Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın kamuoyundan saklanan ve çılgın proje olarak da merak uyandırılan seçim yatırımı en büyük projesinin İstanbula yeni bir boğaz yapmak olduğunu şaşalı toplantı ile öğrenmiş bulunmaktayız.
Erdoğanın çılgın mı çılgın (!) projesini açıkladığında, geçmişle bugün arasında tanık olduğum olayların tazeliğinde 1994deki yerel genel seçimlerle ilgili anılara bir tur attım.
1991deki Bayrampaşada yapılan ara seçimleri kazanan DSP, Davut Fırıncıoğlunun ölümü ile boşalan Bartındaki belediye başkanlığı seçimlerini de kazanmak için çok çalışmıştı. Hatta Bülent Ecevit Bartına seçimden bir gün önce ikinci bir ziyaret daha yaparak başkanlığı bize verin Bartınlılar dedi. DSP-ANAP arasında geçen seçimleri az bir fark ile kazanan ANAP oldu. Dönemin Başbakanı Mesut Yılmazın seçimlerdeki, en büyük seçim vaadi de Oylarınızı ANAPa verin Bartını il yapacağım sözü oldu. Seçim sonrasında Mesut Ylımaz gerçekten de sözünü tuttu ve Bartın 1991 yılında il yapılarak Zonguldaktan koparıldı. Bu karardır ki, Kdz. Ereğlinin de il olmasının önünü kapamıştır.
Neyse!
Atı alan çoktan Zonguldakı geçti.
Bayrampaşa seçimlerinin DSP açısından sıçrama tahtası olması ile yükselen grafiğin genel seçimlerde de yükseltilmesi için Ecevitler çok çalıştı. DSP, 1994 Yerel Genel Seçimlerinde İstanbul Belediye Başkanlığına, üç yıl önce Bayrampaşada zafer kazanan Necdet Özkanı aday gösterdi. Bülent Ecevitin de bizzat katıldığı toplantıda da İstanbul için projeler açıklanırken, vaatler arasında ikinci bir boğaz yapılacağı vardı.
Hatta iyi hatırlıyorum bu proje o zaman medyada ise bir hayli eleştirilirken, hayali gibi sözlerle alay konusu bile yapılmıştı.
Nereden nereye.
1994den bu yana 17 yıl geçti ve ilk kez DSP tarafından renkli fotoğraflarla hazırlanıp basına dağıtılan boğaz projesine AKP sahip çıktı.
Demek ki DSP ve Ecevit doğru projeyi gündeme taşımız ki, Başbakan Erdoğan projeye çılgın adını takarak kamuoyuna sundu.
Bu proje doğru mudur değil midir elbette uzmanlık işi.
Ama bir de konuların teknik boyutlarını bir kenara saygıyla bırakarak düz mantıkla değerlendirmek diye bir görüş de var.
İnsanlar düşüncelerini açıklamalı.
Doğru veya yanlış konuşabilmeli.
Ve bu düşünceleri de tartışabilme kültüründe olabilmeli.
İstanbula düşünülen boğaz geçişi konusunda herkesin mutlaka bir bildiği vardır.
Ummadığın insanlardan da topluma ışık olacak fikirler çıkabilir.
Neden olmasın ki!..
Türkiyede en garip uygulama, Trakya ve Anadolu diye iki ayrı topraktan oluşan ülkemizde büyük toprak parçası Anadolunun güçlendirilmesi yerine, yatırımların sürekli Trakya bölgesine yapılmasıdır. (Anadolunun 647,500 km², Trakyanın ise ise 23.764 km2 olduğunu da ayrıca belirteyim.)
Bu nedenle ülkenin bütün kaynakları; İstanbuldaki boğazı yeraltından ve yerüstünden geçmek için harcanıp durulur. Dahası İstanbula yapılacak üçüncü havaalanı da nedense Anadolu yakasına değil yine Trakyaya düşünülür.
Başbakanın çılgın projesi de aynı mantıkla hazırlanmış ki İstanbula yapılacak boğaz Trakyada.
Düz mantığa kısa devre yaptıran bu görüş peki ne kadar doğru.
Ne kadar hakça paylaşımdan yana?
İstanbulun iki yakasında Karadeniz ile Marmara denizi var.
Karadenizi en kestirmeden Marmara ile bağlamak için Karasu ile Kandıra arasından bir yerden Körfeze boğaz yapılabilir.
Hem İstanbul gibi maliyeti yüksek olmaz, hem de hem kara hem de deniz trafiğini daha da rahatlatır.
Tık Marmaraya, tık Karadenize geçebilirsin.
Hatta İstanbula düşünülen üçüncü boğaz köprüsünü de bu bölgeye yaparak Trakyadaki yığılmanın önüne geçerken, Marmara ile Batı Karadenizi bütünleştirirsin.
Sözü burada dolandırmaya hiç gerek yok.
Alın bir Türkiye haritası önünüze ve bir bakın bakalım!
Ve sonra da aklınıza yatan hangi mantığın olduğunu söyleyin.
Türkiye sadece Trakya değil.
Türkiyede Anadoluda var.
Hele ki bu Anadoluda Zonguldak gibi sürekli veren ve verdiğinin karşılığını alamayan kentler de var.
İstanbulun Trakya yakasında boğaz geçişi yapmak yerine, Karasu-Kandıra arasından Körfeze geçiş yapılabilir ve üçüncü havaalanı da bu bölgeye kazandırılır.
Bunun ötesi haksızlıktır.
Yanlıştır.
Hakça paylaşım değildir.