyulmamanın nedenlerini anlamakta zorluk çekiyorum. En azından  13.02.2011 tarih ve 6111 Sayılı Torba Yasa düzenlenir iken maddi hatalar düzeltilir, değişiklikler hükme bağlanabilinirdi.

Düşüncelerimi yinelemek istiyorum..  Yine İşyerini Bildirmenin Bölge Müdürlüklerine yapılmamasını “Affedilmez Yanlış” olarak kabul ediyorum. Yoksa Bölge Müdürlükleri için başka düşünceler mi var.?.. Acaba bu değişikliklerle Avrupa Birliğine Üyelik için uyum sürecini tamamlamış mı  sayılacağız ? diye soruyorum. Daha çok sorularımız olacak.…

 

Bu bakımdan İşverenler için de delil sayılacak Bölge Müdürlüğü işlemlerinin öneminin önümüzdeki süreçte anlaşılmasını diliyorum.

 

Sevgiyle, sağlıklı kalınız.